YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1986
KARAR NO : 2023/4579
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2009/748 E., 2014/82 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece asıl davanın ve birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/847 E sayılı davanın kabulüne, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/113 E. Sayılı davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.02.2018 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte gelen davalı … vekili Avukat … geldi, diğer davalılar ile karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Davalı … vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incilenerek karara bağlanması için uygun görülen 29.03.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı …’nın kredi borçlusu olduğunu, davalı borçlu aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2009/12578 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan haciz zaptının İİK 105 kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı İstanbul ili, Silivri ilçesi, … köyü, 854 ada, 6 parselde kayıtlı taşınmazdaki hissesini kardeşi olan …’na devrediliği, … kendi hissesi ile birleştirerek gayrimenkulü davalı …’ye, ondan da davalı … Kayaarasına devrettiği, söz konusu tasarrufların mal kaçırma kasdı ile yapıldığı beyan edilerek davalılar arasındaki tasarrufların iptali talep ve dava edilmiştir.
Birleşen İstanbul 13. A.T.M.’nin 2009/847 E sayılı dosyasında davacı vekili, davalı …’nın vefat etmesi nedeniyle davasını mirasçılara yönelterek aynı taşınmazlardaki davalının tasarrufunun iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/113 E sayılı dosyasında davacı vekili; 01.05.2008 tarihli kredi sözleşmesi nedeniyle davalı … ve …’nın bu sözleşmenin kefili olduğundan, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2009/12578 sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı …’nın Büyükçekmece, Merkez Mah., Değirmenlik mevkiinde kain, 254 ada, 10 parsel, 3. kat, 17 no’lu bağımsız bölüm, çatı arası piyesli daire vasıflı taşınmazın, yakın arkadaşı ve zaman zaman iş yaptığı …’e 23.10.2008 tarihinde alacaklılardan mal kaçırma amacıyla 41.000,00 TL bedelli devrettiğini, diğer davalı …’nın aynı adresteki 18 bağımsız bölüm numaralı taşınmazı 02.12.2008 tarihinde 42.000,00 TL bedelli davalı … ‘e sattığını yapılan satışların mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğunu belirterek bu tasarrufların iptaline karar verilmesi dava ve talep olunmuştur.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının yerinde olmadığını, … ve …’ın kardeş olup, dava konusu taşınmazda hissedar olduklarını, villaların bitişik olduğunu, muvazaa söz konusu olmadığını, birbirlerine satışın mecbur olduğunu, satışın gerçek olduğunu, belirterek davanın reddi savunulmuş, birleşen davada aynı beyanlar tekrarlanmıştır.
2. Davalı … ve … mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; müteveffa …’ın taşınmazı başlangıçtan beri 1/2 hissesinin maliki olduğunu, … ile kardeş olup, birlikte kullandıklarını, …’nın oğlu …’ın işlerinin bozulması nedeniyle borçlarını ödeyebilmesi için hissesini satışa çıkarmasının …’nı üzdüğünden ve aile mahremiyeti nedeniyle taşınmazın satışının yapıldığını, satışın gerçek olduğunu, …’ye yarısı peşin, yarısı senet olarak mülkün tamamının satıldığını, ancak …’nin imar yönünden problem olduğundan satıştan vazgeçtiğini, senedin iadesini istediğini, muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin olaylara ilgisinin bulunmadığını, borçlularla akrabalık, komşuluk ve iş ortaklığı ilişkisinin olmadığını, mülkün tamamının …’nın olduğunu düşünerek satın aldığını, müvekkilinin tapu kütüğüne iyi niyetle güvenen 3. kişi olduğunu, tamamının 360.000,00 TL olmak üzere, 180.000,00 TL peşin, kalanı da senet bedeli olarak anlaştıklarını, ancak taşınmazın imar durumundaki problemleri ve belediyenin hissesi bulunması nedeniyle kredi alamadığından satıştan vazgeçtiğini ve …’na satış için vekalet verdiği Teoman’ın satış yaptığını belirterek davanın reddi savunmuştur.
4. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bakırköy, Şenlikköy mahallesinde ikamet ettiğini ve Nora Yapı adlı adi şirketin ortağı olduğunu, müvekkilinin taşınmazı 23.10.2008 tarihinde …’ndan satın aldığını, bu satış işleminin müvekkilinin adi ortaklık şirketinin ortakları adına İstanbul, Kadıköy, Bostancı Mah, 672 ada, 160 pafta, 7 parsel’de kayıtlı, 28 no’lu bağımsız bölümde bulunan taşınmazının davalı …’na satış ve devrine istinaden takas bedeli olarak alındığını, 27.10.2008 tarihli fatura ile 350.000,00 TL bedel ile sattığını ve tapudan da devrinin yapıldığını, taşınmazın takas dışında kalan alacakları içinde …’ndan vadeli çekler alındığını ve çeklerin ödenmediğini, satışın gerçek olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, Kadıköy’deki taşınmazın karşılığında dava konusu taşınmazın takas mahsup hükümleri gereğince satın alındığını, davacı bankanın takasa konu edilen Kadıköy, Bostancı Mahallesindeki 28 no’lu daire ile ilgili …’nın 19.11.2008 tarihinde …’ya yapılan satışı dolayısıyla tasarrufun iptali için İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/24 E. sayılı dosyasından dava açtığını ve mahkemece satış işleminin iptaline karar verildiğini, takasa konu dairenin bu taşınmaz olduğunu belirterek davanın reddi savunulmuştur.
5. Davalı … ve …’na usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmalara katılmadıkları gibi davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 01.04.2014 tarihli ve 2009/748 Esas ve 2014/82 karar sayılı kararıyla; …Asıl davada davanın kabulü ile, davacı bankanın İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2009/12578 sayılı dosyasından borçlu …’ndan olan alacağı ve eklentileri ile sınırlı olmak üzere İstanbul Silivri İkinci Bölge, … Köyü, 854 Ada, 6 parseldeki taşınmazın davalılar arasındaki devir ve temlikine ilişkin tasarrufların davacı banka yönünden iptaline, davacı bankaya bu taşınmaz üzerinde takip dosyasından tahsilde tekerrür olmamak üzere İİK 283 maddesi gereğince cebri icra yolu ile hakkını alma yolu tanınmasına,
Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2009/847 E. sayılı dosyasında davanın kabulü ile, davacı bankanın İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2009/12578 sayılı dosyasından borçlu …’ndan olan alacağı ve eklentileri ile sınırlı olmak üzere İstanbul Silivri İkinci Bölge, Selimpaşa Köyü, 854 Ada, 6 parseldeki taşınmazın davalılar arasındaki devir ve temlikine ilişkin tasarrufların davacı banka yönünden iptaline, davacı bankaya bu taşınmaz üzerinde takip dosyasından tahsilde tekerrür olmamak üzere İİK 283 maddesi gereğince cebri icra yolu ile hakkını alma yolu tanınmasına,
Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/113 E. sayılı dosyasında davanın kısmen kabulü ile, davacı bankanın İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2009/12578 sayılı dosyasından borçlu …’ndan olan alacağı ve eklentileri ile sınırlı olmak üzere ve tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul Büyükçekmece, Merkez Mahallesi, … Mevkii, 254 Ada, 10 Parseldeki 3. kat, 18 nolu taşınmazın davalılar arasındaki devir ve temlikine ilişkin tasarrufların davacı banka yönünden iptaline, Davacı bankaya bu taşınmaz üzerinde takip dosyasından tahsilde tekerrür olmamak üzere İİK 283 maddesi gereğince cebri icra yolu ile hakkını alma yolu tanınmasına, davalı … hakkındaki davanın reddine, ” karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu edilen birleşen davadaki taşınmazlardan İstanbul, Büyükçekmece, 10 parselde kayıtlı 3. kat, 18 nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın ipotek alacaklısı Türkiye Vakıflar Bankası TAO tarafından cebri icra kanalı ile satışa çıkartılmış ve alacağa mahsuben satın alındığı bu sebeple, tasarruf işleminin iptali ile birlikte satış bedelinin tazminata dönüşmesi ve satış bedeli kadar miktarın devralan davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece sadece davanın kabulü ile tasarruf işleminin iptaline karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, davalı …’e devredilen Büyükçekmece 10 parselde kayıtlı 3. kat, 17 nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmaz ile ilgili takas karşılığında alınmış olduğu kabul edilerek davamızın reddine karar verilmişse de; davalı tarafından bu durumu içeren herhangi bir sözleşme, resmi belge dosyaya ibraz edilmediği, davalı banka borçlusu tarafından kendisine verilen çeklerle ilgili takiplere ait belgelerin dosyaya ibraz edildiği, davalı tarafın karşılığında devrettiğini iddia ettiği taşınmaz değerli bir taşınmaz olup bunun devrine dair herhangi bir sözleşme yapılmamış olması ve müteahhitlik ile uğraşan davalı devralanın bu yönde herhangi bir belge sunmamış olması ve gerçekleştirilen devre ait devir bedelinin ise taşınmazın değerinin 1/3 ünden az olması davalı iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koyduğu, bu sebeple birleşen dosyadaki bu talebimizin de kabulüne karar verilmesi gerekirken bu yönden de davanın reddine karar verilmesi eksik ve hatalı olduğu, davalı … aleyhine açmış olduğumuz davanın reddi ile birlikte 50.563,45 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verildiği, tasarrufun iptali davalarında hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin takip konusu alacak ile dava konusu taşınmazların tasarruf işlemi tarihindeki değerlerinden hangisi az ise ona göre hesaplanacağı bahsi geçen gayrimenkulün tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 125.000,00 TL olmasına göre iş bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği beyan edilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın ilk sahipleri ile bir yakınlığının bulunmadığını, iyi niyetli 3. kişi olduğunu, mahkemece hisse ayrımı yaparak karar vermesi gerektiği, harç ve vekalet ücretinin maktu belirlenmesi gerektiği, birleşen davada harç ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının da doğru olmadığı beyan edilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanu’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanun’un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.
3. Değerlendirme
1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, davanın esasına girilerek karar verilmiş olmasına göre vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin ve davalı … vekilinin aşağıdaki bent haricindeki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Dava, İİK’ın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyi niyet kurallarına aykırılık”nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir.
Davalı borçlu tarafından davalı … ‘e devredilen, İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, 10 parselde kayıtlı 3. kat, 18 nolu bağımsız bölümün kaydında yer alan Vakıfbank’in ipoteği sebebi ile cebri icraya konu edildiği, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün 2009/3564 Tal. sayılı dosyadan yapılan ihalede; dava dışı ipotek alacaklısı banka tarafından alacağa mahsuben satın alındığı, dava konusu gayrimenkul kaydındaki ipotek borcunun davalı borçlunun borcundan kaynaklı olduğu üzerindeki ipotek ve/veya haciz nedeni ile cebri icra yolu ile satılması halinde davalı 3. kişi elinde bir bedel kalır ise 3. kişinin bu bedel ile sorumlu tutulması gerektiğinin belirlenmesine göre; icrai satışın yapıldığı icra dosyasının dosya arasına alınarak, mahkemece ihale dosyasının incelenerek söz konusu ihale neticesinde ihale alacaklısının alacağını alıp almadığı, alacağını aldıktan sonra bakiye bedel kalıp kalmadığının araştırılması, bakiye bedel kalması halinde söz konusu bedelin tahsili yönünde karar verilmesi, bakiye bedel kalmaması halinde icrai satışı yapılan gayrimenkul ile ilgili olarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, haklılık-haksızlık durumuna göre de davalıların yargılama masraflarından sorumluluğunun belirlenerek karar verilmesi gerekirken icrai satış ile satıldığı ve ihalelerin kesinleştiği belli olan gayrimenkul ile ilgili mahkemece davanın kabulüne, tasarrufun iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Dava konusu İstanbul İli, Siivri İlçesi, 2. Bölge, Selimpaşa Köyü, 854 ada, 6 parselde arsa vasıflı taşınmazın 349/905 hissesi davalı borçluya aitken 11.11.2008 de davalı borçlunun kardeşi olan davalı …’na satıldığı, davalı … aldığı hisse ile kendine ait hisseyi birleştirerek bahsi geçen gayrimenkulü 26.01.2009 tarihinde …’ye devrettiği, … tarafından da 349/950 hissenin 22.06.2009 tarihinde davalı …’nın kızı olan …’na devredildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece iş bu gayrimenkul yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de; mahkemece davalı borçlunun devredilen hissesi üzerinden iptale karar verilmesi gerekirken tam hisse üzerinden iptale karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4. Tasarrufun iptali davalarında vekalet ücreti takip konusu alacak miktarı ile iptali istenen tasarrufun tasarruf tarihindeki değeri karşılaştırılarak düşük olan değer üzerinden nispi olarak hesaplanması gerekir. Somut olayda takip konusunun 01.05.2008 tarihli kredi genel sözleşmesine dayalı olduğu, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2009/12578 sayılı dosyadan 939.386,20 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/113 E. sayılı dosyanın konusu olan davalı borçlu …’ndan davalı …’e devredilen Büyükçekmece İlçesi, Merkez mah, … mevkiinde kain 254 ada, 10 parsel, 3. Kat, 17 nolu bağımsız bölümün 23.10.2018 tasarruf tarihindeki gerçek değeri ise 125.000,00 TL tespit edilmiştir.
Bu durumda davalı lehine iş bu gayrimenkulün tasarruf tarihindeki gerçek değeri üzerinden (125.000,00 TL) nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretinin takip rakamı üzerinden hesaplanması da doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda; değerlendirme bölümünün(1) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin, (3) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya ve davalı …’ye iadesine,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.