YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4469
KARAR NO : 2023/5411
KARAR TARİHİ : 08.11.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/282 E., 2022/873 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/66 E., 2021/481 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı … ile 03.09.2012 yılında evlendiklerini, 14.06.2017 tarihinde açılan boşanma davasının sürdüğünü, tarafların evlenmeden önce de aynı işyerinde çalıştıklarını, 16.08.2012 tarihinde birlikte aile konutu olarak dava konusu taşınmazı aldıklarını, taşınmazın aile birliği tarafından ödenmek üzere …’… çekilen 46.500,00 TL bedelli kredi ile alındığını, davalı eşin mal kaçırmak amacıyla taşınmazı tapuda annesi adına kaydettirdiğini, kredilerinin tümünün evlilik tarihleri olan 03.09.2012 tarihinden sonra aile birliği tarafından ödendiğini, … adına olan tapu kaydının iptaline, 1/2 kısmının adına, 1/2 kısmının davalı … adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …; diğer davalı olan annesinin belirli bir kısmını peşinat olarak ödeyerek … A.Ş’den almış olduğu konut kredisi yardımı ile … ilçesinde 60 ay vadeli olarak ev aldığını, kendisinin ve davacı eşinin geçim zorluğu yaşadığından, davalı annesi tarafından alınan bahsi geçen taşınmaza yerleştiklerini, dava konusu taşınmazda 5 yıl ikâmet ettiklerini, bu sürede herhangi bir kira ödemesi yapmadıklarını, ödemelerin tamamının davalı annesi … tarafından yapıldığını belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı …; dava konusu taşınmazı babasından kalan emekli sandığı maaşı ve SGK maaşı birikmişleri ile peşinatını ödeyerek, bir kısmını da konut kredisi yardımı ile aldığını, oğlu ve gelinin kiracı olarak ikâmet ettikleri evlerinden maddi güçlükleri nedeniyle çıkmak zorunda kaldıklarını, imkânları düzelene kadar bahsi geçen taşınmazda oturmalarına müsaade ettiğini, kendilerinden de herhangi bir kira ödemesi almadığını, konut ile ilgili kredi borcunu ödemesi için parayı emekli maaşından oğluna verdiğini, davalı oğlunun ise bankaya ödemeleri yaptığını, bir kaç kez de banka ödemesini gelinin yaptığını, davacı iddialarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi, ”…. İstinaf kararı doğrultusunda tekrar değerlendirme yapılmış olup, dosyada davalının inançlı işleme ilişkin bir ikrarı ve dosyada delil başlangıcı bulunmaması nedeniyle davacı vekiline dava dilekçesindeki hususların ispatı yönünden yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, yemin teklif etmeyecekleri beyan edilmiştir. Bu durumda davanın ispatlanamaması nedeniyle….” davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde;
Davalarının …-ı müsteara dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, Mahkemece bu konuda hiç bir değerlendirme yapılmadığını, muvaaza ve inançlı işlem üzerinden hatalı değerlendirme yapıldığını, ikrar içeren davalılar tarafından kabul edilen görüşme kayıtları, dekontlar, taşınmazda malik sıfatıyla oturulduğuna dair mahkeme kararları, belgeler ile uyumlu tanık beyanları, bu hususların …-ı müstear ile muvazaa oluşturduğuna dair Yargıtay kararlarının “somut delil” olduğunu, taşınmazın kredi ödemelerinin Yasin … ve davacı tarafından yapıldığını gösterir yaklaşık 50 adet dekont sunulduğunu, dinlenen üç tanığın da uyumlu ve istikrarlı şekilde taşınmazın aile birliğine ait olduğunu ifade ettiklerini, davalı …’un ikrarında olan whatsapp görüşmesi dahi … başına davayı ispatladığını belirterek, davanın kabulünü istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.12.2021 tarih ve 2021/66 Esas, 2021/481 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/1 … maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi; ”Somut uyuşmazlıkta davacının içeriği açıklanan şekilde yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı sunamadığı, iddiaya konu mesaj içeriklerinin incelendiği ve inançlı işlemi ikrar niteliğinde bir ifade bulunmadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine ilişkin hüküm kurulmasında bir yanılgı görülmemiştir.” gerekçeleri ile talebi esastan reddetmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf talep dilekçesinde yazılı sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine iişindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
2. Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha … bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar.
3. İçtihadı Bileştirme kararlarının konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcı bulunduğu tartışmasızdır. …-ı müstear için düzenleme getiren 1947 tarihli kararın, teminat amacıyla temlike dair inanç sözleşmelerini kapsadığı da kuşkusuzdur. Uygulamada anılan sözleşmeler gerek özü, gerek işleyişi açısından, genelde muvazaa, özelde ise …-ı müstear başlıkları altında nitelendirile gelmektedir.
4. Belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararında da değinildiği üzere; inanç sözleşmeleri bir yandan mülkiyeti nakil borcu doğurması bakımından tarafları bağlayıcı, diğer yandan, mülkiyetin naklinin sebebini teşkil etmesi açısından tasarruf işlemlerini bünyesinde barındıran sözleşmelerdir. Bu durumda koşulların oluşması hâlinde taşınmaz mülkiyetini nakil özelliğini taşıdığı kabul edilmelidir.
5. İçtihadı Birleştirme kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.
6. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
7. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.