YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1996
KARAR NO : 2023/7856
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/436 E., 2016/374 K.
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Elbistan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/436 Esas, 2016/374 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet Savcısı temyiz talebinde özetle; her ne kadar “özel hukuk tüzel kişilerince yapılan mühürlemenin bozulması suç oluşturmayacağı” gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2014/2–455 Esas 2014/541 Karar sayılı ilamından anlaşılacağı üzere, özel hukuk tüzel kişilere bu yetkinin kanunla verildiği, bu hususun Anayasa Mahkemesi incelemesinden geçtiği, yasada geçen ”yetkili makam” cümlesinden kanunla yetkiyi almış özel hukuk tüzel kişileri de kapsayacağı hükme bağlandığından sanık hakkında mühür bozma suçundan mahkümiyet kararı verilmesi gerekir iken beraat kararı verilmesinin usul ve esas yönünden Kanun’a aykırı olması nedeni ile kararın bozulması istenmiştir.
III. GEREKÇE
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 14.07.2015 tarihli iddianamenin düzenlenmesi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Elbistan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/436 Esas, 2016/374 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.