YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13931
KARAR NO : 2023/8238
KARAR TARİHİ : 12.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/751 E., 2023/107 K.
SUÇ : 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet
SUÇ TARİHLERİ : 27.02.2015, 09.03.2015
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Asıl Dava Yönünden;
1.Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2015/353 Esas, 2015/471 Karar sayılı kararı ile sanığın 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na (5809 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 16.660,00 TL adlî para cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesi’nin 27.11.2019 tarihli ve 2019/31999 Esas, 2019/14645 Karar sayılı ilâmıyla; ”…ön ödeme emri tebligatının usule aykırı olduğunun anlaşılması karşısında; mahkemece sanık için 5809 sayılı Kanun’un 63/9. maddesinde yazılı adlî para cezasının alt sınırından hesaplanacak ön ödeme teklifinde bulunulmasıyla aynı maddede yazılı 10 günlük süre içinde ön ödeme şartının yerine getirilmesi beklenerek, sonucuna göre açılan kamu davasının düşmesine veya devamına karar verilmesiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, ön ödeme işlemleri yerine getirilmeksizin yazılı gerekçeyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2020 tarihli ve 2020/27 Esas, 2020/219 Karar sayılı kararı ile sanığın 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 16.660,00 TL adlî para cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
4. Mahkemenin bu kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesi’nin 24.03.2021 tarihli ve 2020/7028 Esas, 2021/3512 Karar sayılı ilâmıyla;
“…Mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Kabule göre de;
1)UYAP ortamında yapılan araştırmada, sanık hakkında benzer eylem nedeniyle açılan başka bir kamu davasında Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/702 Esas, 2016/131 Karar sayılı “mahkûmiyet” hükmü verildiğinin tespit edilmesi karşısında;
Anılan dosya getirtilip incelenerek, suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK’nun 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
2)İddianamede müsadere talebi olmayan 14 adet cep telefonunun müsaderesine karar verilmesi…” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2022 tarihli ve 2021/305 Esas, 2022/616 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulü uygulanarak sanığın 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 15.600 TL adlî para cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
6. Sanığın itirazı üzerine Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin temyize konu edilen 10.03.2023 tarihli ve 2022/751 Esas, 2023/107 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, aynı Kanun’un 63 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 20.820,00 TL adlî para cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.06.2023 tarihli ve 2023/62411 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
B.Birleşen 2022/539 Esas Sayılı Dosya Yönünden;
1.Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2016 tarihli ve 2015/702 Esas, 2016/131 Karar sayılı kararı ile sanığın 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 16.660,00 TL adlî para cezası ile
mahkûmiyetine karar verilmiştir.
2. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 16.05.2022 tarihli ve 2021/14816 Esas, 2022/9395 Karar sayılı ilâmıyla;
”…1)Sanık hakkında 05/11/2015 tarihli iddianameyle 5809 sayılı Kanunun 63/9. maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığı tarafından ön ödeme teklifi yapıldığı, dosya kapsamında yer alan ön ödeme bildirimine göre ön ödeme miktarının o aşamaya kadar yapılan 9 TL tutarında masraf ile birlikte 100.009-TL. olarak verildiğinin anlaşılmakla,
5809 sayılı Kanunun 63/9. madde-fıkrasında düzenlenen eyleminin ön ödemeye tabi suç kapsamında kaldığı, 5809 sayılı Kanunun 63/9. maddesi gereği alt sınırın 1000 gün adlî para cezası üzerinden belirlenmesi gerektiği, buna göre sanığın ödemesi için öngörülen ön ödeme miktarının, TCK’nun 52. maddesindeki alt sınıra göre 20 TL’den öngörülen süreyle çarpılması sonucu hesaplanacak 20.000,00 TL olması gerekirken savcılık tarafından 100.000,00 TL olarak hesaplanması, dolayısıyla hatalı hesaplanan geçersiz ön ödeme bildiriminin, soruşturma ve kovuşturma şartını yerine getirmediği gözetilmekle, mahkemece TCK’nun 75. maddesi gereği hakim tarafından hesaplanacak ön ödeme tutarının süresi içinde ödenmesinin, tüm sonuçlarıyla birlikte sanığa bildirilmesiyle kovuşturmaya devam edilmesi gerekirken anılan işlem yapılmadan soruşturma şartının gerçekleştiği düşüncesiyle sanık hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
2) Mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu…” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2022 tarihli ve 2022/539 Esas, 2022/643 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının, Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/305 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın 2021/305 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteği; telefonların kaçak olduğunu bilmediğine, zamanaşımının dolduğuna, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince indirim yapılması gerektiğine, lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ettiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinde bulunduğuna, kurum zararını ödeme isteğinin reddedilmesinin kanun ve hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usûl ve kanuna aykırı olduğuna, sanığa ait olmayan telefonlar nedeniyle üzerine atılı suçtan verilen adlî para cezasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, telefon sahibi olduğunu beyan eden şahıslar dinlenilmeden eksik yargılamayla verilen kararın bozulması gerektiğine ve re’sen tespit olunacak nedenlerle sanığın beraatına karar verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Asıl davaya ilişkin 27.02.2015 tarihli tespit, el koyma ve yakalama tutanağına göre; olay günü saat 11.30 sularında Kiremithane mahallesi Doğuş Hastanesi önünde yol kenarında bir şahsın elinde poşetle şüpheli bir biçimde beklediğinin görülmesi üzerine kolluk görevlilerince şahsın yanına intikal edildiği, polis kimlikleri gösterilmesinden sonra şahsın yapılan kimlik tespitinde sanık …
olduğunun tespit edildiği, sanığa yanında bulunan poşet içerisinde ne olduğu sorulduğunda cep telefonu olduğunu beyan ettiği, bunun üzerine sanığa Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2015/988 Değişik İş sayılı önleme araması kararı gösterilerek poşette yapılan aramada 16 adet cep telefonu ele geçirildiği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 18.03.2015 tarihli yazısı ve ekindeki sorgulama sonuçlarını gösterir belgeye göre ele geçen telefonlardan 2 adet cep telefonunun elektronik bilgilerinin değiştirilmiş olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
2. Birleşen davaya ilişkin 09.03.2015 tarihli olay tutanağına göre; olay günü sanığa ait 33 adet kaçak cep telefonu ele geçirildiği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 13.04.2015 tarihli yazısı ve ekindeki sorgulama sonuçlarını gösterir belge ile 30.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre ele geçirilen cep telefonlarından 6 adet cep telefonunun elektronik bilgilerinin değiştirilmiş olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
3. Sanığın tüm aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmediği, ele geçen tüm cep telefonlarının tamir için bırakılan telefonlar olduğunu belirttiği belirlenmiştir.
4. 27.02.2015 tarihli tespit, el koyma ve yakalama tutanağı, 09.03.2015 tarihli olay tutanağı, Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2015/988 Değişik İş sayılı önleme araması kararı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 18.03.2015 tarihli yazısı ve ekindeki sorgulama sonuçlarını gösterir belge ile aynı Kurumun 13.04.2015 tarihli yazısı ve ekindeki sorgulama sonuçlarını gösterir belge dava dosyasında mevcuttur.
5. 09.03.2015 tarihinde ele geçen cep telefonlarına ilişkin bilirkişi raporu alındığı, 30.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda; “Suça konu cep telefonlarından toplam 6 adet cep telefonunun elektronik kimlik bilgilerinin değiştirildiği tespit edilmiştir” görüşünün belirtildiği belirlenmiştir.
6. Sanığa her iki olay bakımından ayrı ayrı ön ödeme teklifi yapıldığı, sanığın ise yapılan tebliğlere rağmen ön ödeme bildirimlerinin gereğini yerine getirmediği görülmüştür.
7. Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın yargılama konusu eylemleri için, belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihleri ve zamanaşımını kesen en son nedenler ile dosyanın temyizen incelenme tarihi arasında geçen süreler dikkate alındığında, zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmakla sanığın bu husustaki temyiz itirazları reddedilmiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Olayların oluş biçimine, “Olay ve Olgular” başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere, “Hukukî Süreç” başlığı altında (A-4) ve (B-2) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmlarına ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu
yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki, “Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim korunur.” şeklindeki düzenleme göz önüne alındığında, basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle verilen 07.10.2022 tarihli mahkûmiyet hükmüne sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine yargılama genel hükümlere göre yapıldığından sonuç cezada 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığından sanığın bu husustaki temyiz nedeni yerinde görülmemiş ve hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, “…Sanığın geçmişteki hali, daha önce hakkında, kasıtlı bir suçtan dolayı verilmiş 3 aydan fazla süreli hapis cezası dahil olmak üzere hapis cezalarının olması, suç işleme hususundaki olumsuz eğilimi ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alındığında verilen cezanın ertelenmesi halinde sanığın suç işlenmekten çekineceğine dair mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, sanığın bu husustaki temyiz nedenleri yerinde görülmemiş ve hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5. Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin “27.02.2015, 09.03.2015” yerine “27.02.2015” şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.
6. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2023 tarihli ve 2022/751 Esas, 2023/107 Karar sayılı kararında sanık ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.10.2023 tarihinde karar verildi.