YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9467
KARAR NO : 2023/12590
KARAR TARİHİ : 27.11.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2016/210 E., 2022/412 K.
HÜKÜM/KARAR : Karar verilmesine yer olmadığı
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmesi üzerine, yeniden yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bu defa karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … ve …’ın davacıya olan borcu nedeniyle hakkında icra takibi yaptıkları sırada kendilerine ait araçları geçersiz vekaletname ile davalı şirkete sattıklarını öne sürerek yapılan satışların iptalini, araçlar elden çıkarılmış ise bedellerinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Tokat 2. İş Mahkemesi’nin 05.03.2008 tarihli ve 2007/37 Esas, 2008/34 Karar sayılı kararı ile; 6183 sayılı yasanın 27, 28, 29, 30, 31. maddeleri gereğince tasarrufun iptali talep edildiğinden iş mahkemesinin özel bir mahkeme olup, sözlü yargılama usulü uygulandığından mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın görevli Ünye Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. ONAMA
A. Onama Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 28.10.2009 tarihli ve 2008/7859 Esas, 2009/16455 Karar sayılı ilamı ile;
“…
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre,
davacı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 27’nci maddesinde; mahkemece, görevli veya yetkili olunmadığından dolayı dava dilekçesinin reddine karar verildiği takdirde dilekçenin ve dava dosyasının ait olduğu mahkemeye gönderileceği ve yeniden harç alınmayacağı açıklanmış olup, yasal dayanağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “İptal davası açılması” başlığını taşıyan 24’üncü maddesi olan davada mahkemece yürütülen yargılama sonunda, yukarıda anılan yasal düzenleme gözetilerek, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, görev yönünden davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç: Hükmün (1) numaralı bendinde yer alan sözcüklerin çıkartılarak yerine “Görev yönünden dava dilekçesinin reddine,” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,” gerekçesi ile karar düzeltilerek onanıp dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
V. MAHKEME KARARI
Ünye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31.05.2010 tarihli ve 2010/44 Esas, 2010/277 Karar sayılı kararı ile; davalı şirketin faaliyet alanı içindeki dava konusu araç alım satım işleminde, murisle üçüncü kişi arasındaki vekalet ilişkisine güvenerek işlem yaparken ticari hayatın olağan akşında kendisinden beklenen özeni gösterdiği, dava konusu satış işleminin iptalinin uygun olmadığı, davalının satış bedelini de ödemiş olmasından dolayı davacıya karşı haksız bir eylemi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.09.2011 tarihli ve 2011/831 Esas, 2011/8026 Karar sayılı ilamı ile;
“…
Somut olayda davacı idare vekili, dava dışı…Meyve Sevkiyat Nakliyat İnşaat Tekstil Ticaret Turizm Limited Şirketi ile ortakları olan …, … ve … aleyhine 6183 sayılı yasa hükümleri uyarınca icra takibi yaptıklarını, ancak dava dışı…’un borçlu … ile diğer borçlu …’ın sağlığında kendisine verdiği vekaletname ile … plakalı aracı ölümünden sonra davalı … Tic. Ltd. Şti.ne sattığını öne sürerek 6183 sayılı yasanın 27 ve devamı maddeleri uyarınca geçersiz vekaletname ile yapılan satışın iptalini, araç elden çıkarılmış ise takdir edilecek bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Dosya içeriğinden … ve …’ın 29.08.2002 tarihli vekaletname ile…’u vekil olarak atadıkları, bu vekaletnameye dayanarak borçlu…ve …’a ait … plaka sayılı aracın Tokat 3. Noterliğinde düzenlenen satış sözleşmesi ile… tarafından 13.10.2005 tarihinde davalı şirkete satıldığı ancak …’ın satış tarihinden önce 24.02.2004 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dava dışı…’un geçersiz bir vekaletname ile borçlu …’a ait aracı sattığından 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca iptale konu olabilecek bir tasarrufun varlığından söz edilemez. Zira tasarrufun iptali davalarında amaç aslında geçerli olan bir tasarrufun iptali ile davacıya alacağını tahsil imkanı sağlamaktır. Ölüm ile vekalet ilişkisi son bulduğuna göre olayda hukuken geçerli bir tasarruftan söz edilemez. Bu durumda borçlu…yönünden hukuken geçerli bir tasarruf bulunmadığına göre davacının alacağını tahsil amacı ile tasarrufa konu araç üzerinde cebri icra hakkının bulunup bulunmadığının tartışılması, diğer bir anlatımla tasarrufun iptali davasını açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının irdelenmesi, davacının hukuki yararı varsa … mirasçıları hakkında icra takibi olup olmadığının araştırılması, … mirasçıları ile …’ın davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra tarafların delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.06.2014 tarih ve 2012/97 Esas, 2014/295 Karar sayılı kararı ile; davacı kurumun tasarrufun iptali talebinin hukuki yararı bulunmadığından reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.01.2016 tarihli ve 2015/15443 Esas, 2016/8 Karar sayılı ilamı ile;
“…
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin
tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, borçlu davalı … mirasçıları hakkında yapılan bir icra takibi olmadığı gibi, borçlu Rahmi’nin sağlığında düzenlenen vekaletnameye dayanılarak ölümünden sonra bu vekaletnameye dayanılarak satış işleminin yapılmasına, dolayısıyla iptali gereken geçerli bir tasarrufun olmamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre borçlu davalı … mirasçılarına yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı vekilinin borçlu davalı … tarafından yapılan tasarrufa ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasından maksat 6183 sayılı Yasanın 28, 29 ve 30. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. 6183 sayılı Yasanın 28. maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 30. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 29. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda mahkemece borçlu davalı … tarafından yapılan tasarrufla ilgili olarak yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece borçlu davalı … tarafından yapılan satışa ilişkin olarak davanın 6183 sayılı yasanın 28, 29 ve 30 maddelerinde belirtilen iptal koşulları yönünden incelenmesi yapılıp kanun maddelerinde düzenlenen iptal şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, tarafların delillerinin toplanması, tasarruf tarihi itibariyle davacının alacak miktarının belirlenmesi, borçlu davalı …’in belirlenen borç miktarına göre borcu karşılayacak mal varlığının olup olmadığının araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekmektedir. Bu hususlar gözetilmeden, eksik incelemeyle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile karar yeniden bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17.06.2022 tarih ve 2016/210 Esas, 2022/412 Karar sayılı kararı ile; davalı tarafından davaya konu borcun ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava konusu borcun dava açıldıktan sonra ödendiği gerekçesiyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
VII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; bu dosyanın bozma öncesi dosyalarında davalı … ve kardeşleri aleyhine açılmış bir dava bulunmadığını, davacının sadece Yürürler Otomotiv Tic. Ltd. Şti. aleyhine dava açtığını, davacının talebinde hukuki yararının bulunmadığını, bozma kararında borçlu davalı … mirasçılarına yönelik temyiz itirazlarının reddine şeklinde karar verilerek … mirasçısı olan … ile kardeşleri … ile … hakkında davanın reddine ilişkin kararın kesinleştiğini, bu nedenle … ile kardeşleri … ve …’in de davacı kuruma vekâlet ücreti ve yapılan yargılama giderlerini ödemelerine ilişkin kararın hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 24 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. “Usuli kazanılmış hak” kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder.
Mahkemece 26.06.2014 tarih ve 2012/97 Esas, 2014/295 Karar sayılı davanın reddine ilişkin kararın; davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.01.2016 tarihli ve 2015/15443 Esas, 2016/8 Karar sayılı ilamı ile; davacı vekilinin borçlu davalı … mirasçılarına yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalı … mirasçıları lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yeniden karar verilmesi ve aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 2, 3 ve 5 numaralı bentlerinde yer alan “davalılardan” ibaresinin çıkarılarak yerlerine “davalı … dışındaki davalılardan” ibarelerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı …’a iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.