YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1574
KARAR NO : 2023/4472
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/419 E., 2020/358 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf isteminin reddine / Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/332 E., 2018/25 K.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu … aleyhine takipler başlatıldığını, takiplerin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazı mal kaçırma amacı ile 10.10.2012 tarihinde diğer davalı …’a devrettiğini belirterek; bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin mal kaçırma amacının olmadığını, rayiç bedelden ipotekli olarak, emlakçı vasıtası ile aldığını, beyan ederek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı borçlu, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, davalılar arasında akrabalık veya tanışıklık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde,dava konusu taşınmazın devir bedeli ile satış tarihi rayiç bedeli arasında mislini aşan oranda fark olduğunu, dava konusu tasarrufun borçların doğumundan, sözleşmenin aktedilmesinden ve borcun ödenmemesinden sonra yapılmış olduğunu, davalı borçlunun söz konusu devir işlemini alacaklıya zarar verme kastıyla yaptığının aşikar olduğunu, emlak komisyoncusu olan tanığın tüm sorulara muallak ve çelişkili cevaplar verdiğini, bu cevaplar üzerinden maddi gerçeğe ulaşılmasının mümkün olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin doğrultusunda davacı vekilinin istinaf taleplerinin HMK.353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebepleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davalının hesabından satıştan kısa süre önce çekilen banka dekontları ve kredi dikkate alındığında ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilen veya bilebilecek kişilerden olduğununu davacı tarafından somut delillerle ispatlanmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.