YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18164
KARAR NO : 2023/25639
KARAR TARİHİ : 13.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/481 E., 2016/201 K.
SUÇLAR : Hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Yerel Mahkemece sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla ikinci fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Tebliğname’de karar tarihinden sonra yürürlüğe giren ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin düzenleme ve Anayasa Mahkemesi kararı çerçevesinde hükümlerin bozulması gerektiği görüşü belirtilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, hakaretin karşılıklı olduğuna, katılanların şikâyetten vazgeçtiklerine, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ile katılan … A.’nın resmi nikahlı olarak evli olup ayrı yaşadıkları ve aralarında görülmekte olan bir boşanma davası bulunduğu, sanığın, katılanların bulunduğu evin önünden alkollü olarak kullandığı aracıyla 3-4 defa geçtiği, pencere önünde oturmakta olan katılanları gördüğü ve her geçişinde “O…lar, k…peler” sözleriyle hakaret ettiği, bunun üzerine katılan … A.’nın eline oklava alıp dışarı çıktığı, sanığın ise “Oklavayı alır bir tarafına sokarım.” dediği, daha sonra tarafların karakola gittiği, sanığın burada da her üç katılana hitaben “O…lar, hepsinin anasını sinkaf edeceğim.” şeklinde sözler sarf ettiği ve bir elinin baş parmağını işaret parmağı ile orta parmağı arasına alarak hakaret içeren bir hareket yaptığı Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname’deki Bozma Düşüncesine İlişkin
Hakaret suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin sekizinci fıkrası dikkate alınarak Tebliğname’deki basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hükme İlişkin
1. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
i. 29.11.2014 tarihli sanığın polis merkezinde hakaret ettiğine ilişkin “tutanak” başlıklı tutanak içeriği, katılan beyanları ve sanık savunması çerçevesinde sanığın üzerine atılı hakaret suçunun sübut bulduğuna ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
ii. Temyiz sebebi olarak ileri sürülen haksız tahrik ve karşılıklı hakaret hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
iii. Katılanların şikâyetçi olup davaya katılmak istedikleri anlaşılmış ve şikâyetten vazgeçtiklerine ilişkin bir beyanda bulunmadıkları belirlenmekle sanığın temyiz sebeplerinin reddi gerekmiştir.
2. Sair Sebepler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
C. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçuna İlişkin
1. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığın alkollü olarak araç kullandığını kabul ettiği, olayın üzerinden bir saatten fazla bir zaman geçtikten sonra saat 14:23’te alkolmetre ile yapılan ölçümde sanığın 1.97 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca olay anında yaklaşık 2.10 promil alkollü olduğunun kabulü gerektiği, bu suretle sanığın üzerine atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun sübut bulduğu şeklindeki Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sair Sebepler Yönünden
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinde Seri Muhakeme Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasa Mahkemesi’nin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararıyla “seri muhakeme usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi ve 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen “Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz” şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin üçüncü alt bendi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 250 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönüyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.12.2023 tarihinde karar verildi.