Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4208 E. 2023/3678 K. 06.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4208
KARAR NO : 2023/3678
KARAR TARİHİ : 06.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/69 E., 2022/21 K.
DAVA TARİHİ : 16.03.2011
HÜKÜM/KARAR : Dava ret

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuş, (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, üye aidatlarını ödediğini, çekilen kurada dairesinin belli olduğunu ve kendisine teslim edildiğini ve yıllardır bu dairede oturduğunu, müvekkilinin dairesinin tapusunun 2010 yılında …’e üye yapılmak suretiyle verildiğini, bu şahsın da 15.02.2011 tarihinde diğer davalı …’na devrettiğini, bu devir işlemi sonrasında davacıya gönderilen ihtarname ile müvekkilinin evinin haksız olarak kendisinden habersiz satılarak el değiştirdiğini öğrendiğini, bu daireyi satın alan şahıs ile yönetim arasında muvazaalı satış gerçekleştirildiğini ileri sürerek müvekkiline ait dairenin devrine ilişkin işlemin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu daireyi … isimli şahıstan satın aldığını, muvazaalı bir işlem olmadığını, müvekkilinin kooperatifle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, daireyi bedelini ödeyerek satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; işlemin tapuda yasal şartlarla gerçekleştirildiğini, iyi niyetli alıcı ve satıcının evrensel hukuk kuralları gereği korunması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 25.05.2010 tarihinde kooperatife başvurduğunu, üye olarak kaydının yapıldığını, kooperatif ve muavin defteri incelendiğinde satış ve devrini yaptığı dava konusu dairenin bedelini ödediğini, buna ilişkin makbuzların kooperatifte mevcut olduğunu, müvekkilinin kooperatiften üyelik sonrası aldığı daireyi ise satışa çıkardığını diğer davalı …’ye satıp devrettiğini, muvazaalı bir işlem bulunmadığını, iyi niyetli olarak kooperatiften ev satın almış olan üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin dava ile ilgisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.10.2015 tarih ve 2011/168 E., 2015/432 K. sayılı kararı ile kooperatif ortağının kendisine kurada çıktığını belirttiği daire için tapu iptali ve tescil davası açabilmesi için tüm ödemeleri yapmış ve hiçbir ediminin kalmamış olması gerektiği, oysaki davacının hali hazırda kooperatife borçlu olduğu, davacının tapunun maliki davalı ile diğer davalılar arasında bir muvazaa işlemi olduğunu iddia etmekte ise de, bunu gösteren delilleri ortaya koymadığı, davalılar arasında muvazaalı işlem yapıldığını ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 2015/9262 Esas, 2018/396 Karar sayılı kararı ile davacının 27.02.2010 tarihinde ihraç edildiği, ihracın henüz kesinleşmediği, kısa sayılacak süreler içinde taşınmazın el değiştirdiği, bu süreler içinde davacının taşınmazda ikamet ettiği anlaşıldığından davalıyı iyiniyetli kabul ederek sonuca gitmek doğru görülmediği, bununla beraber mahkemece davacının ödemelerinin tam olmadığından bahisle de red kararı verildiği, kooperatife borcu olan üyelere taşınmaz tahsis edip etmediği hususunun araştırılması ve kooperatife borcu olan ortaklara yer tahsis edilmiş ve taşınmaz devredilmiş ise bu hususun kooperatiflerde eşitlik ilkesi kapsamında değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacının dava tarihi ve davalı …’e meskenin tahsis tarihi itibariyle kooperatife borçlu olduğu, kooperatife yazılan müzekkere cevabında kooperatifin borcu olanlara mesken tahsisi yapılmadığını bildirdiği, bu durumda davacıdan sonra meskeni alan …’ün dairenin adına tahsis hakkı bulunduğu, dosyaya sunulan belgelere göre davalı …’ün meskenin kendisine tahsis edildiğinde kooperatife borcu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin evini satan davalı …’ün savcılık ifadesinde evi eşinin kooperatiften olan alacağına karşılık aldığını açıkça beyan ettiğini, müvekkilinin kooperatiften evini kura sonucu aldığını, kooperatifin kendi borcuna karşılık üyenin evinin tapusunu veremeyeceğini, daireyi satın alan şahıs ile yönetimin muvazaalı bir satış gerçekleştirdiklerini, 17.06.2021 tarihinde kooperatife olan 17.219,67 TL borcun ödendiğini, yeniden ödeme planı çıkarıldığı takdirde borcun olmadığının ortaya çıkacağını, yerel mahkeme tarafından ibraz edilen dekontun değerlendirilmediğini, ihracı kesinleşmeden yerine üye alınması ve kendisine tahsis edilen dairenin davalı …’e tahsis edilmesi hukuka aykırı olduğunu, davalı …’ün kooperatif üyesi olup olmadığı, hak ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususlarının mahkeme tarafından tespit edilmediğini, bu bakımdan defter kayıtlarının incelenmediğini, müvekkilinin senelerdir aynı dairede oturduğunu, hayatın olağan akışı içerisinde konut vasıflı taşınmaz alınırken dairenin görülmemesi boş olup olmadığına ne şekilde tahliye edileceği soruşturulmadan satın alınmasının mümkün olmadığını, davalı …’ün küçük araştırma sonucu dahi taşınmazda oturan müvekkilinin hak sahibi olduğunu öğrenebilecek durumda olduğunu, yapılan işlemler muvazaalı olup yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu, davalı kooperatif tarafından müvekkiline başka ev verilmesi durumu bulunmadığını, kooperatifin tasfiye durumunda bulunduğunu, müvekkilinin ödediği aidatları alma durumunun da bulunmadığını, ilk yapılan devir işleminin sakat olması nedeniyle diğer devirlerin de geçersiz olduğunu, müvekkilinin üstün hak sahibi olduğunu, yerel mahkemece yetersiz inceleme sonucu karar tesis edildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3/2. maddesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428. maddesi ile 439/2. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.