Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/24572 E. 2023/5530 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/24572
KARAR NO : 2023/5530
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/651 E., 2021/797 K.
HÜKÜM/KARAR : Red-Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/87 E., 2019/184 K.

Taraflar arasındaki ibranamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı …’in sürücüsü olduğu motosiklet ile davalının sürücüsü olduğu aracın 05.12.2013 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacı …’in yaralandığını, adı geçen davacının bu kazaya ilişkin tüm alacağını Alanya …. Noterliği’nin 05.08.2014 tarihli ve 22490 yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile davacı …’na devrettiğini, temlik alan davacı … tarafından aracın sigorta şirketine ve sürücüsü olan davalıya karşı Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/254 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, bu davada davalı tarafından sunulan ve davacı …’in imzasını taşıyan 30.04.2014 tarihli belgedir başlıklı ibranamenin davacı …’den hile ile alındığını, ibranamede yer alan tarihin hatalı olduğunu, davalı tarafından tarih değiştirilmek suretiyle sahtecilik suçu işlendiğini, temlik alanın da davalıdan kaynaklı olarak alacağını alamadığını belirterek, hile ile alınan ve sahte olarak düzenlenen 30.04.2014 tarihli ibraname adlı belgenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın, zamanaşımına uğradığını, hile sebebine dayanılarak ibranamenin iptalinin talep edildiğini, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 39 uncu maddesinde bir yıllık hak düşürücü sürenin olduğunu, bu sürenin geçirildiğini, dava konusu ibraname üzerinde herhangi bir değiştirme yapılmadığını, dava konusu ibranamenin davalıya mevcut haliyle verildiğini, ibranamenin daha önce Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/377 Esas sayılı dosyada yargılamaya konu edilmiş olduğunu, bu davada ibranamenin hile ile alındığı ve üzerinde oynama yapıldığı yönünde hiçbir iddia ileri sürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davacılar vekilince, Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/254 Esas, 2015/589 Karar sayılı dosyasına davalı tarafça ibraz edilen 30.04.2014 tarihli ve ‘belgedir’ başlıklı ibranamenin hile ve sahtecilik iddiası ile iptalinin talep edildiği, söz konusu belgede yer alan imzaya yönelik bir itirazın bulunmadığı, imzanın davacı …’e ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, ibranameye sonradan geçmiş tarih yazılmak suretiyle sahtecilik suçu işlendiği iddia edilmiş ise de belgedeki tarihin el yazısı ile yazılmadığı, imzanın da inkar edilmediği dikkate alındığında el yazısı ile sonradan yapılmış bir tarih tahrifatının mevcut olmadığı, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/2343 soruşturma sayılı dosyasında da aynı gerekçe ile suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediği kanaati ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara yönelik itirazın da reddedilmesi üzerine bu kararın kesinleştiği, söz konusu ibranamenin Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/254 Esas, 2015/589 Karar sayılı dosyasında hükme esas alındığı, bu kararın da Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/4563 Esas, 2019/830 Karar sayılı ve 04.02.2019 tarihli kararı ile onandığı, belgenin sahte olduğuna dair hiçbir bilginin sunulmadığı, bu husustaki ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği, davacının ibranamenin hile ile alındığında dair iddiasının ise hak düşürücü süre geçtikten sonra ileri sürüldüğü, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 39 uncu maddesinde ‘Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.’ hükmünün bulunduğu, dolayısıyla davanın hile iddiası yönünden öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, iptali talep edilen ibranamenin davalı vekili tarafından Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/254 Esas sayılı dosyasına 01.10.2015 tarihli celsede ibraz edildiği, davacı temlik alan … vekilinin de duruşmada hazır bulunduğu ve bu belgeyi inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği, ayrıca ibranamenin temlik eden …’e de 20.10.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, somut davanın 13.02.2017 tarihinde ikame edildiği dikkate alındığında öğrenme tarihinden itibaren başlayan hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçmiş olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dosyaya bildirilen tanıklarından hiçbirinin mahkeme huzurunda dinletilmeden esasa yönelik karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ve usul yanlışlığı olduğunu, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “İlk Derece Mahkemesi kararının dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen maddi ve manevi tazminat davasında 03.12.2015 tarih, 2014/254 Esas 2015/589 Karar sayılı karar ile davaya konu ibraname nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasına ve bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2019 tarih 2016/4563 Esas 2019/830 Karar sayılı kararı ile onanmış olmasına göre mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya bildirilen tanıklarından hiçbirinin dinlenmeden esasa yönelik karar verilmesinin, istinaf mahkemesince bu hususun değerlendirilmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, bu nedenle kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacı …’in 05.12.2013 tarihli trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, alacağını temlik ettiği davacı temlik alan … tarafından davalı aleyhine açılan Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen maddi ve manevi tazminat davası ile ilgili davacı … tarafından imzalanan ibranamenin hile ile alındığı ve tarih kısmında sahtecilik yapıldığı iddiasına dayalı ibranamenin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 39, 49, 51 ve 54 üncü maddeleri

3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, belgedir başlıklı ibranamenin iptalinin süresinde talep edilmemiş olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.