Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/22157 E. 2023/10933 K. 18.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/22157
KARAR NO : 2023/10933
KARAR TARİHİ : 18.10.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/753 E., 2021/1204 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul / Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/38 E., 2018/1055 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; bisiklet sürücüsü müvekkiline davalıya sigortalı araç sürücüsünün çarpması neticesinde davacının yaralandığını, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir.

Davacı vekili, 1.999,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 79.226,75 TL olarak artırmış, 1,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebi bulunduğunu beyan etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili; sigortalının kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, bu nedenle öncelikle kusur oranının tespitini talep ettiklerini, kaza tarihi dikkate alındığında davacının malul olup olmadığı, maluliyet varsa kesin maluliyet oranının ne olduğunun belli olmadığını, davacının tazminatın geçici ve sürekli iş göremezlik açısından hangi alacak kalemi için talep ettiğini açıklamadığını, kaza tarihinden itibaren talep edilen faiz talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile; “davacının trafik kazası nedeni ile bedensel zarar talebinde bulunduğunu, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru aranında sorumlu olduğunu, kusur dağılımının belirlenmesi amacıyla kusur raporu alındığını, sigortalı araç sürücüsünün önünde seyir halinde olan aracı güvenli mesafeden takip etmesi gerektiğine ilişkin kurala aykırı davranarak %100 oranında kusurlu olduğunu, davacının ise kural ihlali olmadığını, davacının çalışma gücü olup olmadığının tespiti maksadı ile İstanbul Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Kurulu’nun kaza tarihi itibari ile geçerli Çalışma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırladığı raporda davacının %11.2 oranında çalışma gücü kaybı olduğu tespitinin yapıldığını, aktüer rapor ile 79.225,75 TL sürekli iş göremezlik tazminatının belirlendiğini, 05.11.2018 tarihli dilekçe ile davacının talebini artırdığını, davanın açılması ile davalının temerrüte düştüğü,” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 79.225,75 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 18.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik tazminatının ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; davacının maluliyet raporunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre düzenlendiğini, kaza ve poliçe tanzim tarihi dikkate alındığında yürürlükte bulunan 30.3.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiğini, davacı bisiklet sürücüsü olup; sürüş güvenliği açısından gerekli tertibata (Kask, arka stop ikaz lambası vs.) sahip olmadığını, kazada davacının müterafik kusuru bulunduğunu, hükme esas alınan hesap raporunda, davacı çocuk için 19.04.2016 tarihinden itibaren tazminat hesabı yapıldığını, davacının gelir elde edeceği yaş olan 25 yaşından itibaren hesaplama yapılması gerektiğini, mahkemece, hatalı olan kabul kararı neticesinde yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların ödenmesi bakımından hatalı hüküm kurulduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davalının maluliyet raporunun hatalı yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlandığına dair itirazının mevcut olduğunu, maluliyet oranı kurularak meslek grup numarası cetvelleri ile maluliyet oranı belirlenen Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi yerine Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek hastanelerden alınması gereken, olay ile illiyetinin kurulması yönünden eksik hükümler içeren genel özür oranın belirlendiği Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği’nin kabul edilmesinin zarar görenler aleyhine durum yaratacağını, davalının süresinde maluliyet raporuna itiraz etmediğini, davacının araz yeri ile kask takmaması arasında illiyet bağı olmaması nedeni ile müterafık kusur indirimi yapılmamasında isabetsizlik olmadığı,” gerekçesi ile davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, bisiklet kullanan davacıya 19.07.2015 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51 ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kask takılmaması ile zarar arasında illiyet bağı olmamasına, davalıya maluliyet raporunun 07.05.2018 tarihinde davalıya tebliği ile davalı vekilinin 09.05.2018 tarihli beyan dilekçesi ile rapora itiraz etmiş olması, kabul ve red oranı dikkate alındığında yargılama giderlerine ilişkin hükümde isabetsizlik olmamasına, davacının18 yaşında gelir elde edeceğinin kabulü ile hesaplama yapılmasının usul ve yasaya uygun olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 19.07.2015 tarihinde meydana gelmiştir.

Bu durumda mahkemece; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.

Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan Kaza Tespit Tutanağında, bisiklet sürücüsü olan davacının seyir halinde iken, aynı yönde seyreden davalıya sigortalı araç sürücüsünün, davacıya arkadan çarpmak suretiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 56/1-c maddesinde belirtilen önlerinde giden araçla aradaki mesafeyi korumaması ve arkadan çarpma kuralını ihlal ettiğini ve asli kusurlu olduğunu, davacının ise 10 yaşında olduğunu ve bisiklet kullanması için 11 yaşının doldurması gerektiği bu nedenle anne ve babasının tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dosyaya alınan kusur raporunda ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK’nun 56/1-c maddesinde belirtilen önlerinde giden araçla aradaki mesafeyi korumaması ve arkadan çarpma kuralını ihlal ettiğini, dikkatsiz ve tedbirsizce davrandığını bu nedenle olayda tamamen kusurlu olduğunu, davacının ise kazadan kaçınmak için yapacağı bir davranış olmadığından kural ihlali olmadığı rapor edilmiştir.

Mahkeme tarafından kusur raporuna itibar olunarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Yargılama makamlarınca Kaza Tespit Tutanağı ve kusur raporunun çelişkili bulunduğu hallerde birine neden itibar edildiği, kaza tespit tutanağına neden itibar edilmediği gerekçelendirilmeli veya tutanak ve rapor arasındaki çelişkiyi gideren ikinci bir rapor alınmalıdır.

Şu durumda kaza tespit tutanağı ile alınan rapor arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek 3 kişilik uzman bilirkişi kurulundan, önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

3. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi,