Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/13841 E. 2023/6085 K. 09.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13841
KARAR NO : 2023/6085
KARAR TARİHİ : 09.10.2023

MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/158 E., 2015/348 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı (SSÇ’lerin mağdur …’e yönelik), beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı (SSÇ …’ün mağdur …’a yönelik)
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet, hükmün açıklamasının geriye bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî iade, kısmî temyiz ret, kısmî onama

Suça sürüklenen çocuk … hakkında mağdur …’e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve anılan karara yönelik temyiz istemi 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesine göre itiraz kabul edilip, esasen bu hususta mahallinde merciince değerlendirme yapılarak itirazın reddedildiği anlaşılmıştır.

Suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurların velayet hakkına sahip babaları … ve …’in, kovuşturma evresinde verdikleri mahkeme ifadelerinde suça sürüklenen çocuklardan şikâyetçi olmadıkları ve davaya katılmak istemediklerini beyan ettikleri anlaşılmıştır.

Suça sürüklenen çocuk … hakkında mağdurlara yönelik kurulan hükümler yönünden; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/348 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen … hakkında mağdur …’a yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdur …’e yönelik ise çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 4 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz İsteği
Eylemin bir kez gerçekleştiği bu sebeple zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına, cebir veya tehdit eylemi olmadığından 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanamayacağına, ruh sağlığı raporu konusunda çelişkiler bulunduğuna ve re’sen tespit edilecek hususulara ilişkindir.

B. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafinin Temyiz İsteği
Kararın hukuka aykırı olduğuna ve re’sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “…Ssç lerin savunmalarında eylemlerini ikrar ettikleri anlaşılmış, her ne kadar ssç … mahkememizde suçlamaları kabul etmemiş ise de yukarıda bahsedildiği üzere savcılıkta alınan ifadesini ileri ki bir tarihte görevsizlik kararı veren çocuk mahkemesinde savcılık ifadelerinin doğru olduğunu kabul etmesi karşısında ssç …’ ün suçtan kurtulmaya yönelik mahkememizdeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Mağdurlar mahkememizdeki beyanlarında …’ ün kendilerine bakkaldan hırsızlık yaptırdığını ve bu yaptıklarını ailelerine söylemekle tehdit edip kendililerine bahse konu eylemleri gerçekleştirdiklerini beyan etmişler, ssç … ise mağdurların porno film seyrettikleri öğrendiğini, ssç lerin bu durumu ailelerine söylemekle tehdit ederek ve zorla eylemleri gerçekleştirdikleri beyan etmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede mağdurların mahkememizdeki beyanlarına itibar edilmiş ve mağdurlara karşı yapılan tehdidin ssç …’ ün kendilerine yaptırmış olduğu hırsızlık eylemini her iki ssç nin mağdurların ailelerine söylemek ile tehdit etmeleri neticesinde gerçekleştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Bir an olsun ssç …’ ün beyanına itibar edilmiş olsa dahi, bu durumda da ssç lerin mağdurları başka bir sebepten dolayı tehdit etmek sureti ile bahse konu eylemlerini gerçekleştirdikleri, neticede eylemlerin tehdit ile gerçekleşmiş olduğu, bu aşamadan sonra tehdit içeren sözlerin kaynağının ne olduğunun artık bir öneminin olmadığı, ssç lerin eylemini gerçekleştirirken mağdurları bir sebepten tehdit ettikleri anlaşılmıştır.
Ayrıca ssç lerin eylemlerini gerçekleştirirken mağdurların istenilen eylemi yapmak istememelerine rağmen örneğin pantalonlarını zorla indirmek sureti ile cebir kullanarak eylemlerini gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre :
Ssç …’ ün mağdurlara çeşitli zamanlarda bakkaldan hırsızlık yaptırdığı, bu husustan ssç …’ ın da haberdar olduğu, mağdurlara bu sebepten dolayı yaptıklarını ailelerine söylemekle tehdit ettikleri, ssç lerin eylemlerini gerçekleştirirken mağdurlar istememelerine rağmen zorladıkları, pantalonlarını zorla indirerek eylemleri gerçekleştirdikleri,
Bu şekilde ssç …’ ın cinsel organını mağdurlardan …’ in anal bölgesine bir kez sürttüğü,
Ssç …’ ün de cinsel organını mağdur …’ in anal bölgesine sürttüğü, ssç …’ ün bu eylemini mağdur …’ e karşı değişik zamanlarda birden çok kez gerçekleştirdiği,
Ssç …’ ün de cinsel organını mağdur …’ ın anal bölgesine sürttüğü, ssç …’ ün bu eylemini mağdur …’ a karşı değişik zamanlarda birden çok kez gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.
Ssç … savunmalarında ssç …’ ün tehdit etmesi neticesinde mağdur …’ e karşı bu eylemi gerçekleştirdiğini iddia etmiş ise de dosya kapsamında ssç …’ ün ssç …’ a mağdur …’ e cinsel istismar eylemini gerçekleştirmesini gerektirecek derecede tehdit ettiğine dair bir delile ulaşılamamıştır.
Kaldı ki ssç …’ ın toplumumuzun ahlaki değerleri ile bağdaşmayan eylemini gerçekleştirmesi yönünde basit bir tehdidin yeterli olamayacağına da kanaat getirilmiştir. Ayrıca toplumumuzun ahlaki değer yargıları ile tamamen ters düşen eylemini gerçekleştirmek zorunda kalması için var ise bile basit bir tehdidin yeterli olmayacağı, tehdidin varlığı halinde de bedenen büyük bir zarara uğratma yönünde bir tehdidin varlığının söz konusu olması halinde eylemin gerçekleştirilmek zorunda kalınabileceği kanaatine varılarak bu yönde bir tehdidin varlığına dosya kapsamında rastlanılmamış olması nedeni ile ssç …’ ın, ssç … tarafından tehdit edilmesi üzerine cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği yönündeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Her ne kadar ssç …’ n mağdur …’ a karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiğinde bahisle kamu davası açılmış ise de mağdur …’ ın mahkememizdeki ”… bana hiç cinsel istismarda bulunmadı, iyi davrandı” beyanı karşısında ssç …’ ın mağdura karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği yönünde dosya kapsamında başkaca bir delil bulumadığı anlaşılmakla ssç …’ ın mağdur …’ ya yönelik üzerine atılı suçu işlemediği kanaatine varılmıştır….” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk …’ın Mağdur …’e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Yönelik
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve anılan karara yönelik temyiz istemi 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesine göre itiraz kabul edilip, esasen bu hususta mahallinde merciince değerlendirme yapılarak itirazın reddedildiği anlaşıldığından, söz konusu karara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Mağdurlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Mağdurların velayet hakkına sahip olan babaları … ve …’in, 09.06.2015 tarihli duruşmada suça sürüklenen çocuklardan şikâyetçi olmadığını beyan ettikleri, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca kamu davasında katılan sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

C. Suça Sürüklenen Çocuk …’ün Mağdur …’a Yönelik Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların düzeltme nedeni dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen sair temyiz istemleri reddedilmiştir,
Ancak;
Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, altıncı fıkrası, ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmedilen 16 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası üzerinden, aynı Kanun’un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapıldığında bulunan 8 yıl 22 gün hapis cezasının, aynı maddenin son cümlesindeki düzenleme gereği 7 yıldan fazla olamayacağı ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin de bu ceza üzerinden tatbiki gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması neticesinde fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

D. Suça Sürüklenen Çocuk …’ün Mağdur …’e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik
1. Suç tarihinde on iki – on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun zamanaşımı yönünden lehe sayılan, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarında düzenlenip, öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile ikinci fıkrasına göre 7 yıl 6 aylık olağan dava zamanaşımına tabi bulunduğu anlaşılmıştır.

2. Hüküm tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar, 7 yıl 6 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

3. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Suça Sürüklenen Çocuk …’ın Mağdur …’e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Yönelik
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/348 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Mağdurlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/348 Karar sayılı kararına yönelik mağdurlar vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

C. Suça Sürüklenen Çocuk …’ün Mağdur …’a Yönelik Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/348 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin bölümde yer alan ”TCK.nın 31/2. maddesi gereğince yarı oranında indirilerek 8 yıl 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinden sonra gelmek üzere ”Aynı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin yazılıp, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının tatbikine dair bölümdeki “…6 yıl 8 ay 18 gün …” ibaresinin karardan çıkarılarak yerine “…5 yıl 10 ay…” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

D. Suça Sürüklenen Çocuk …’ün Mağdur …’e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik
Gerekçenin (D) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/348 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.10.2023 tarihinde karar verildi.