Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/24955 E. 2023/9109 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24955
KARAR NO : 2023/9109
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/670 E., 2019/346 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 15.04.2010 tarihli ve 2010/249 Esas, 2010/201 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 87 nci maddesinin birinci fıkrasının hizmete ilişkin emri hiç yapmayanlar cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin
birinci fıkrası uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 15.04.2010 tarihli ve 2010/249 Esas, 2010/201 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 22.09.2010 tarihli ve 2010/2261 Esas, 2010/2204 Karar sayılı ilamıyla; sanığa, görevlendirilecek müdafie yapılacak ödemenin yargılama giderinden sayılacağı ve mahkûmiyeti hâlinde kendisinden tahsil edileceğinin hatırlatılmasının, savunma hakkının kısıtlanmasına sebep olduğu sonucuna varılarak, bu hususun hukuka kesin aykırılık sebebi teşkil etmesi sebebiyle mahkumiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 08.12.2011 tarihli ve 2011/122 Esas, 2011/258 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının hizmete ilişkin emri hiç yapmayanlar cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.(Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 08.12.2011 tarihli ve 2011/122 Esas, 2011/258 Karar sayılı kararının sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine; (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 23.01.2013 tarihli ve 2013/199 Esas, 2013/237 Karar sayılı ilamıyla; Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü
Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün
“…kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması
karşısında; uygulamaya yönelik bu konularda, Mahkemesince yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

5.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/314 Esas, 2013/458 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının hizmete ilişkin emri hiç yapmayanlar cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 12.11.2013 tarihinde kesinleşmiştir.

6.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 12.11.2013 tarihinde kesinleşmesinin ardından sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde 18.08.2017 tarihinde basit yaralama suçunu işlediğinin Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/523 Esas, 2018/265 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Balıkesir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2019 tarihli ve 2018/670 Esas, 2019/346 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/314 Esas, 2013/458 Karar sayılı, açıklanması geri bırakılan hükmünün açıklanmasına, sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçundan,
1632 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının hizmete ilişkin emri hiç yapmayanlar cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapis cezasından çevrili 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; verilen cezanın haksız olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.12.10.2009 tarihinde, 10.30-12.30 saatleri arasında okul silahlık nöbetçisi olan sanığın, nöbet görevi kendisine usulünce tebliğ edilmiş olmasına rağmen nöbetini tutmadığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık savunmalarında özetle; nöbete giderken giymesi gereken eski tip kamuflajının kepi ve palaskası olmadığı için nöbete gidemediğini, arkadaşlarından kep ve palaska istediğini ancak kimsenin vermediğini, daha sonra kep ve palaskayı temin ederek nöbetlerini nizami olarak tuttuğunu beyan etmiştir.

3.Tanıklar Adem Durmuş ve Cüneyt Bayburi usulüne uygun olarak alınan yeminli beyanlarında; her askere kıyafetlerinin yedekli olarak tam ve eksiksiz olarak verildiğini ifade etmişlerdir.

4.Sanığa, bölük personelinin kendilerine yazılmış olan nöbetleri takip edeceklerine, nöbet saatlerine riayet edeceklerine ve nöbet listelerine uyacaklarına dair emrin 07.10.2009 tarihinde tebliğ edildiğine dair belge dosya arasında mevcuttur.

5.Olay tespit tutanağı, vaka kanaat raporu, olay gününe ait nöbet çizelgesi, nöbet genel talimatı ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.

6.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/523 Esas, 2018/265 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.

7.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; … kişilerin askeri suçları ile bunların … kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin iznine bağlı kılındığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

2.Görevin sorunsuz ve tam olarak yerine getirilmesini, birlik güvenliğini, düzeni ve disiplini ilgilendiren, bu sebeple de askeri hizmete yönelik olduğunda şüphe bulunmayan emri, hiç yapmamak suretiyle Mahkemece atılı emre itaatsizlikte ısrar suçuna konu eyleminin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanarak ardından, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükmü gereğince, suç tarihinden önce hapis cezasına mahkûm edilmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan 25 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan, adlî para cezası seçenek yaptırımının tercih edilmiş olmasında ve bir gün karşılığı olarak adlî para cezasının suç tarihinde geçerli olan alt sınırdan belirlenmesi ve adlî para cezasının taksitlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Balıkesir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2019 tarihli ve 2018/670 Esas, 2019/346 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.10.2023 tarihinde karar verildi.