YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5741
KARAR NO : 2023/7456
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/198 E., 2023/36 K.
KARAR : Ret
Taraflar arasında görülen hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalılardan işverene ait işyerinde aylık 710 TL net ücretle 01.05.2006 – 18.07.2009 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının ve prime esas ücretlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2013/832-2016/61 E.K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan SGK vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 13.03.2018 günlü ve 2013/832 – 2016/61 E.K. sayılı ilamı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalıya ait işyerinde temizlik elemanı olarak çalıştığını beyan ettiği, 27.10.2006- 01.01.2007 tarihleri arasında 1013769 sicil numaralı Dearsan Gemi İnş. San. A.Ş. (aracı) – taşeronu Sevat Doğan unvanlı işyerinden, 23.01.2007- 28.07.2009 tarihleri arasında yine 1013769 sicil numaralı Dearsan Gemi İnş.San AŞ (aracı) – taşeronu davalı şirket olan işyerinden hizmetlerinin bildirildiği, davalı işyerinin 2007/1- 2008/12. aylara ilişkin ücret bordrolarının dosyada bulunduğu ve bu bordrolarda davacının imzasının bulunduğu ,mahkemece işçilik alacaklarına ilişkin Kocaeli 4. İş Mahkemesinin 2008/230 Esas sayılı dosyasında davacının son ücretinin net 750 TL olduğuna karar verildiği ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 11.11.2014 tarihli kararı ile onandığı anlaşılmakla, mahkemece yapılacak işin; uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ücret bordrolarının tamamını davalı işverenden isteyerek, dava konusu yapılan çalışma döneminin tamamında, imzalı ücret bordrosu olan dönemlerde imzalı ücret bordrosu kadar, imzalı ücret bordrosu olmayan veya olup da itiraz edilen imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılan dönemlerde, işverenin bordrolarında kayıtlı diğer işçilerin beyanlarına başvurarak, işverenin yaptığı bildirimler ile çalışan işçilerin niteliklerini de karşılaştırarak, davacının asgari ücretle çalışması olağan olmayan, nitelikli bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığını belirlemek, ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yaparak sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek eksik inceleme ve araştırma ile verilen hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2023 tarihli ve 2018/198 – 2023/36 E.K. sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının dava konusu dönemde tam zamanlı fiili çalışma olgusunun ispatlanabilmesi adına dinlenen tanıkların dava konusu dönemde davacının tam zamanlı olarak çalıştığı iddiasını ispata yarar netlikte bilgi ve görgü sahibi olmadıkları, beyanlarının tarihler yönünden tam bir netlik içermediği ve dinlenilen tanık beyanları davanın kabul edilebilmesi için hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülmediğinden, sigorta primine esas kazanç tespiti iddiası yönünden ise senetle ispat kuralının uygulanması gerektiğinin güncel Yargıtay içtihatlarından anlaşıldığından (bkz.Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/6034 Esas, 2022/10177 Karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/3382 Esas, 2022/6212 Karar), bu kapsamda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, iddianın ispatlanamadığı değerlendirilmekle, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece bozma doğrultusunda gerekli inceleme ve delilleri toplamadan davacının çalışıp çalışmadığı konusunda ispata yeter delil olmadığından hareketle davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, kaldı ki bozmadan önce dinlenen tanıklar ve bozmadan sonra dinlenen tanıkların davacının davalı işyerinde çalıştığı konusunda beyanda bulunduklarını, Mahkemenin ücret bordrolarına göre davanın kabulüne göre karar vermesi gerekirken aksi yönde karar vermesini kabul edilemez olduğunu belirterek hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3. Sigorta primine esas kazanç tespiti istemi yönünden ise davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İnceleme konusu eldeki davada, davacı davalı işverene ait işyerinde aylık 710 TL net ücretle 01.05.2006 – 18.07.2009 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının ve prime esas ücretlerinin tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece bozma ilamına uyularak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de prime esas kazanç tespiti yönünden verilen hüküm yerinde olup, hizmet tespiti yönünden verilen karar hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı YİBK)
Somut olayda, ücret bordrosu sunulmayan dönemler yönünden, gerek bozma öncesi gerekse bozma sonrası dinlenen tanıkların ortak beyanlarında, davacının çalışmasını doğruladıkları anlaşıldığından, anılan dönemler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.