YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21989
KARAR NO : 2012/22015
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İmar kirliliğine neden olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
l)TCK’nın 184/4.maddesinin “Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır” hükmü uyarınca 3. fıkra hariç mücavir alanın maddenin kapsamı dışında tutulması ve yargılama aşamasında alınan inşaat mühendisi … imzalı raporda söz konusu yerin belediye mücavir alanı içerisinde kaldığının belirtilmesi karşısında, Belediye Başkanlığının cevabi yazısında geçen “belediye sınırı” tabirinin, TCK’nın 184. maddesi yönünden yasal bir terim olmadığı gözetilerek, Korkuteli Belediye Başkanlığına yazılacak yazı ile söz konusu yerin belediye sınırları mücavir alan içinde kalıp kalmadığının, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanması, mücavir alan içinde bulunduğunun anlaşılması halinde, özel imar rejimine tabi yerlerden olup olmadığının tespiti ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine hükmolunması,
2)5271 sayılı CMK’nın 231/6-c bendinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarından biri olan “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” mağdur ya da kamuya verilen maddi, ölçülebilir somut zararın sanık tarafından giderilmesidir. 5237 sayılı TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunda, aynı maddenin beşinci fıkrasına göre failin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde açılmış olan kamu davası düşecek olup, hükmolunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacağından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olmayacaktır. TCK’nın 184. maddesinde tanımlanan suçun işlenmesi ile kamuya doğrudan maddi bir zarar verildiği kanıtlanmadığından CMK’nın 231.maddesinin uygulama olanağı 6.fıkrada gösterilen objektif ve sübjektif şartlar değerlendirilerek belirlenmelidir.
Yargılamaya konu somut olayda, sabıkasız olan sanık hakkında, kişiliği ve yargılama aşamasındaki hal ve tavırları olumlu görülerek TCK’nın 62.ve 50. maddelerinin uygulanması, imar kirliliğine neden olma suçu dolayısıyla kişilere ya da kamuya yönelik giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar oluşmaması karşısında, çelişkili biçimde mahkemece “ruhsata aykırı olarak yaptığı binayı suçtan önceki hale getirmediği, ruhsata ve imara aykırılığın giderilmediği, bu hali ile CMK’nın 231/6-c maddesindeki yasal şartın gerçekleşmediği” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık …’in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2012 tarihinde karar verildi.