Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/9821 E. 2023/9613 K. 12.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9821
KARAR NO : 2023/9613
KARAR TARİHİ : 12.10.2023

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/19 E., 2018/374 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki Mahkemece görülen hizmet tespiti istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirket nezdinde Kasım 2008 ile Haziran 2012 tarihleri arasında bilet satış ön muhasebeci sıfatıyla aralıksız ve fiilen çalıştığını, belirtilen tarihler arasındaki hizmet sürelerinin davalı şirket tarafından sigortaya bildirilmediğini, 2012 yılında müvekkilinin Kuruma yapmış olduğu şikayet sonucunda Kurum tarafından inceleme yapıldığını ve bu inceleme sebebi ile iş akdinin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiğini beyan ederek müvekkilin davalı şirkette çalıştığı Kasım 2008 ile Haziran 2012 tarihleri arasını kapsayan hizmetinin sigortalı çalışma olarak tespitine ve tesciline, belirtilen tarihler arasında ödenmeyen döneme ait sigorta primlerinin davalı işveren tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekilinin mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle, müvekkil Kurum kayıtlarının celp edildiği takdirde görüleceği üzere davacının çalıştığını iddia ettiği tarihlerde değişik sicil numaralı işyerlerinden değişik tarihlerde işe giriş ve çıkışlarla sigortalı hizmetlerinin bildirilmiş olduğu ve bildirimlere uygun olarak ta prim ödemelerinin yapılmış olduğunun görüleceğini, bu bakımdan davacının iddia ettiğinin aksine Kasım 2008 ile 2012 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin davalı işveren tarafından bildirilmediğine ilişkin iddialarının gerçekleri yansıtmadığı değişik sicil numaralı işyerlerinden giriş ve çıkışlarla sigortalı hizmet bildirimlerinin yapılmış olması nedeni ile haksız ve yersiz açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı işveren vekilinin mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle, öncelikle davacının işe başladığım iddia ettiği Kasım 2008 tarihinde müvekkil firmanın faaliyette bile olmadığını, davacının işe başlama tarihi itibari ile sigortasının yapılmadığının doğru olduğunu, davacının 17.01.2012 tarihinde Kuruma yapmış olduğu şikayet neticesinde SOK müfettişlerinin Orion şubesinde inceleme yaptığını, 23.05.2011 tarihi itibari ile davacının işe giriş bildirgesinin yapılması ve eksik primlerinin ödenmesi ile birlikte müvekkil firmaya idari para cezası uygulandığını, işyeri durum tespit tutanağında davacının inceleme yapılırken SGK müfettişlerine 01.09.2009 tarihinde işe girdiğini bildirdiğini, huzurdaki davada Kasım 2008 de işe girdiğini iddia ettiğini, davacının çelişkili ifadeleri de huzurdaki davayı kötü niyetli olarak ikame ettiğinin ispati niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Özetle;”1-Davacının davalı iş yerinde
01.09.2009- 31.10.2009 tarihleri arası 120 gün, günlük 23,10 TL,
01.01.2010- 30.06.2010 tarihleri arası 180 gün, günlük 24,30 TL,
01.07.2010- 30.12.2010 tarihleri arası 180 gün, günlük 25,35 TL,
01.01.2011 – 30.06.2011 tarihleri arası 43 gün, günlük 26,55 TL,
01.07.2011 – 31.12.2011 tarihleri arası 180 gün, günlük 27,90 TL,
01.01.2012-25.05.2012 tarihleri arası 145 gün, günlük 29,55 TL ücretle çalıştığının tespitine,” dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Daire tarafından, “…İnceleme konusu davada dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. davalı Kurum tarafından sunulan belgeler tetkik edildiğinde, davacı yanca dava dilekçesinde davalı işveren olarak gösterilen … Truva Turizm Ticaret Limited Şirketi adında iki dosya bulunduğu; 1053360 sicil numaralı … Truva Turizm Ticaret Limited Şirketi adlı işyerinin 28.01.2009 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı ve faal olduğu davacının iş bu şirkette 25.05.2012 tarihinde işe başladığı 12.08.2012 tarihinde çıkış yaptığı; yine aynı adlı 1074645 sicil numaralı işyerinin ise 23.05.2011 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı ve halen faal olduğu davacının iş bu şirkette 14.08.2012 tarihinde işe başladığı 10.11.2012 tarihinde çıkış yaptığı hizmet cetvelinden anlaşılmakla; Mahkemece tespitine karar verilen hizmet süresinin açıklanan hangi sicil numaralı işyerlerinde gerçekleştirildiğinin infazda tereddüte neden olmayacak şekilde belirtilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yine dosya kapsamında beyanları alınan taraf tanıkları ile bordro tanıklarının beyanları ile davalı şirket tarafından bilet satış tarihlerini gösterir dökümün yer aldığı cd nazara alındığında, davacının 01.09.2009 tarihinde davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığının kabulünü gerektirir hüküm kurmaya yeterli delil bulunmadığı, bu kapsamda yapılan araştırmaların da eksik olduğu görülmüştür. Yapılacak iş; davacının hangi sicil numaralı işveren şirket nezdinde hangi sürelerde çalıştığının tespiti amacıyla davacı duruşmaya çağrılıp isticvap edilmeli, davacının iddia ettiği çalışmalarının hangi tarihleri kapsadığı, hangi yıl başladığı hem de hangi sicil nolu işyerinde ifa edildiği hususlarında bilgi sahibi olabilecek, dava konusu dönemde davalı işverenin bordrolarında kayıtlı tespiti mümkün diğer kişiler ile gerektiğinde aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş, kanaat edinmeye elverişli sayıda olanlar re’sen tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, sonradan dinlenen tanık beyanları ile önce dinlenen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde bu çelişki giderilmeye çalışılmalı, davacının bildirim yapılmayan dönemler yönünden medula sisteminden de yararlanarak sağlık hizmeti alıp almadığı bunlara ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilerek irdelenmeli, bu kapsamda davalı işverence düzenlenmiş sağlık belgesi olup olmadığı belirlenmeli, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir” gerekçesi ile Mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; “1-) Davanın kabulü ile
-Davacının 01.09.2009-24.05.2012 tarihleri arasında 28.01.2009 tarihinde Kanun kapsamına alınan 1053360 sicil sayılı davalı işyerinde dönem asgari ücret ile çalıştığının tespitine,
-Davacının tespiti mümkün süre ve prime esas kazancının bilirkişi Av. …tarafından düzenlenen 03.03.2018 tarihli raporun sonuç kısmının c bendinde belirtilen süre tarih aralığı ve miktarlarda olduğunun belirlenmesine,
-Bilirkişi Av. …tarafından düzenlenen 03.03.2018 tarihli raporun bu kararın eki sayılmasına, ” dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı şirket vekili dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde “Hüküm sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgilidir. Bilirkişi raporuna hükümde atıf yapılarak, bilirkişi raporunun kararın eki sayılması, yukarıda anılan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesine aykırılık teşkil etmekte olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’unun geçici 3 üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’unun 438 inci maddesi gereğince Mahkeme kararı düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Hüküm fıkrasının 1 inci bendinde yer alan “-Davacının tespiti mümkün süre ve prime esas kazancının bilirkişi Av. … tarafından düzenlenen 03.03.2018 tarihli raporun sonuç kısmının c bendinde belirtilen süre tarih aralığı ve miktarlarda olduğunun belirlenmesine,
-Bilirkişi Av. …tarafından düzenlenen 03.03.2018 tarihli raporun bu kararın eki sayılmasına, ” ibarelerinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.