YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22635
KARAR NO : 2023/5986
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/446 E., 2018/219 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askerî Ceza Kanunu’na Aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.12.2012 tarihli ve 2012/486 Esas, 2012/303 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 10 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar
verilmiştir.
2.(Kapatılan) Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.12.2012 tarihli ve 2012/486 Esas, 2012/303 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 16.04.2014 tarihli ve 2014/0365 Esas, 2014/0382 Karar sayılı ilamıyla; sanığın başka suçtan 29.04.2011 tarihinde tutuklanmasından önceki bir tarihte yakalanmış olması ihtimali bulunduğundan, bu kapsamda suç temadisinin hangi tarihte bittiğinin, sanığın ne zaman yakalandığının şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması bakımından bu hususun öncelikle sanıktan, bilahare Silifke Cumhuriyet Başsavcılığından ve Silifke Emniyet Müdürlüğünden sorularak açıklığa kavuşturulması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeden sadece Silifke M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün cevabi yazısı ile yetinilmesinin noksan soruşturma teşkil ettiği sonucuna varılarak mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 14.01.2015 tarihli ve 2014/518 Esas, 2015/11 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 06.02.2015 tarihinde kesinleşmiştir.
4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 06.02.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 28.05.2015 tarihinde ticari amaçlı uyuşturucu madde satmak ve bulundurmak suçunu işlediğinin Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2015/341 Esas, 2015/240 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2018 tarihli ve 2017/446 Esas, 2018/219 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, açıklanması geri bırakılan, 14.01.2015 tarihli ve 2014/518 Esas, 2015/11 sayılı hükmünün açıklanmasına, sanığın firar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; komutanlarının tutumlarıyla kendisini bu yola teşvik ettiklerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, 24.01.2011 tarihinde birliğinden izinsiz olarak ayrıldığı, 29.04.2011 tarihinde başka bir suçu nedeniyle tutuklandığı, böylece 24.01.2011-29.04.2011 tarihleri arasında firar suçunu işlediği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanık savunmalarında özetle; askerde iken ailevi sorunlarından dolayı psikolojik rahatsızlıklarının olduğunu, GATA’da tedavi gördüğünü, rahatsızlıklarından dolayı ilaç kullandığını, suçsuz olduğunu beyan ederek, beraatini talep etmiştir.
3.Adana … Hastanesi Baştabipliğinin 26.06.2012 tarihli ve 2377 numaralı sağlık kurulu raporuyla; sanıkta antisosyal kişilik bozukluğu ve madde kötüye kullanımı bulunduğu tespitiyle suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğu belirtilmiştir.
4.11.07.2012 tarihinde Adana … Hastanesi Baştabipliği tarafından, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından faydalanamayacağı kanaatini bildiren adli rapor düzenlenmiştir.
5.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2015/341 Esas, 2015/240 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.
6. Sanığın görev yaptığı Dikili İlçe Jandarma Komutanlığını izinsiz olarak terkettiğine dair tutanak, başka bir suç nedeniyle yakalanarak Silifke M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne kapatıldığına dair tutanak, vaka kanaat raporu ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
7.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen firar suçu mazeret kabul etmeyen suçlar arasında bulunduğundan; askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın ailevi sorunları sebebiyle psikolojisi bozulduğu için firar etmek zorunda kaldığı şeklindeki beyanlarının mahkemece mazeret olarak kabul edilmeyerek suça konu eylemin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 24.01.2011-29.04.2011 olarak gösterilmesi gerekirken yalnızca 29.04.2011 olarak yazılması yerinde düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası olarak görülmüştür.
3.5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2018 tarihli ve 2017/446 Esas, 2018/219 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.