Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/7496 E. 2023/6086 K. 09.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7496
KARAR NO : 2023/6086
KARAR TARİHİ : 09.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/30 E., 2023/91 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2022/119 Esas, 2022/248 Karar sayılı
kararı ile sanık hakkında mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2023/30 Esas, 2023/91 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.05.2023 tarihli ve 9-2023/51548 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Eksik kalan tanıkların dinlenmesi gerektiğine, mağdurenin kemik yaşının tespit edilmesine, mağdurenin beyanının çelişkili olduğuna, tensip tutanağının hukuka aykırı bulunduğuna, sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

B. Sanığın Temyiz İstemi
Suçu işlemediğine, mağdure ve katılanların beyanlarının çelişkili olduğuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Mağdur çocuk hazırlık beyanında ve özleri değişmeyen kovuşturma aşamasındaki beyanında; sanığın, öğretmeni olduğunu, 2021 yılı temmuz ayı başında elini tutarak öğretmen öğrenci ilişkisinden farklı olarak kendisine sevdiğini söylediği, göğüslerine dokunduğu, öğretmenler odasında iken odada çıkacağı esnada kapıyı kapatarak kendine sarıldığını, kalçalarına dokunduğu, bel kısmından sarıldığı, göğüslerine dokunduğu, suç tarihinde de ikametinde ders verdiği sırada göğüslerini sıktığı, ilerleyen zamanda dudaklarından öperek kendine hitaben sana aşırı ilgim var tarzında sözler söylediği, beline elleriyle dokunduğu, kendini dudaklarından iki kez öptüğü, aynı gün olayı annesine anlattığını beyan etmiştir. Mağdurun anne ve babası olan katılanların en son olayın yaşanmışlığına ilişkin olay sonrasına ilişkin anlatımları mağdur beyanı ile örtüşmektedir. Sanığın en son mağdurun evinde özel ders verirken mağdura yönelik cinsel eylemleri nedeniyle, mağdurun annesine hoca gidiyor diye seslendiği, anne beyanı uyarınca da sanığın ders bitmeden evden ayrıldığı, mağdurun olayı annesine anlattığı ve ağlayarak evden çıktığı, katılan babanın eve geldiğinde evde olmayan mağduru sorduğu, annenin olayı anlattığı, mağdurun eve geldiğinde de olay nedeniyle yine ağladığı beyanlardan anlaşılmaktadır. Sanık ise üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. En son bu hali ile kolluk birimlerine olayın intikal ettiği de anlaşılmıştır. Mağdur çocuk beyanının her aşamada yer, zaman ve olay örgüsü içerdiği, olayın yaşanmasından sonra katılanlar anlatımı ile ilgili olarak da olaydaki yaşanmışlık gerçekliği örüntüsünün
delillendiği, davaya konu olayın, en son özel ders sırasında evde gerçekleştiği, mağdurun maruz kaldığı cinsel eylemlerin olumsuz etkisi ile duygu durum bozukluğundan ruh halinin değişmesi ile olaylar zincirinin ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Davaya konu olayın bu kronolojik seyir itibariyle ortaya çıkmasından mütevellit mağdurun beyanlarının olayın gerçekliğine uygun olduğu anlaşılıp kabul edilmekle, mahkememizce mağdurun beyanına itibar edilmiştir. Bu kabul uyarınca da sanık savunması suçtan kurtulmaya dönük kabul edilerek itibar edilmemiştir.
Cinsel suçlar, yapı itibariyle gizlilik ve mahremiyet içeren suçlardır. Bu suçların oluşabilmesi için, cinsel arzuların tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi gerekir. Cinsel hürriyet ve dokunulmazlık, “namus”, “cinsellik” gibi kavramlar insanlar için çok önemlidir, genellikle açık alanlarda değil, gizli ve kapalı alanlarda gerçekleşen cinsellik içeren eylemlerin içeriğini anlamakta, mağdur beynı önemlidir. Yargıtay içtihatları yönünde şekillenen uygulamada, mağdurun namusunu ve iffetini ortaya koyacak şekilde bir başkasına iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı kabul edilmektedir. Bu kapsamda,, mağdurun namusunu ve iffetini ortaya koyacak şekilde sanığa iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, magdur öğrencinin sanık öğretmenine iftira atabilecek bir sebebin (husumetin) tespit edilmediği, yukarıda ayrıntısı açıklanıp itibar edilen mağdur beyanı uyarınca; öğretmen sanığın, 15 yaşından küçük mağdur öğrencisinin 2021 yılı temmuz ayı başında elini tutarak öğretmen öğrenci ilişkisinden farklı olarak ona sevdiğini söylediği, göğüslerine dokunduğu, öğretmenler odasında iken mağdurun odada çıkacağı esnada kapıyı kapatarak mağdura sarıldığı, kalçalarına dokunduğu, bel kısmından sarıldığı, göğüslerine dokunduğu, en son suç tarihinde sanığın mağdurun ikametine özel ders vermeye geldiği, odada baş başa özel ders verdiği sırada mağdurn göğüslerini sıktığı, ilerleyen zamanda dudaklarından öperek mağdura hitaben sana aşırı ilgim var tarzında sözler söylediği, mağdurun beline elleriyle dokunduğu, sanığın mağdurun dudaklarından iki kez de öptüğü, en sone eyleminin sarkıntılık boyutunu aştığı kabul edilmekle, sanık ögretmenin aynı suç işleme kararı kapsamında mağdur çocuğun göğüslerine kalçalarına ve vücudunun muhtelif yerlerine dokunarak ve dudaklarından öperek, cinsel amaçlı olarak sarkıntılık düzeyini aşar ve zincirleme şekilde cinsel istismar eylemlerini birden fazla kez gerçekleştirdiği, sanığın bu fiileri ile cinsel arzuların tatmin amacına yönelik davranışlarla mağdurn vücut dokunulmazlığını ihlal ettiğinin kabulü ile atılı suçun yasal unsurları oluştuğundan sanığın cezalandırılmasına, verilen nihai ceza miktarı uyarınca sanığın tutukluluk hallinin devamına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2. Ancak; Mağdurenin aşamalardaki samimi anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı
gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi de nazara alınarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyip, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2023/30 Esas, 2023/91 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.10.2023 tarihinde karar verildi.