Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/2169 E. 2023/10548 K. 14.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2169
KARAR NO : 2023/10548
KARAR TARİHİ : 14.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2654 E., 2019/1616 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme, silahlı terör örgütüne silah sağlama, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatma, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, terör örgütü propagandası yapmak, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama

Yargılama konusu sanıklar … ve … hakkında toplantı ve yürüyüşe kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen örterek katılma suçu yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, verilen cezanın tür ve süresine göre CMK’nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan; ayrıca bu suçun 7188 … Kanun kapsamında temyizi kabil suçlar arasında sayılmadığından sanıklar hakkında anılan suçtan kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin aynı Kanun’un 298 inci uyarınca hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir.

Sanık … müdafinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının sanık müdafiine tebliğ edilmediği belirlendiğinden, sanık müdafinin 13.02.2020 tarihli dilekçesinde belirttiği 10.02.2020 öğrenme tarihinden itibaren yasal süresi içerisinde temyiz talebinde bulunduğu kabul edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen diğer mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 … Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Bir kısım sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 … Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği REDDİNE karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. GEREKÇE

İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlıklarında suç adının, “silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme, silahlı terör örgütüne silah sağlama, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatma, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, terör örgütü propagandası yapmak, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme.” yerine eksik olarak yazılması, silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında suç tarihinin “14.02.2016 (…), 04.04.2016 (…), 10.05.2016 (…, …, …, …, ), 23.09.2016 (…)” yerine “2015 -2016 yılları, 18.05.2015” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik sanık … müdafii tarafından 21.11.2019 tarihinde temyiz sebeplerini içermeyen süre tutum dilekçesi verildiği, Bölge Adliye

Mahkemesinin gerekçeli kararının sanık müdafiine 27.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, sanık müdafiince 22.03.2020 tarihinde ayrıntılı temyiz dilekçesinin, CMK’nın 295 inci maddesinde belirtilen 7 günlük süreden sonra sunulduğu görülmüş ise de, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının hüküm fıkrasında ve sanık müdafiine gerekçeli kararı tebliğ eden tebligat zarfında CMK’nın 295 inci maddesinde düzenlenen 7 günlük süreye ilişkin bir ihtaratın bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilerek tebliğnamedeki temyiz talebinin reddine karar verilmesi yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
A. Sanık … müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma ve … müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçları yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım ettiği kabul edilen sanık … hakkında temel ceza belirlenirken TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddesinin de delalet maddesi olarak gösterilmesi gerektiği gözetilmeksizin atıf maddesi olarak sehven TCK’nın 220/6 ncı maddesinin gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.1. Sanık … müdafiinin silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu yönünden temyiz talebinin incelenmesinde;

Sanığın örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduğunu gösteren her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmadığına yönelik kabulde isabetsizlik yok ise de 14.02.2016 tarihinde HDP Merkezefendi İlçe Teşkilatı binası önünde düzenlenen basın açıklaması sonrasında 200 kişilik grup Partiye Karkeran marşını söylediği sırada ara sokaklara gizlenen 50 kişilik grubun güvenlik güçlerine yönelik taşlı, molotoflu ve havai fişekli saldırıda bulundukları ve kanun dışı gösteriye dönüştürdükleri somut olayda; sanığın olay sırasında yüzünün yanması nedeniyle molotofu kullandığının sabit olduğu ancak sanık … ile yaptıkları telefon kayıtlarından diğer eylemcilere patlayıcı maddeyi temin ettiğine dair delil bulunmaması karşısında eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarını oluşturacağı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Sanık … müdafinin silahlı terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçu yönünden temyiz talebinin incelenmesinde;

1. Görevli memurlar tarafından düzenlenen 15.02.2016 tarihli görüntü izleme ve tespit tutanağında sanığın hangi eylemleri ile tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçunu gerçekleştirdiğinin somut olmaması karşısında, tutanakta belirtilen sloganları bizzat sanıkların atıp atmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi amacıyla eyleme ilişkin görüntü kayıtlarının Adli Tıp, TÜBİTAK veya TRT gibi uzman kuruluşlardan birisine gönderilip görüntü iyileştirme ve analizleri de yaptırılarak bilirkişi raporu aldırılması gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. PKK/YDG-H’nın terör örgütü ile bağlantısı tespit edilemeyen, kod adı kullanmayan, terör örgütü içinde ideolojik veya silahlı eğitim aldığına, örgütün dağ kadrosu veya milis güçleriyle bağlantılarını gösteren veya ilişkilerini belirleyen tek başına delil kabul edilemeyecek eylemlere ve toplantılara katılma dışında delil bulunmayan sanığın örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduğunu gösteren her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmayacağı ancak gelen bilirkişi raporuna göre TCK’nın 174 üncü maddesinin sanık yönünden sabit görülmesi halinde eyleminin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Sanık … ve sanıklar …, …, …, … müdafilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Sanık … ve sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;

Anayasa’nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK’nın 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırılık bulunmuştur.

4. Sanıklar …, …, … müdafilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Sanık … müdafiinin birleşen dosya açısından savunmalarının alınmadığına dair temyiz talepleri incelendiğinde; bu talebinden sonra celselere devam edildiği ve birleşen dosyada önceden sanığın savunmasının alındığı ve birleşen dosya ve eklerinin duruşmada okunduğu anlaşılmakla … yargılanma ilkesi çerçevesinde sanığın savunmasında zaafiyet yaratmadığı anlaşılarak yapılan incelemede;

1. Sanıklar …, …, … müdafilerinin temyiz istemleri değerlendirildiğinde;

Silahlı terör örgütü PKK/YDG-H’nın hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair her türlü kuşkudan uzak delil elde edilemeyen, kod adı kullanmayan, terör örgütü içinde ideolojik veya silahlı eğitim

aldığına, örgütün dağ kadrosu veya milis güçleriyle bağlantısını gösteren veya ilişkisini belirleyen delil bulunmayan sanıkların, kısa aralıkla gerçekleştirilen yasa dışı sokak eylemlerine katılmaları, 24.12.2015 günü gerçekleştirilen oturma eylemindeki kıyafetleri eylemden sonra topladıklarının tespit edilmesi, sanıklar … ve …’ın 21.03.2016 tarihindeki nevruz etkinliği öncesinde örgüte maddi kazanç sağlamak amacıyla PKK silahlı terör örgütü bayrağı olan bardakların taşınmasına yardım etmesi, sanık …’ın örgütün propagandasını içeren dergileri ve kitapçıkları taşıdıkları sırada araçta yakalanması eylemlerinin tek başına silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmayacağı ancak silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Sanıklar Seher … ve … yönünden kabul ve uygulamaya göre de;

Anayasa’nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK’nın 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırılık bulunmuştur.

5. Sanıklar …, …, …, … müdafilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Sanıkların kısa aralıklarla gerçekleştirilen yasa dışı sokak eylemlerine katıldıkları ve içerikleri tespit edilemeyen toplantıları katıldıkları anlaşılmakla PKK/YDG-H’nın terör örgütü ile bağlantısı tespit edilemeyen, kod adı kullanmayan, terör örgütü içinde ideolojik veya silahlı eğitim aldığına, örgütün dağ kadrosu veya milis güçleriyle bağlantılarını gösteren veya ilişkilerini belirleyen tek başına delil kabul edilemeyecek eylemlere ve toplantılara katılma dışında delil bulunmayan sanıkların örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduğunu gösteren her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar vermek gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

6. Sanıklar … ve … müdafilerinin kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçu yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 2911 … Kanun’un 32/1 inci maddesi;

“Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı … üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”,

Şeklinde düzenlenmiştir.

Suç tarihinde yürürlükte bulunan 2911 … Kanun’un 24/3 üncü maddesine göre; kolluk

görevlileri ancak “aynı maddenin (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen durumlarda kendilerine yönelik fiili saldırı veya mukavemet ya da korudukları yerlere ve kişilere karşı fiili saldırı hali mevcut olması durumunda ihtara gerek olmaksızın zor kullanma yetkisine sahip bulunmaktadır. Yani ihtar olmaksızın zor kullanma yetkisi kanuna aykırı hale gelmiş tüm toplantı ve gösterilerde kolluğa tanınmış bir yetki değildir.

2911 … Kanun’un 32/1 inci maddesinde ifadesini bulan “Direnme” suçunun oluşabilmesi için öncelikle 3 şart gerçekleşmelidir. Bunlar;

a) Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılınması,

b) Dağılma emrinin mevcut olması,

c) Toplantı ve gösteri yürüyüşünün zorla dağıtılması, şartlarıdır.

“Direnme” suçunun faili; kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılarak ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmayan kişilerdir.

Bu maddede cezalandırılan durum, toplantıya katılınması değil yetkili makamlar tarafından verilen dağılma emrine uyulmamasıdır. Toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılmak 2911 … Kanun’un 32/1 inci maddesinde tanımlanan suçun ön şartıdır. Toplantı veya yürüyüş, en başından itibaren kanuna aykırı olabileceği gibi, sonradan da kanuna aykırı hale gelebilir.

Yapılmakta olan bir toplantı veya yürüyüşe katılan bir kişi, bu toplantının yasal olup olmadığını bilemez. Toplantı veya yürüyüşün kanuna aykırı olduğu idari otoritenin uyarısı ile ortaya çıkar. Ancak bu uyarıdan sonra, katılan eylemine devam ederse bu eylemi suç oluşturur. Bu nedenle 32 nci maddedeki suç için dağılma emrinin mevcudiyeti suçun unsuru sayılmaktadır.

Dağılma emrine uymayanların cezalandırılabilmesi için son olarak … ve ihtardan sonra kendiliğinden dağılmamaları ve kolluk kuvvetleri tarafından zorla dağıtılmış olmaları gerekmektedir. Kendiliğinden dağılmama halinde mukavemet söz konusu olacaktır. Topluluğun, yetkili makamın … ve ihtarından önce ya da sonra kendiliğinden dağılması halinde, suç oluşmayacağı için şahıslara ceza da verilmeyeceği gibi kolluk kuvvetleri tarafından zorla dağıtılmış olmamaları halinde de 2911 … Kanun’un 32/1 inci maddesinde suçun zorunlu unsurları arasında bulunan “zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etme” unsuru gerçekleşmeyecektir.

Bu açıklamalar karşısında somut olay irdelendiğinde;

Her ne kadar mahkeme gerekçeli kararında sanıkların; “14.02.2106 tarihinde düzenlenen eyleme katılarak yapılan “dağılın” anonsuna rağmen dağılmadığı” kabul etmişse de; oluş, iddia, olay tutanağı, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanıkların olay sırasında zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine … kesin ve inandırıcı nitelikte delil elde edilemediği gözetilmeden sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

7. Sanık … ve sanıklar …, …, …, …, …, …, … müdafilerinin terör örgütü propagandası yapma suçu yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde;

1. Görevli memurlar tarafından düzenlenen tespit tutanağında sanıkların da içinde bulunduğu grubun slogan attığının belirtilmesi karşısında, tutanakta belirtilen sloganları bizzat sanıkların atıp atmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi amacıyla eyleme ilişkin görüntü kayıtlarının Adli Tıp, TÜBİTAK veya TRT gibi uzman kuruluşlardan birisine gönderilip görüntü iyileştirme ve analizleri de yaptırılarak bilirkişi raporu aldırılması gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Kabul ve uygulamaya göre de;

a-Anayasa’nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK’nın 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,

b- Suç tarihine göre adli sicil kaydında sabıkası bulunmayan, duruşmalarda olumsuz davranışları görülmeyen sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında dosya kapsamıyla örtüşmeyen soyut gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

c- TCK’nın tanımlar başlıklı 6/1 inci fıkrasının “g” bendi uyarınca yayın deyiminden elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınların da anlaşılacağı belirtilmiş olup, somut olayda internet ortamında sanıklar sanıklar … ve …’ın facebook sayfasında propaganda eylemlerini gerçekleştirdikleri anlaşılmakla, uygulama yapılırken 3713 … Kanun’un 7/2 nci maddesinin ikinci cümlesi uyarınca temel cezada yarı oranında arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

d-Sanık …’ın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlediği terör örgütü propagandası yapma suçunun, zincirleme olması nedeniyle TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca artırılarak sonuç cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden sanığın kastının yenilendiğinden bahisle bu suçtan iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

II. KARAR
A. Sanıklar … Ve … Hakkında Toplantı ve Yürüyüşe Kimliğini Gizlemek Amacıyla Yüzünü Tamamen veya Kısmen Örterek Katılma Suçu Yönünden Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri

Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz isteminin 5271 … Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık … ve … Yönünden Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri

Gerekçe (A) bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2018/2654 Esas, 2019/1616 … kararında sanıklar müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 … Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 … Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

C. Sanıklar …, …, …, …, Yönünden Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri

Gerekçe (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2018/2654 Esas, 2019/1616 … kararının 5271 … Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma sebebi, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında sanıklar …, … ve …’nın 5271 … Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince “yurt dışına çıkamamak” adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değil ise DERHAL SALIVERİLMESİ için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 … Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.12.2023 tarihinde karar verildi.