YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4014
KARAR NO : 2023/3685
KARAR TARİHİ : 06.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/978 E., 2022/747 K.
DAVA TARİHİ : 03.08.2016
HÜKÜM/KARAR : Davalılar Yönündan Esastan Ret-Davacı Yönünden Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/521 E., 2019/941 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalılar vekili Avukat … ile davacı vekili Avukat … Zulal Akyar’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; temlik edenin davaya konu hasır çelik makinelerinin davalı Tunatek firmasından satın alınması konusunda teklif aldığını, akabinde davalı şirket genel müdürü Yıldırım Tuna tarafından dava dışı Veysel Cengiz Söylemezoğlu’na 13.07.2006 tarihinde gönderilen e-mail ile teklif içerisindeki makinelerle ilgili iş planlamasının açıklandığını, dava dışı Veysel Cengiz Söylemezoğlu’nun iş bu anlaşma çerçevesinde hasır çelik makine bedellerinin ödenmesi konusunda kendisine yüklenen edimini yerine getirerek toplam 154.980,00 USD tutarındaki ödemeyi davalı şirketin bildirmiş olduğu üzere gerek davalı …’nın gerekse de davalı şirketin banka hesaplarına ödendiğini, akabinde dava dışı Veysel Cengiz Söylemezoğlu tarafından davalılara yine 21.03.2007 tarihinde 69.984,00 USD, 02.04.2007 tarihinde 24.981,00 USD, 16.04.2007 tarihinde 95.028,00 USD olmak üzere toplam 189.993,00 USD tutarında ödeme yapıldığını, davalılar ile dava dışı Veysel Cengiz Söylemezoğlu arasında mutabık olunan makine bedellerinin yarısından fazlasının ödendiğini, dava dışı Veysel Cengiz Söylemezoğlu’nun üzerine düşen yükümlülüğü olan %25 peşinatı fazlasıyla ödediğini, davalılar tarafından mutabık kalınan makinelerin hiçbirinin dava tarihine kadar teslim edilmediğini belirterek; temlik alan sıfatıyla davacı şirketin dava dışı temlik eden Veysel Cengiz Söylemezoğlu tarafından davalılara hasır çelik makinelerinin alım satımı konusunu içeren satım sözleşmesi uyarınca yapmış olduğu toplam 344.979,00 USD tutarındaki ödemenin, dava tarihinden başlayacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak temlik alan sıfatıyla davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında dava dilekçesinde iddia edildiği şekilde bir hukuki ilişkinin olmadığını, ticari ilişki iddiasını ve dava dilekçesinde bahsi geçen hukuki münasebete ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddiasına göre sözleşme türünün eser sözleşmesi olduğunu, bu nedenle beş yıllık zamanaşımının dolduğunu, dava dilekçesi ekinde yer alan temliknamede alacak miktarının ve alacağın kaynağının gösterilmediğini, temlikname ve alacağın temliki işleminin geçersiz olduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ortada gerçek bir temlik olmadığını, Veysel Cengiz Söylemezoğlu’nun kendisi ile aynı adreste bulunan davacı şirkete sözde alacağını temlik ederek kendisini dosyada taraf olmaktan çıkardığını, işlemin muvazaalı olduğunu, bu nedenle muvazaalı temlike dayalı olarak açılan davanın reddi gerektiğini, Veysel Cengiz Söylemezoğlu tarafından davalı …’ya gönderildiği iddia edilen paraların kişisel borcun ifası olduğunu, bu nedenle davaya konu edilen sözde ticari münasebetlerin davalı … ile hiçbir ilgisi olmadığını, bu nedenle …’ya açılan davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin ıslak imzalı ya da elektronik imzalı herhangi bir belgesini sunmadığını, tamamı üretilmiş olan ve hazırlanması çok kolay olan bazı yazılara dayalı olarak alacaklı olduğunun iddia edildiğini, dava dilekçesi ekinde yer alan e-posta ve faksların davalılara ait olmadığını, davalılarca gönderilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan ve müvekkilin imzasını içermeyen yazıların hiçbirini kabul etmediklerini, davacı yanın iddialarını kabul etmemekle birlikte, yapılan ödemelerle ilgili açılabilecek herhangi bir davada hak sahibinin yine bu paraları gönderen kişiler olabileceğini, bu kişilerin davacı olmadığı gibi davacı ile hiçbir alakaları da olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ıslak imzalı aslı sunulan 16.05.2006 tarihli Tuna Tek Hasır Çelik San Ltd.Şti genel müdürü Yıldırım Tuna imzasını içeren ve imza inkarında bulunulmayan davacıya temlik eden Cengiz Söylemezoğlu’na hitaben düzenlenen hasır çelik tesisi teklif metni ve davalı şirket kaşe ve imzasının içeren proforma fatura aslı değerlendirildiğinde her ne kadar yanlar arasındaki sözleşmeni varlığına kesin delil kabul edilemez ise de bu sözleşme kapsamında temlik eden tarafından davalıya bir kısım ödemeler yapılmış olmakla davacıya temlik eden ile davalı şirket arasında yazışmalarda özellikleri belirtilen hasır çelik makinesinin imalatı ve satımına ilişkin geçerli bir eser sözleşmenin kurulmuş olduğu, eser sözleşmesinden kaynaklanan işbu dava 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağından taraflar arasında sözleşmeye konu hasır çelik makinesinin teslim edilmediği sözleşmenin davalı tarafça davacıya temlik edene keşide edilen 09.05.2016 tarihli ihtarname ile feshedildiği anlaşılmakla sözleşmenin feshedildiği tarih nazara alınarak dava tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin dolmadığı, davalı … Tek .. Ltd. Şti. ortağı olduğu ticari sicil kayıtlarından anlaşılan …’nın banka hesabına davacıya temlik eden Cengiz Sözlemezoğlu tarafından 23.08.2006 tarihinde 40.000 USD, 07.09.2006 tarihinde ise 30.000 USD’nin “hasır çelik makine avans ödemesi” açıklaması ile ödendiği bu kapsamda davacıya temlik eden ile davalı şirket arasında hasır çelik makinesi imalatı ve satımına ilişkin sözleşme uyarınca toplam 70.000 USD avans ödemesi yapıldığının kanıtlandığı, davalı şirket tarafından hasır çelik makinesinin imal edilerek teslim edildiği iddia ve ispat edilemediğinden davacı tarafça sözleşmenin feshi ile birlikte yapılan avans ödemesinin iadesi talebinin haklı olduğu, davacı tarafça ödeme iddiaları kapsamında temlik edenin çalışanı Raif Duvakan tarafından … hesabına yapılan banka havalesine delil olarak dayanılmış ise de dekont üzerinde hiç bir açıklama bulunmadığı gibi söz konusu havalenin temlik eden adına yapılıp yapılmadığı da tespit edilemediğinden avans ödemesi olarak kabul edilmediği, dava dışı Norfolk Alliance Llp tarafından davalı şirket hesabına yapılan havalelerde dava konusu makine satımına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi 3. bir kişi tarafından yapılan ödemenin davacıya temlik eden adına yapıldığını kanıtlar yeterli delil sunulmadığı ve davacı tarafça adı geçen yurt dışı firma adına imzasız olarak düzenlenmiş yazı örneğine itibar edilemeyeceğinden davacı yanın bu dekontlardaki tutarlar yönünden makine avans bedeli olarak ödeme yapıldığı iddiasının kanıtlanamadığı kanaatine varılarak davalının zaman aşımı def’inin reddine, davalı …’ya yönelik pasif husumet yokluğundan reddine, davalı … Tek Hasır Çelik San Ltd. Şti.’ne yönelik davanın kısmen kabulü ile 70.000 USD’nin 08.08.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacının İstinafı
Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; davalılardan …’ya yapılan ödemelerin davalı Tunatek Şirketinin verdiği talimat ve banka hesap bilgileri doğrultusunda bu davalının banka hesabına yapıldığını, …’nın şirket ortağı ve imza yetkililerinden temsil ve ilzama yetkili olan şahıslarından biri olduğunu, aynı zamanda davalı şirkette finans muhasebe işlerini de yürüten ve bunları icra eden yetkili ortak sıfatına haiz olduğunu, ödemelerin hangi hesaba, ne zaman ve hangi miktarda yapılacağını yönlendirenin de bizzat … olduğunu, bu nedenle ödemelerin iadesi konusunda şirket ortağı ve yetkilisi olan davalı …’nın da sorumlu olduğunu, dolayısıyla davalı … açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, davaya konu tüm ödemelerin temlik eden Cengiz Söylemezoğlu tarafından ve kendisinin adına ve hesabına davalı Tunatek Şirketine yapıldığını, buna ilişkin delillerin dosyada mevcut olmasına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, Cengiz Söylemezoğlu adına ve hesabına ödeme yapanlardan Raif Duvakan’ın; Cengiz Söylemezoğlu’nun dava konusu hasır çelik makine bedellerinin iş takibi konusunda yetkili mali ve idari işler koordinatörü olduğunu, ödemelerin Veysel Cengiz Söylemezoğlu adına yapıldığı hususunda kendisi tarafından düzenlenen 14.08.2006 tarihli yazının dosyada mübrez olduğunu, iş bu beyan belgesi ile Raif Duvakan tarafından davalı Tunatek Şirketine yapılmış olan 20.000,00 USD miktarındaki ödemenin hasır çelik makine avans ödemesi olarak ve temlik eden Cengiz Söylemezoğlu adına ve hesabına yapılmış olduğunun açık olduğunu, söz konusu ödemenin hem banka tarafından teyid edildiğini, hem de davalıların mutabakat faksı ile de teyid edildiğini, buna ek olarak davalı şirket yetkilisi ve ortağı Yıldırım Tuna’nın yazdığı e-maille de alınan paraların teyid edildiğini, tüm bunlara rağmen Mahkemece bu ödemenin kabul edilmemesinin eksik inceleme olduğunu, Mahkemenin davadışı Norfolk Alliance LLP tarafından davalı şirket hesabına yurtdışından yapılan havalelerin de dava konusu makine satımına ilişkin olduğunun ispatlanamadığına yönelik gerekçesinin de yerinde olmadığını, zira dava dışı Norfolk Allience LLP şirketi tarafından yapılan toplamda 254.973,00 USD miktarındaki ödemelerin temlik eden Cengiz Söylemezoğlu adına ve hesabına yapıldığının işbu şirketin açık yazılı ikrar ve kabulünü içeren 04.12.2007 ve 07.01.2008 tarihli imzalı ve kaşeli belgesi ile sabit olduğunu, mahkemenin imzanın olmadığını belirttiği belgenin asıl belgenin Türkçe çevirisi olduğunu, İngilizce belgenin yeminli tercüman çevirisinde imzanın çevirisinin mümkün olmadığını, bu nedenle imza kısmının Türkçe çeviride boş bırakıldığını, ancak Norfolk Allience LLP şirketi tarafından düzenlenen belgelerin orjinallerinde kaşe ve mühür bulunduğunu, dolayısyıla mahkemenin delillerin incelemesinde hataya düştüğünü, alınan tüm ödemelerin davalı şirket tarafından 10.10.2006 tarihinde temlik eden Cengiz Söylemezoğlu’na faks aracılığı ile gönderilmiş olan davalı şirket kaşesini havi mutabakatname ile de ikrar edildiğini ve onaylandığını, bu belgenin de mahkemece dikkate alınmadığını, yine iş bu şirket tarafından yapılan ödemelerin Veysel Cengiz Söylemezoğlu’nun çalışanı olan mali işler sorumlusu Raif Duvakan tarafından davalı … dikkatine gönderilen 14.03.2007 tarihli faksa verilen 15.03.2007 tarihli davalı …’nın (eski şirket ortağı ve şu anda şirket finans müdürü) şirket kaşesi üzerine atmış olduğu imza ve kendi elyazısı ile ‘Uygundur’ ifadesi ile de ikrar edildiğini, yine davalı şirket genel müdürü ve ortağı olan Yıldırım Tuna’nın, aldıkları toplam 344.979,00 USD ödemeyi 20.10.2015 tarihli e-maili ile de açıkça teyid ettiğini, tasdikli banka dekontları ile de 344.979,00 USD tutarındaki ödemelerin davalılar tarafından tahsil edildiğinin tespit olunduğunu, aynı zamanda dava konusu tüm ödemelerin davalılar tarafından tahsil edildiğinin mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde de tespit edildiğini, yine mahkeme tarafından davalı Tunatek Şirketi defterleri üzerinde inceleme yapılması konusunda ara karar verilmiş ise de, şirketin dava konusu döneme ilişkin ticari defterlerini saklama yükümlülüğü süresi içerisinde olmasına rağmen, çeşitli bahaneler ile ibraz etmemesinin dahi başlı başına davalı şirketin kendileri tarafından tahsil ettikleri dava konusu ödemeleri saklamaya çalışmasının ispatı olduğunu belirterek; mahkemenin kısmen redde ilişkin kararının kaldırılmasını ve davanın her iki davalı yönünden de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalının İstinafı
Davalılar vekili istinaf başvurusunda özetle; mahkemece taraflar arasında kurulduğu kabul edilen sözleşmeye dayanak alınan ıslak imzalı belgenin davacı tarafa verilmiş bir belge olmadığını, davacı tarafın ıslak imzalı bir teklif metnini bulduğunu ve kendi iddiaları doğrultusunda 1.sayfayı yazıp delil olarak dosyaya sunduklarını, sayfalar arasındaki bağlantısızlık ve konunun ani değişiminin, konular ve üslup arasındaki uyumsuzluğun davacının alakasız bir teklifi kendilerine yapılmış gibi yansıtmaya çalışmasının bir ürünü olduğunu, ilk sayfası ile ikinci sayfası arasında bariz uyumsuzluk bulunan belgenin esas alınmasının hatalı olduğunu, davacı tarafın, mahkemece süre verilmiş olmasına rağmen, beyan dilekçesindeki faks asıllarını sunamadığını, sonrasında dosyanın tarafları arasında yer almayan, dava dışı bir kişinin imzaladığı iddia edilen bazı yazıların müvekkillerini bağlamayacağını, diğer yandan bu yazıların da yine davacının ürettiği yazılar olup, delil sunma aşaması geçtikten sonra sunulduklarından dikkate alınamayacaklarını, davacı tarafın, müvekkili şirketin ıslak imzasını ya da elektronik imzasını havi hiçbir belge sunmadığını, zira davacının sunduğu tüm sözde belgelerin, bizzat davacının hazırladığı, tamamı üretilmiş olan ve hazırlanması çok kolay olan bazı yazılardan ibaret olduğunu, dava süresince davacı tarafından sunulmuş herhangi bir belge aslı olmadığından müvekkilleri ile davacı arasında davacı tarafça iddia edilen bir ticari ilişki ve alacak verecek meselesinin kesinlikle yaşanmadığını, bir belgenin sahibi olduğu iddia edilen kişiyi bağlaması için ya o kişinin eli ürünü olan ıslak imzanın mevcut olması, ya da 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile getirilen elektronik imza ile imzalanmış olması gerektiğini, bu nedenle tümü imzasız ve gerçek dışı olan dava dilekçesi ekindeki yazılarla herhangi bir hususun ispat edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın ileri sürdüğü senaryodan çıkan hukuki sözleşme türünün eser sözleşmesi olup, alacağın zamanaşımına uğradığını, buna rağmen davacı tarafın tamamen hayali iddialarla gönderdiği bir ihtarnameden yola çıkılarak zamanaşımı süresi hesaplanmasının hatalı olduğunu, kanunda ayrıntılı düzenlemeye sahip, bir tacir için hayati önemdeki ticari defter kayıtları esas alınmadan bazı kağıt parçalarına ticari defterden fazla değer verilmesinin hem usule hem kanuna hem de esasa aykırı olduğunu, müvekkili defterlerinin usule uygun tutulduğunun, kapanış onaylarının gününde yapıldığının ve herhangi bir yanlışlık içermediğinin tespit edildiği gibi, davacıya borçlu olunduğuna dair hiçbir kayda rastlanılmadığının bilirkişi raporunda tespit edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin ticari defterleri, müvekkili lehine delil teşkil ettiğinden HMK m:222 uyarınca müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığı belirlendiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, davayı temlik alan sıfatıyla açarak defter ibrazından dolaylı olarak kaçındığını, bu durumda müvekkilinin ticari defterlerinin kesin delil teşkil ettiğini belirterek; mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında kararda usul ve esas yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında eksiklik ve yasaya aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ve yapılan incelemede; dosya kapsamındaki Raif Duvakan’ın “Tutanak” başlıklı 14.08.2006 tarihli imzalı beyanında; Tuna Çelik yetkilisi Sevim Tuna’nın faks yönlendirmesi ve talebi ile Garanti Bankası A.Ş. Nuruosmaniye Şubesinden 14.08.2006 tarihinde hesabı üzerinden Sevim Tuna’nın şahsi hesabına havale ile yapılan 20.000,00 USD ödemenin, Veysel Cengiz Söylemezoğlu adına “Hasır Çelik Makineleri Alımı Avans Ön Ödemesi” için yapıldığını, 20.000,00 USD’nin Veysel Cengiz Söylemezoğlu tarafından kendisine nakden elden verildiğini belirttiği, bu durumda, iş bu gönderilen havalenin de temlik eden adına ve dava konusu sözleşme kapsamında yapılan ödeme olduğunun kabulü gerektiği, yine dosyada bulunan 18.09.2006 ile 18.04.2007 tarihleri arasında dava dışı Norfolk Alliance LLP firması tarafından davalıya gönderilen havalelere ilişkin banka dekontlarından ve bu şirketin 04.12.2007 tarihli ve orjinal belgesinde imza bulunan temlik eden Veysel Cengiz Söylemezoğlu ve dava dışı Tuna Demirbilek’e hitaben yazmış olduğu yazıdan, yazıda belirtilen tutarların Veysel Cengizoğlu ve dava dışı Tolga Demirbilek’in talimatı ile davalı şirketin Garanti Bankası Gaziosmanpaşa şubesindeki hesabına Veysel Cengiz Söylemezoğlu adına gönderildiği anlaşılmakla, dava dışı bu şirketin davalıya yapmış olduğu ödemelerin de yine temlik eden adına ve dava konusu sözleşme kapsamında yapılan ödemeler olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, mahkemece davanın davalılardan Tunatek Hasır Çelik…Ltd. Şti. yönünden kabulüne, diğer davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davalı Tunatek Hasır Çelik..Ltd. Şti.yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2019 tarih ve 2019/521 Esas, 2019/941 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davalılar vekilinin zaman aşımı def’inin reddine, davanın davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın davalı Tunatek…Ltd. Şti. yönünden kabulü ile, 344.979,00 USD’nin 08.08.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçesiz olduğu, görevsiz mahkemede karar verildiği, davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği, temlik sözleşmesinin geçerliliğinin araştırılmadığı, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı, akti ilişkinin kurulduğuna delil olarak gösterilen belgenin davacıya verilen bir belge olmadığı, ilk ve ikinci sayfası arasında uyumsuzluk olduğu, davacının sunduğu tüm belgelerin kendileri ile ilgisinin olmadığı, sunulan belgeleri davacı tarafından düzenlendiği, üzerindeki imzaları kime ait olduğunun bilinmediği, davacının ticari defterlerini sunmaktan imtina ettiği, uzman görüşü raporunun dikkate alınmadığı, her ne kadar 11.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda “dava tarihinin 08.08.2016 olmasi nedeniyle, 2006 yılına ilişkin defterlerin saklama müddetinin sona ermediği” görüşüne yer verilmiş ise de, dava tarihinin TTK’nın 82. maddesinde tacirlere yüklenen 10 yıllık saklama mecburiyeti üzerinde herhangi bir etkisi bulunmadığı, “Her davanın, dava tarihindeki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği” ilkesinin , olayın esasına ilişkin olup, davalı şirketin TTK 82. maddesi uyarınca ticari kayıtlarını 10 yıl saklama yükümlülüğünün süresini uzatmayacağı, alacak davalarında ispat yükünün davacıda olduğu, mahkeme kararı ile istinaf dairesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının kötüniyetli olarak açtığı ve ispatını yapamadığı davasının kabulüne karar verildiği, dava dosyadaki delil durumuna aykırı olarak, ispatı yapılamayan davadan verilen kabul kararın her şeyden önce sürpriz karar yasağı ilkesine aykırı olduğu, adil yargılanma ve hukukî dinlenilme hakkına uygun olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli olarak ödenen bedelin iadesi istemine
ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 maddesi,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147/6., 149. maddeleri ile 470 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 16.05.2006 tarihli Tuna Tek Hasır Çelik San Ltd. Şti. Genel Müdürü Yıldırım Tuna imzasını içeren ve imza inkarında bulunulmayan temlik eden Cengiz Söylemezoğlu’na hitaben düzenlenen hasır çelik tesisi teklif metni ve ödemeler dikkate alındığında dava dışı temlik eden ile davalı şirket arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, 6098 sayılı TBK’nın 147/6. maddesine göre “Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar”ın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, somut olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 149. madde hükümleri gereğince zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı, eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağının eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale geldiği, sözleşmenin 09.05.2016 tarihli ihtarname ile feshedildiği ve bu tarih itibari ile dava tarihinde zaman aşımının dolmadığı, dava konusu temlikin adi yazılı şekilde yapılmış olup geçerli olduğu, dosya kapsamında temlik alan ve verenin muvazaası kanıtlanamadığı, sözleşme kapsamında yapılan ödemeler yönünde ise; davalı … Tek Hasır Çelik San Ltd. Şti.’nin ortağı olduğu ticari sicil kayıtlarından anlaşılan …’nın banka hesabına, dava dışı temlik eden Cengiz Söylemezoğlu tarafından yapılan 23.08.2006 tarihli 40.000,00 USD, 07.09.2006 tarihli 30.000,00 USD bedelli ödemelerin “hasır çelik makine avans ödemesi” açıklaması ile yapıldığı, bu kapsamda davacıya temlik eden ile davalı şirket arasında hasır çelik makinesi imalatı ve satımına ilişkin sözleşme uyarınca toplam 70.000,00 USD avans ödemesi yapıldığı, Raif Duvakan’ın “Tutanak” başlıklı 14.08.2006 tarihli imzalı beyanında; Tuna Çelik yetkilisi Sevim Tuna’nın faks yönlendirmesi ve talebi ile Garanti Bankası A.Ş. Nuruosmaniye Şubesinden 14.08.2006 tarihinde hesabı üzerinden Sevim Tuna’nın şahsi hesabına havale ile yapılan 20.000,00 USD ödemenin, Veysel Cengiz Söylemezoğlu adına “Hasır Çelik Makineleri Alımı Avans Ön Ödemesi” için yapıldığının ve 20.000,00 USD’nin Veysel Cengiz Söylemezoğlu tarafından kendisine nakden elden verildiğinin belirttiği ayrıca dosyada bulunan 18.09.2006 ile 18.04.2007 tarihleri arasında dava dışı Norfolk Alliance LLP firması tarafından davalıya gönderilen havalelere ilişkin banka dekontlarından ve bu şirketin 04.12.2007 tarihli ve orjinal belgesinde imza bulunan temlik eden Veysel Cengiz Söylemezoğlu ve dava dışı Tuna Demirbilek’e hitaben yazmış olduğu yazıdan, yazıda belirtilen tutarların Veysel Cengizoğlu ve dava dışı Tolga Demirbilek’in talimatı ile davalı şirketin Garanti Bankası A.Ş. Gaziosmanpaşa şubesindeki hesabına Veysel Cengiz Söylemezoğlu adına gönderildiği bu durumda gönderilen havalenin de temlik eden adına ve dava konusu sözleşme kapsamında yapılan ödeme olarak kabul edildiği, bu durumda ödemelerin dava dışı temlik alan adına yapıldığının kabul edilmesinde bir hata olmadığı, belgelerin asıllarının ilk derece mahkemesine sunulduğu, dava sırasında süresi dolmayan 2006-2007 defterlerinin davalı tarafından saklanmadığı ve bu nedenle defterlerin incelenemediğinin anlaşılmasına göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup, davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacı tarafa verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.