YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13767
KARAR NO : 2023/5566
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2399 E., 2022/2563 K.
…
…
…
HÜKÜM/KARAR : Kabul/Kaldırma/Ret
…
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sinop İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/1 E., 2022/46 K.
Taraflar arasındaki şikayet nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dosyada şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, asıl davada zamanaşımı nedeni ile icranın geri bırakılmasına diğer taleplerinin reddine, birleşen davada usulsüz tebligat şikayetinin süreden reddine, birleşen davadaki diğer taleplerinin derdestlik nedeni ile süreden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi borçlu vekili asıl davaya ilişkin şikayet dilekçesinde, borçlu şirket hakkında başlatılan ilamlı icra takibi kapsamında 06.03.2020 tarihinde eski adreslerine tebliğ edilen icra emrinin ilama aykırı düzenlendiğini, tebligat yapılan adresin şirket ile bağı olmadığını, aradan 10 yıl geçtiği için ilamın zamanaşımına uğradığını, ilamda kesinleştirme şerhi olmadığını, icra emrinde alacaklının vergi kimlik numarası bulunmadığını, kal’ine karar verilen yapıların niteliğinin 2002 tarihli rapordan farklı olduğunu ilamla gerçek durum arasında fark olduğunu usulüne uygun hazırlanmayan icra emrinin iptalinin gerektiğini belirterek şikayetin kabulüne, icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Şikayetçi borçlu vekili asıl birleşen davaya ilişkin şikayet dilekçesinde, ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğu iddiası ile birlikte asıl davaya ilişkin dava dilekçesi içeriğini tekrarla icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu ilamın taşınmazın aynına ilişkin olması nedeniyle zamanaşımına tabi olmadığı, icra emrinin borçlu şirket adresine usulüne uygun tebliğ edildiği, asıl ve birleşen dosya yönünden icra emrinin iptali gerektiren bir şikayetin bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dilekçelerindeki iddialarını tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibin İİK’nın ilamların icrasına ilişkin 24 vd. maddelerine uygun olarak başlatıldığı, takibin dayanağı ilamın 15.05.2007 tarihinde kesinleştiği, davacının zaman aşımı itirazları dışındaki itirazlarının yerinde olmadığı, buna karşın takibin dayanağı ilamın kira ilişkisinin sona ermesinden kaynaklı müdahalenin önlenmesi ve kira ilişkisi nedeni ile yapılan binaların yıkımının yargılama konusu edildiği, davaya konu mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın aynının ihtilaflı olmadığı, takibin dayanağı ilamın 15.05.2007 tarihinde kesinleştiği, takibin ise 27.02.2020 tarihinde başlatıldığı, bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde takip başlatılmamış olup, TBK’nın 157. maddesi kapsamında zamanaşımını kesen bir sebebe de rastlanılmadığından, icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı kararın verilmesinin isabetsiz olduğu, birleşen dosyadaki itirazlara gelince, davacının usulsüz tebliğe ilişkin itirazları dışındaki tüm itirazların asıl davada da ileri sürüldüğü ve her iki davanın taraflarının da aynı olduğu, bu durumda HMK’nın 114/1-ı maddesi gereğince taraflar arasında aynı konuda derdest bir dava mevcut iken, aynı konu hakkında yeniden şikayette bulunulmasından dolayı derdestlik nedeniyle usulsüz tebliğ iddiası dışındaki iddialarının usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, icra emrinin davacıya 06.03.2020 tarihinde muhatabın temsilcisinin adreste bulunmaması nedeni ile işçisine teslim sureti ile tebliğ edildiği ancak, tebligat evrakını alan işçinin, tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması olup olmadığı anlaşılamadığından tebligatın usulsüz olduğu ancak, davacı asıl davayı tebliğ tarihini 06.03.2020 olarak belirttiği ve 11.03.2020 tarihinde açtığı asıl dava dilekçesinde tebligatın usulsüz tebliğ edildiği iddiasını açıkça ileri sürmediği, bu durumda davacı taraf en geç asıl dava açılış tarihi olan 11.03.2020 tarihinde usulsüz tebliğ işleminden haberdar olduğuna ve birleşen davanın 15.06.2020 tarihinde açıldığı anlaşıldığına göre usulsüz tebliğ şikayetinin İİK’nın 16. maddesinde belirtilen 7 günlük yasal süresinden sonra açıldığının kabul edildiği, birleşen dava dosyasında ileri sürülen usulsüz tebliğ şikayetinin süre aşımından reddi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kısmen reddi kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerine asıl davada; davacı vekilinin icranın geri bırakılması talebinin kabulü ile zamanaşımı nedeni ile icranın İİK’nın 33/a maddesi uyarınca geri bırakılmasına, davacı vekilinin diğer taleplerin reddine, birleşen davada; usulsüz tebliğ şikayetinin İİK’nın 16. maddesinde belirtilen 7 günlük yasal süresinden sonra yapılması nedeni ile süre aşımından reddine, davacı vekilinin diğer itirazlarının aynı konu hakkında yeniden şikayette bulunulmasından dolayı, derdestlik nedeniyle şikayetin usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi vekilince, tebligatın usulsüz olduğu yönünde birleşen dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla birleşen dosyada verilen tebligat usulsüzlüğü şikayetinin reddi kararı yönünden kararın kaldırılmasını ve asıl davaya ilişkin verilen kararın onanması talep edilmiştir.
Davalı alacaklı vekilince, ilamın kira ilişkisini konu alan bir karar olmadığını, vasıf değişikliği ile mera sıfatı kazanan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın amacı dışında kullanılması nedeni ile kullanımın sona erdirilmesine ilişkin olduğunu ve Mera Kanunu 4. madde gereği zaman aşımının uygulanmayacağını iddia edilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ilamlı icra takibinde usulsüz tebligat şikayeti ve icranın geri bırakılması talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
7201 sayılı Tebligat Kanunu 32, 39 ve devamı maddeleri ile TBK’nın 157. Maddesi,
HMK’nın 114/1-1, 115/1-2 maddeleri
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz eden davacı/borçludan tahsiline, davalı/alacaklıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
…