YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/24036
KARAR NO : 2012/20749
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taşıt Kanununa muhalefet, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
1-Sanığa yükletilen Taşıt Kanununa muhalefet eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik temyizde;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
a-TCK’nın 257. maddesinde belirtilen suçun oluşabilmesi için öncelikle failin işlediği fiilin görevine giren bir konuya ilişkin olması şarttır. Kamu görevlisi olduğu halde o konuda görevi ve yetkisi bulunmayan kimsenin hukuka aykırı davranışı görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturmayacaktır. Somut olayda, cezaevi müdürü olan sanığın yaptığı trafik kazası nedeniyle karşı tarafın hastane masrafını karşılamak amacıyla 900.TL’nın, daha önce ceza evinden ihale almış olan … şirketi tarafından ödenmesi için mağdurun oğluna pusula yazıp vererek paranın şirket tarafından ödenmesini sağladığı anlaşıldığından, sanığın bu şekilde şahsi işi için anılan şirkete para ödettirmesinin hangi görevine ve görevden kaynaklanan yetkisine dayandığı tartışılıp gösterilmeden yetersiz gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
b-Kabule göre de, hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK’nın 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.