YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12470
KARAR NO : 2023/827
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/39-2022/342
HÜKÜM/KARAR : Davanın Usulden Reddi
Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre,temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, 17.10.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaya davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 20.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davalı sürücünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ve davacının kendisinin de olay sırasında alkollü olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı … şirketi vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin sürücünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı … Otomotiv Tic. ve San. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; olay tarihinde davalının işleten sıfatının olmadığını, sürücünün ehliyetsiz ve alkollü olarak araç kullanması nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığını ve talep edilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2015 tarihli 2008/293-2015/413 sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 801,50 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 1.000,00 TL manevi tazminatın 12.11.2008 haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve … Otomotiv Tic. ve San. A.Ş.’nden müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.10.2019 tarih 2017/1795-2019/9832 sayılı kararı ile ” davalı … Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminata dair temyiz dilekçesinin hükmün kesin olması nedeniyle reddine, davacı vekilinin temyizi yönünden, Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu’ndan davacının maluliyet durumuna ilişkin kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ” ATK rapor ücretinin verilen kesin sürede davacı tarafça yatırılmadığı” gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin yasa yolu olarak kararında istinaf yasa yolunu göstermesinin kanuna aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu rapor ücretinin gider avansı olmadığını, ödenmemesinin gerekçe gösterilerek davanın usulden reddi yönündeki kararın yerinde olmadığını, mahkemenin 16.09.2015 tarihli kararında maddi manevi tazminat talebi yönünden kısmi kabul kısmi ret yönünde karar verildiğini, bu hususunun kesinleştiğini, usulden ret kararının usuli müktesep hak ihlali oluşturduğunu ve resen dikkate alınacak nedenlerle mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluk Sigortası (…) poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalıların işleteni ve sürücüsü oldukları aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114,115, 120, 324, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54, 56 ıncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1.6100 sayılı HMK’nda gider avansı ve delil avansı ayrı ayrı düzenlenmiştir. Kanun’un 120. maddesi, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir. Bu maddede öngörülen gider avansı, HMK’nun 114. maddesi uyarınca dava şartları arasında yer almaktadır. Dava şartlarının eksik olması ve tamamlanmaması durumunda ise aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca usulden red kararı verilmesi öngörülmüştür.
Aynı Kanun’un 324. maddesinin başlığı ise “Delil İkamesi İçin Avans” olup, “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler” hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde talep ettikleri delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere HMK’nun 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK’nun 114. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir.
Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı, HMK’nun 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. Mahkemece davacıdan istenen ATK rapor ücretinin yatırılması olup, ATK rapor ücreti delil avansıdır. HMK’nun 324. maddesi gereğince bu avansın hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır.
Şu halde mahkemece, açıklanan yönler ve HMK’nun 324. maddesi gözetilerek dosyada mevcut delillere göre bir hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Kabule göre; Usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararları)
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları)
Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Somut uyuşmazlıkta; mahkemenin bozma öncesi verilen 16.09.2015 tarihli ilk kararı ile davacı lehine 801,50 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 1000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, karar davacı vekili ve davalılardan … Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiş olup, … Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş.’nın temyiz itirazı da hükmün davalı yönünden kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
Şu hâlde Mahkemece, davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeden davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Ayrıca, İlk Derece Mahkemesi kararında kanun yolunun istinaf ve başvurulacak merciin Bölge Adliye Mahkemesi olarak gösterilmesi, Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin “ç.” bendine açıkça aykırıdır.
4. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1), (2), (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
2- Değerlendirme bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.