YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5395
KARAR NO : 2023/6179
KARAR TARİHİ : 13.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/1388 değişik iş
KARAR : İtirazın reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan …’nın, kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla telekonferans yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek eyleminden dolayı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi ve 48 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 44 üncü maddenin birinci fıkrası gereğince 2 gün süreyle hücreye koyma cezası ile cezalandırılmasına dair anılan Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 20.04.2018 tarihli ve 2018/415 sayılı kararına karşı yapılan şikayetin reddine ve disiplin cezasının onaylanmasına
ilişkin Elazığ İnfaz Hakimliğinin 09.05.2018 tarihli ve 2018/1585 Esas, 2018/1756 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2018 tarihli ve 2018/1388 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 94660652-105-23-8917-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve 2023/60266 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve 2023/60266 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“ Dosya kapsamına göre;
1-Hükümlünün sisteme kayıtlı olan 0543 276 2963 telefon numarası ile haftalık görüşmesini yaptığı sırada telekonferans yapmak suretiyle sistemde kayıtlı olmayan, görüşme hakkının bulunmadığı bir kişi ile daha görüştüğünün tespit edilmesi üzerine, Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 20/04/2018 tarihli kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan, kurumda korku kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak eyleminden dolayı 1 aydan 3 aya kadar ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği, ancak anılan Kanun’un 48 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükümlünün yasal kaldırma süresi dolmamış disiplin cezası bulunduğu gerekçesiyle, bir üst ceza olan aynı Kanun’un 44 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 2 gün hücreye koyma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.12.2021 tarihli ve 2021/12347 Esas, 2021/14641 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, hükümlünün sisteme kayıtlı telefon numarası ile haftalık görüşmesini yaptığı sırada telekonferans yapmak suretiyle sistemde kayıtlı olmayan, görüşme hakkının bulunmadığı bir kişi ile daha görüşmesi eyleminin, 5275 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan, ”Kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek.” eylemini oluşturduğu, ancak anılan hükmün 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine eklendiği cihetle, karar tarihi itibariyle eylemin disiplin cezası karşılığı bulunmadığından itirazın bu yönden kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2-4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “İnfaz hakimi, inceleme sonunda şikayeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.” şeklindeki düzenleme karşısında, hükümlü tarafından yapılan şikâyetin sadece reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca
onaylanmasına karar verildiği cihetle, itirazın belirtilen nedenle de kabulüne karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
“(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. Karar tarihinden sonra 14.04.2020 tarihinde kabul edilen 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama başlıklı 42 nci maddesinin ikinci fıkrasına (f) bendinin eklendiği, buna göre kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek eyleminin haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezasını gerektiren eylem olarak düzenlendiği ancak kanun yararına bozmaya konu yapılan Elazığ 1.Ağır Ceza Mahkemesinin karar tarihinin 16.05.2018 olduğu anlaşılmakla, eylemin gerçekleştirildiği tarih itibariyle hükümlünün bu disiplin cezası ile cezalandırılmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.” şeklindeki düzenleme karşısında, hükümlü tarafından yapılan şikâyetin sadece reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca disiplin cezasının onaylanmasına da karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Açıklanan sebeplerle itiraz merciinci itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.05.2018 tarihli ve 2018/1388 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.10.2023 tarihinde karar verildi.