YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14609
KARAR NO : 2023/25822
KARAR TARİHİ : 18.12.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği
SAYILAR : 2022/621 Değişik iş, 2022/871 Değişik iş
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama
KARARLAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararları
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheli … hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından, şüpheli … hakkında kasten yaralama suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06.07.2022 tarihli ve 2022/147433 soruşturma ve 2022/97418 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik şikâyetçi şüpheli vekillerinin itirazları üzerine Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/621 değişik iş sayılı kararı, 12.10.2022 tarihli ve 2022/871 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 17.08.2023 tarihli ve 94660652-105-06-4569-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94059 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27/09/2023 tarihli ve KYB-2023/94059 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, müşteki şüpheliler … ile … arasında gerçekleşen olay sebebiyle tarafların karşılıklı şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, …’in …’e karşı üzerine atılı kasten yaralama, …’in de …’e karşı hakaret ve kasten yaralama suçlarını işlediğine dair şikâyetçinin soyut beyanı dışında, kamu davasını açmaya yeter somut delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
1- Şüpheli … yönünden yapılan incelemede, dosya arasında bulunan müşteki şüpheli …’nın ifadesi ile bu beyanı doğrular nitelikteki adlî rapor ve tüm dosya kapsamına göre, şüpheli …’in şikâyet konusu suçu işlediği hususunda mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2- Şüpheli … yönünden yapılan incelemede, şüpheli …’in müşteki …’in sol yanağına yumruk atıp yaraladığı ve “Şerefsiz, senin şerefini s.kerim.” şeklinde sözlerle hakaret ettiği biçiminde eylemde bulunduğu …’nın ifadesi ile olayı ve ifadeyi doğrulayan bilgi sahibi …’in beyanına göre, şüpheli …’in şikâyet konusu suçları işlediği hususunda mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 Sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” ikinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise;
(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye “araştırma mecburiyeti ilkesi”; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise “kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi” denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. – Finlandiya kararı 2007; Sürmeli – Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; şikâyetçi …’nın şüpheli …’nın kendisini kasten yaralayıp ve hakaret ettiğinden bahisle şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şikâyetçinin iddialarının tanık B.T.’nin beyanları ile uyumlu olması, şikayetçi …’nın ise şüpheli …’nın kendisini kasten yaraladığından bahisle şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şikâyetçiye ait adli tıp kurumu tarafından düzenlenen 18.05.2022 tarihli ve 2022/14349 sayılı rapora göre, şikâyetçinin olay sebebiyle basit tıbbi bir müdahale giderilecek düzeyde yaralandığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şüpheli … hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından, şüpheli … hakkında ise kasten yaralama suçundan iddianame düzenlenebilmesi için suçların işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eylemlerinin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheliler hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itirazlar sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararları hukuka aykırıdır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/621 değişik iş sayılı kararı ile Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/871 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.