YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18861
KARAR NO : 2014/3560
KARAR TARİHİ : 11.02.2014
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, davacının 13.05.2004-10.09.2012 tarihleri arasında şoför ve otopark görevlisi olarak çalıştığını, fesih tarihlerinde rahatsız olduğunu, davalının sözleşmeyi devamsızlık nedeniyle haksız feshettiğini, günde 12,5-13 saat çalıştığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı sözleşmenin 24.08.2008-28.08.2008 tarihleri arasında devamsızlık yapması ve kendisine çekilip 04.09.2012 de tebliğ edilen ihtarnameye rağmen mazeret bildirmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil çalışmalarının ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme yargılama giderleri konusunda gerekçeli kararında aynen “Davacı vekili tarafından ilk rapor verildikten sonra davacının davasını ıslah ettiği, davalı vekilinin ilk dava açıldığından zamanaşımı def’inde bulunmadığı, ıslah aşamasından sonra zamanaşımı def’inde bulunduğu, dolayısıyla buna göre yapılan hesaplamada fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti yönünden yeniden hesaplama yapıldığı, ancak bu nedenle yasa ve uygulamada dikkate alınarak davacı aleyhine olacak şekilde davalı yararına avukatlık ücreti tahakkuk ettirilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle davalı yararına yargılama giderlerine hükmetmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323’üncü maddesi uyarınca, yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.
c) Dosya ve sair evrak giderleri.
ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler.
d) Keşif giderleri.
e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler.
f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler.
g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri.
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.
h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.
Yasada açıkça yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinden, aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarını da kararlaştırabilir (6100 sayılı Yasa Md. 326).
Yasanın 327’nci maddesi gereğince, gereksiz yere davanın uzamasına veya yargılama giderine sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa dahi, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği durumlarda, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.
Fer’î müdahil olarak davada yer alan kimse, yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa, yalnızca fer’î müdahale giderinden sorumlu tutulur, aksi hâlde bu giderler diğer tarafa yükletilir. Ancak, hüküm üçüncü kişinin katıldığı taraf lehine verilmiş olsa bile, lehine hükmolunan tarafın hâl ve davranışı, üçüncü kişinin davaya katılmasını gerektirmişse, müdahale giderinin tamamı veya bir kısmı, lehine hüküm verilen tarafa yükletilebilir (6100 sayılı Yasa Md. 328).
Değinilen Yasanın 329’uncu maddesi uyarınca, kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. Kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir. Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.
Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan durumlarda, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. (6100 sayılı Yasa Md. 331).
Yasanın 332 ve 333’üncü maddelerinin açık hükmü gereğince, yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yapılan giderin tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır. Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.
Somut olayda, davacının alacaklarının bir kısmının zamanaşımına uğraması nedeniyle alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı alacakların bir kısmı zamanaşımına uğramasına rağmen yine de talep etmişse artık davalının zamanaşımı defini her zaman ileri sürülebileceğini, taleplerinin bir kısmının reddedilebileceğini bilerek hareket ettiği sonucuna varılmalıdır. Davacının haklarını süresinde talep etmeyerek zamanaşımına uğratmasında davalının değil kendisinin kusuru söz konusudur. Davalı yasadan kaynaklanan zamanaşımı defini dava dilekçesinde ileri sürmese de kimse bir hakkını kullanmaya zorlanamayacağından bu hakkını ıslahtan sonra kullanması mümkündür. Mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde değildir.
Mahkemece reddedilen 13510,69 TL üzerinden davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilmemesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 9.bendinin tamamen silinerek yerine;
“Davacının yapmış olduğu 362,00 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre 227,00 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükme 12.bent olarak “Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince 1621,00 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin eklenmesine, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 11.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
###