Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4644 E. 2023/3441 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4644
KARAR NO : 2023/3441
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/387 E., 2022/871 K.
DAVA TARİHİ : 04.08.2021
HÜKÜM/KARAR : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/376 E., 2021/723 K.

Taraflar arasında açılan kooperatifin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacı şirket tarafından, Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/436 esas sayılı dosyası ile kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açıldığını, yargılama sırasında Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün yazı cevabı ile dava konusu taşınmazda hissesi bulanan Tasfiye Halinde Sınırlı Sorumlu Cihannur Konut Yapı Kooperatifi’nin 10.02.2006 tarihinde kaydının silindiğinin bildirildiğini, kooperatifin ihyası davası açılması için ilgili mahkeme dosyasından yetki aldıklarını beyanla, kooperatifin ticaret sicilindeki terkin işleminin iptali ve ihya edilmesine, kooperatifin son tasfiye memurları olan …, Mehmet Ali Yılmaz ve …’un tasfiye memuru olarak atanmalarına yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilen cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kooperatifin 6102 sayılı TTK’nun 636. ve devamı maddelerine istinaden ve tasfiye sonucu ortaklar kurulu kararıyla 10.02.2006 tarihinde tescil ve terkin edildiği, TTK’nın 547. maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verme konusunda takdirin mahkemede olduğu, müdürlüklerinin usulen ve yasa gereğince yasal hasım durumunda davalı olduğu, dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinden sorumluluğunun olmadığı, sorumluluğun son tasfiye memurlarında olduğu bildirilmiştir.
Davalı … vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu kooperatifin kurucu başkanı olup 2006 yılında tasfiye işlemlerinin tamamlandığını, müvekkilinin açılan iş bu davada davalı sıfatının olmadığını, ilgili kanun gereğince 5 yıllık zaman aşımı süresinin de dolduğunu beyanla öncelikle davanın reddini, aksi kanaat olursa davacı tarafa ihya sebebinin açıklattırılarak sınırlı olmak kaydıyla karar verilmesini, dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediği için yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmamasını talep etmiştir.
Davalı …’un cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kooperatifin usulüne uygun olarak tasfiye edildiğini, asliye hukuk mahkemesinde açılan davaya konu taşınmazda kooperatifin payı olduğunu ancak tasfiye edildiği dönemde böyle bir payının olmadığını, taşınmazın bulunduğu bölgede 2015 yılında belediyenin İmar Kanununun 18. maddesini uyguladığını, kooperatifin bulunduğu taşınmaza bu payın geldiğini ancak davacı tarafın tapu sicil kayıtlarını düzeltmek için dava açmak yerine iş bu ihya davasını açtığını, hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini, tasfiye işlemleri daha önceden tamamlandığından açılan davaya sebebiyet vermediğini bu sebeple yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı …’ın usulüne uygun yapılan tebligata rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu kooperatifin kendisi tarafından fesih ve tasfiye sürecine girişilerek ve bir kısım tasfiye işlemlerini de yaparak tüzel kişiliğini sonlandırdığı ve 10.02.2006 tarihinde de ticaret sicilinden terkin edildiği (silindiği) ve işbu davanın herhangi bir süreye tabi olmaksızın açılabileceği, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/436 esas sayılı dosyasında dava konusu kooperatifin temsil edilebilmesi ve ek tasfiyesinin tamamlanabilmesi için şirketin ticaret sicilindeki terkin kaydının silinmesine, ihyasına ve son tasfiye memurlarının ek tasfiyeyi sağlamak üzere yeniden tasfiye memuru olarak atanmalarına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; TH Sınırlı Sorumlu Cihannur Yapı Kooperatifinin usulüne uygun şekilde tasfiye edildiğini, ilk derece mahkemesince yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin taraflarına bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece toplanmasını talep ettikleri delillerin toplanmadığını, ilk derece mahkemesince tasfiye memurlarına ücret takdir edilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yargılama esnasında 5 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmadığını belirterek istinaf talep etmiştir.

Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; TH Sınırlı Sorumlu Cihannur Yapı Kooperatifinin usulüne uygun şekilde tasfiye edildiğini, yargılama esnasında 5 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından tasfiye memurları aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, ilk derece mahkemesince tasfiye memurlarına ücret takdir edilmemesinin doğru olmadığını belirterek istinaf talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kooperatifin oy birliği ile 28.01.2006 tarihinde tasfiye kararı aldığı, davada taraf olarak gösterilen tasfiye memurlarının daha önceki kooperatif kararıyla tespit edilmiş olduğu, terkin işleminin ticaret sicil gazetesince 10/02/2006 tarihinde yayınlanarak kooperatifin tüzel kişiliğine son verildiği, kooperatifin tüzel kişiliğine son verilmesine rağmen, kooperatifin hissesi bulunan gayrimenkulde kamulaştırılması işlemi nedeniyle bedel tespiti ve tescili davası açıldığı, ticaret sicilden terkin ile tüzel kişiliği sonlandırılan kooperatifin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, bedel tespiti ve tescil davasının kesinleştikten sonra ise tekrar sicilden terkin edilmesi gerektiği, ihyanın TTK’nın 547. maddesi gereğince ek tasfiye niteliğinde olduğu, her ne kadar istinaf eden davalılar istinaf dilekçelerinde; delillerin toplanmaması ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini iddia etmiş iseler de ek tasfiyede hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağı, delillerin toplandığı ve ilk derece mahkemesince sınırlı olarak kooperatifin ihyasına ilişkin verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etniştir.

Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etniştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kooperatifin ihyası davasıdır.

2. İlgili Hukuk
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 98. madde, 6102 sayılı TTK 547. madde.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.