Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/14635 E. 2023/4249 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14635
KARAR NO : 2023/4249
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1006 E., 2020/3869 K.
HÜKÜM/KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2010/676 E., 2017/724 K.

Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait ve davalı nezdinde sigortalı bulunan otobüsün, 21.07.2001 tarihinde yandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, olayın davalı tarafa ihbar edildiğini ve davalı tarafça ekspertiz incelemesi yapılmasına rağmen sigorta bedelinin ödenmemesi üzerine, davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını ancak davalının itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine itirazın iptali davası açıldığını, açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne karar verildiğini ve kararın Yargıtay incelemesi ile düzeltilerek onandığını ve kararın kesinleştiğini, kararın kesinleşmesinin akabinde icra dosyasına davalı tarafça ödeme yapıldığını ancak yapılan ödemenin davacının zararını karşılamadığını, davalı tarafından, haklı alacağın geç ödenmesi nedeniyle birçok masraf yapıldığını, şehirlerarası yolcu taşımacılığında kullandığı otobüsün yerine yeni otobüs alınmadığından, temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar yapılacak seferlerden ve kârdan mahrum kalındığını, temerrüt nedeniyle alacağını zamanında alamayan müvekkilinin, banka kredisi kullanmak zorunda kaldığını, krediyi ödeyemediği için birçok kez icra takibine maruz kaldığını, ülke ekonomisinin enflasyonist özelliği nedeniyle ödenen para ile günümüz şartlarında davaya konu otobüsün mukabilini alamaz duruma düştüğünü, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 105 inci maddesine göre bu zararlarının davalı tarafça karşılanması gerektiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, 500.000,00 TL munzam zararın ihbar tarihi olan 06.08.2001 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın 21.07.2001 tarihinde hasarlandığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1268 inci maddesine göre sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğradığını, davacıya mahkeme kararı gereğince ödeme yapıldığını, davacının talebinin kasko sigortası teminatı dışında olduğunu, davacının bütün zararlarının karşılandığını, müvekkili açısından munzam zarar şartlarının mevcut olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay kararları doğrultusunda, aracın 2. el piyasasının 70.000,00 TL olduğu davacının faizi ile birlikte alınan kararda 360.000,00 TL olarak ödeme yapıldığı ve aracı kendisi tarafından bilahare satıldığından, munzam zararlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinafı; 07.12.2015 tarihli bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda munzam zararın oluştuğunun kanıtlandığını, munzam zararın hesaplanmasının ardından bu kez kazanç kaybı ve munzam zarar klozunun olup olmadığı konusunda bilirkişi tayin edildiğini, 06.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda munzam zarar klozunun oluştuğunun kabul edildiğini, 06.10.2016 tarihli bilirkişi raporuna itiraz etmeleri üzerine 07.12.2015 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi heyeti tarafından ek rapor verildiğini, 13.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise sadece, müvekkiline ait otobusün değeri ile ilgili olarak yapılan tespitin isabetli ve Yargıtay kararlarına uyumlu olarak yapıldığına dair görüş bildirildiğini, söz konusu raporun bu yönüyle hatalı olmasından dolayı itiraz edildiğini, somut olayda munzam zararın istenilebilmesi için uğranılan zararın varlığının ve miktarının, somut olgular ile kanıtlandığını, daha önceki dilekçelerinde bu hususları tek tek açıkladıklarını, davalı tarafça sigorta bedelinin vaktinde ödenmemesi nedeniyle, davacı tarafından Akbank … Şubesinden 180.000,00 TL kredi çekildiğini, bu kredinin ödenmemesi nedeniyle Düzce Tapu Sicil Müdürlüğünde kayıtlı deposunu ve dükkanını, eşi adına kayıtlı meskenini, kendisine ait taksisini ve otobüsünü satmak zorunda kaldığını, çeşitli bankalardan kredi kullandığı için icra takiplerine maruz kaldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalı otobüsün fiili ödeme günündeki rayiç bedeli ve davalının davacıya ödediği sigorta tazminatı ile temerrüt faizi toplamının belirlendiği ve buna göre yapılan ödeme, otobüsün fiili ödeme günündeki rayiç bedelinden fazla olduğundan davacının talep edebileceği munzam zararının bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigorta sözleşmesinden kaynakalanan alacağın ödenmemesi nedeni ile munzam zararın doğup doğmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 105 inci maddesi.

3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Davacı vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde özellikle davaya konu oto sigorta paket poliçesinde munzam zarar ve mahrum kalınan kar klozu olmaması ve davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu dikkate alındığında kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı …’a yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.