YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20016
KARAR NO : 2023/9115
KARAR TARİHİ : 24.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/528 E., 2020/760 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. (Kapatılan) Ege Ordusu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 28.09.2011 tarihli ve 2011/569 Esas, 2011/337 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üste fiilen taarruz suçundan (iki kez), 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 91 inci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hal cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 5
… hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. (Kapatılan) Ege Ordusu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 28.09.2011 tarihli ve 2011/569 Esas, 2011/337 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 15.05.2013 tarihli ve 2013/811 Esas, 2013/784 Karar sayılı ilamıyla; Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü
Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün
“…kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması
karşısında; uygulamaya yönelik bu konularda, Mahkemesince yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükümlerinin uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) Ege Ordusu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 24.02.2014 tarihli ve 2013/1133 Esas, 2014/74 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında üste fiilen taarruz suçundan (iki kez), 1632 sayılı Kanun’un 91 inci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hal cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 5 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 15.05.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
4. Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 15.05.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 29.02.2016 tarihinde tehdit suçunu işlediğinin Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2017 tarihli ve 2017/271 Esas, 2017/549 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2020/528 Esas, 2020/760 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) Ege Ordusu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 24.02.2014 tarihli ve 2013/1133 Esas, 2014/74 Karar sayılı, açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanmasına, sanığın üste fiilen taarruz suçundan (iki kez), 1632 sayılı Kanun’un 91 inci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hal cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 5 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; temyize konu davanın zamanaşımına uğradığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Yapılan incelemede; sanığın, 03.11.2010 tarihinde 04.30-06.30 saatleri arasında Emniyet-3 nöbet yerinde nöbetçi olduğu, Silahlık Nöbetçisi … Onb. Rıdvan Alcan’ın sanığı nöbete hazırlanması amacıyla uyandırmaya çalıştığı ancak uyandıramadığı, nöbet saatinin yaklaşmış olması nedeniyle Devriye Nöbetçi Onbaşısı olan mağdur … Onb. Halil Demir’in sanığı kaldırmaya çalıştığı, sanığın kalkmadığı, mağdur … Onb. Halil Demir’in sanığın yatağından kalkması yönünde istekte bulunduğu, sanığın bir anda kalkarak mağdur … Onb. Halil Demir’in boğazından tutarak yüzüne kafa attığı;
sanık ve mağduru ayırmak için diğer mağdur … Onb. … Feridun …’ın müdahale ettiği, bu sırada sanığın mağdur … Onb. … Feridun …’a saldırarak yüzüne yumruk attığı, yumruğun etkisi ile mağdur … Onb. … Feridun …’ın gözlüğünün kırıldığı; mağdurlar hakkında olay günü tanzim edilen tabip raporlarında yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek seviyede bulunduğunun tespit edildiği; maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2. Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; olay tarihinde Rıdvan Alcan’ın kendisini sabah nöbete kaldırılmak için seslendiğini duymadığını, ardından … Feridun …’ın geldiğini ancak kendisinin tekrar uykuya daldığını, Halil Demir’in gelerek kalk! demesi üzerine kalkarak kendisini toparladığını ancak Halil Demir’in sana çok yüz verdik diyerek bacağına botla vurduğunu, bunun üzerine kendisinin de Halil Demir’i eliyle ittiğini, üçü arasında itişme yaşandığını, gözlüğün kendiliğinden yere düşerek parçalandığını, kimseyi darp etmediğini beyan etmiştir.
3. Mağdurlar Halil Demir ve … Feridun … ile usulüne uygun olarak yeminli ifadelerine başvurulan tanıklar İlker Daşkın ve Rıdvan Alcan’ın beyanları da maddi vakıayı destekler mahiyettedir.
4. Mağdurlar ve sanık hakkında 03.11.2010 tarihli ve 2845 numaralı adli rapor düzenlenerek mağdurların yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek seviyede bulunduğu tespit edilmiştir.
5. Olay tespit tutanağı, vaka kanaat raporu, olay gününe ait nöbet çizelgesi ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
6. Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2017 tarihli ve 2017/271 Esas, 2017/549 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.
7. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanığa atılı suç tarihi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile denetim süresi içinde kasıtlı suçun işlendiği tarih arasında zamanaşımının durduğu hususu göz önüne alındığında; sanığa atılı suçun işlendiği 03.11.2010 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin tamamlanmamış olduğu anlaşıldığından sanığın davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.
2. Olay tarihinde sanığın rütbesiz … er, mağdurların ise onbaşı rütbesine haiz olduğu, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun’un (211 sayılı Kanun) 10 uncu ve 1632 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre aralarında ast-üst ilişkisinin bulunduğu, sanığın rütbece üstü olan mağdura vurmak suretiyle doğrudan onun vücut bütünlüğüne ve üstlük nüfuz ve otoritesine yönelik fiili saldırı gerçekleştirdiğinin kabulü ve dosya kapsamında bulunan ve usulüne uygun ifadeleri alınmış mağdur ve tanık ifadelerinin de bu yönde olduğu göz önüne alınarak Mahkemece sanığın, mağdur Halil Demir’in boğazından tutarak yüzüne kafa atmak, mağdur … Feridun …’a saldırarak yüzüne
yumruk atmak suretiyle gerçekleşen iki ayrı üste fiilen taarruz suçuna konu eylemlerinin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükümlerin aynen açıklanmasında, bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2020/528 Esas, 2020/760 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.10.2023 tarihinde karar verildi.