Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1582 E. 2023/7288 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1582
KARAR NO : 2023/7288
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1583 E., 2020/596 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf isteminin reddine/ Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/368 E., 2019/308 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu … hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 17.05.2012 tarihinde tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı amcasının oğlu ve yakın arkadaşı …’ya devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde, satışın muvazaalı olmadığını, borçlunun borçlarını ödemek için taşınmazın satışa çıktığını, raiç bedel ödenerek satın alındığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

2. Davalı … vekili cevap dileksi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 14.02.2018 tarih 2015/18 Esas 2018/66 Karar sayılı ilamı ile ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığı ve satışın muvazaalı olduğunun ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından istinaf edilmiş Bölge Adliye Mahkemesi 06.11.2018 tarih 2018/13 Esas 2018/1086 Karar sayılı hükmü ile “…Davalı … vekili davacının alacağına konu senedin teminat amaçlı verildiğini, alacağın gerçek alacak olmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece bu hususta hiçbir araştırma yapılmamıştır.

Mahkemece davacının alacağının gerçek alacak olup olmadığı hususunda davacı vekiline alacağın varlığına dair tüm delillerini sunması için uygun kesin süre verilerek, gerekirse ve varsa tarafların defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak sonucuna göre öncelikle alacağın bulunup bulunmadığı hususunda karar verilmesi ve sonrasında esasa girilmesi gerekirken eksik inceleme karar verilmesi hatalıdır.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının alacağının gerçek olduğunu ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama aşamasında ne davalıların kendisinin ne de tanıklarının bu alacağın gerçek bir alacak olmadığı konusunda beyan ve iddiada bulunmadıklarını, müvekkilinin alacağının gerçek bir alacak olduğunu, davacının toptan döşemelik kumaş ticareti yaptığını, davalı borçlu …’ın …’da döşemelik kumaş ve mobilya ticareti yaptığını, alacağın gerçek bir alacak olmadığının iddia edilmediğini, … vekilinin buna yönelik bir iddiası ve savunmasının da bulunmadığını, böyle bir iddia yokken alacağın gerçek bir alacak olup olmadığının araştırılmasının doğru olmadığını, borçlu … ile taşınmazını devrettiği kişi olan …’nun amca çocukları oldukları, bu yüzden de …’nun kendi amcasının oğlu olan …’yu zor durumda bırakmak için geçmişe dönük olarak hileli bir şekilde ve işbirliği içerisinde müvekkiline geçmiş tarihli senet vermesinin mümkün olmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “…Daha önceki kaldırma kararımızda da belirtildiği üzere tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için davacının gerçek bir alacağının bulunduğu davacı tarafından ispatlanmalıdır. Dairemizin kaldırma kararından sonra davacı vekilince alacağın varlığına delil olarak dosyaya sunulan faturaların incelenmesinde faturaların … … Ltd. Şti. tarafından … adına düzenlendiği, davacı ile davalı … arasındaki borcun varlığına ilişkin delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Buna göre mahkemece davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan tespitler dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir…” gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki iddiaları tekrar ederek, alacağın gerçek olmadığı iddiasının olmadığını, alacağın gerçek olduğunu davalıların yakın akraba olduklarını, üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
Tasarrufun iptali davasının amacı borçludan olan alacağını tahsil edemeyen davacı alacaklı borçlunun mal kaçırma amacı ile iptale tabi tasarruf yaptığını ispatlaması halinde alacağını tahsil imkanı tanımaktır. Bu nedenle davacının alacağının gerçek bir alacak olması gerekir. Ancak borçlu önceden yaptığı ancak iptalini istediği bir takım tasarrufları için alacaklı olarak göstereceği bir kişi ile anlaşarak aslında gerçek olmayan bir alacak ilişkisi yaratarak, aralarında sanki bir alacak -borç ilişkisi varmış gibi takibe geçilmesini ve nihayi amaç olarak üçüncü kişi ile arasında gerçekleşen tasarrufun iptalini sağlamak isteyebilir. Yani borçlu ve alacaklı muvazaalı bir takip yaparak borçlunun tasarrufunun iptal edilmesini amaçlayabilir. Böyle bir durumda davalı üçncü kişi alacağın gerçekte var olmadığını, muvazaalı olarak yaratıldığını ileri sürebilir.

Somut olayda, davacı üçüncü kişinin alacağın muvazaalı olduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi, davacı alacaklı ile borçlunun anlaşarak birlikte hareket ettikleri yönünde bir delil de bulunmamaktır. Borçlunun bu davadaki iddiası, davacı ile anlaşarak muvazaalı bir alacak ilişkisi yaratıldığı yönünde olmayıp davacıya borçlu olmadığına ilişkindir. Davalı borçlunun davacı alacaklıya borçlu olmadığı, takip dayanağı senedin teminat senedi olarak verildiği savunması borçlu tarafından açılacak bir menfi tesbit davasının konusunu oluşturabilir.

Mahkemece, davanın diğer koşulları ve esası ile ilgili inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

IV.KARAR
Açıklanan sebeplerle
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.