Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/2972 E. 2023/4977 K. 05.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2972
KARAR NO : 2023/4977
KARAR TARİHİ : 05.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/561 E., 2016/145 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği Yarbaşı Beldesi, … Mahallesinde bulunan yaklaşık 17-18 dönüm tapusuz yerin müvekkilinin babası … Baş’tan kaldığını, …’ Baş’ın taşınmazı ölene kadar kullandığını, sonrasında müvekkilinin annesi tarafından kullanıldığını, şuan ise müvekkilinin kardeşi … tarafından kullanıldığını ve …’in diğer mirasçıları faydalandırmadığını, dava konusu yerin çevresinin genellikle ormanla çevrili olduğunu, ancak müvekkilinin babasının itirazı üzerine orman sayılmayan yerlerden olduğuna dair komisyon kararı verildiğini ve terekeye temsilci atanması için dava açacaklarını belirterek, bahsi geçen yerin muris …’nın mirasçıları adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın uzun yıllardır yurt dışında çalışması sebebiyle zilyetliğini terk ettiği, mirasçıların kendi aralarında taşınmazı taksim ettikleri ve mirasçılardan sadece …’nın kendine düşen kısmı kullandığı bu durumun yapılan keşif ve dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına göre sabit olduğu, ayrıca aldırılan bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde sundukları orman kadastrosuna itiraz sonucunda verilen karar ile ilgili belgenin mahallinde uygulanmadığını, hükme esas alınan raporun eksik ve çelişkili olduğunu, 1981 deki orman kadastrosuna göre orman sayılmayan yer olduğu belirtilen dava konusu taşınmaz hakkında yeniden 1956 yılına dönülmesinin doğru olmadığını, dava konusu yerin bir kısmının müvekkilinin kardeşinin kullanımında olmasının ve Almanya’da olan müvekkiline ait bir yer bırakmasının dava konusu yerin kullanılmadığı anlamına gelmediğini, aksine kısmi zilyetlik söz konusu olduğunu ve bunun devamı niteliğindeki diğer yerleri de kapsadığını ve hükmün bu anlamda da hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı taraf lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 … Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesi (4721 … Kanun), 6831 … Orman Kanunu’nun (6831 … Kanun) 1 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edeninin muris babasına ait olduğunu ve ölümüne kadar (1990) onun tarafından, ölümünden sonra vekil edeninin muris annesi tarafından ölümüne kadar (1994) kullanıldığını ve sonrasında kardeşi … tarafından kullanıldığını ve …’in diğer mirasçıların kullanımını engellediğini, dava konusu taşınmazın orman olmadığına ilişkin muris babası …’nın itirazı üzerince Komisyonca karar verildiğini belirterek, dava konusu taşınmazın müvekkilinin murisinin mirasçılarının miras hissesi oranında adlarına tescilini istemiş ve yargılama sırasında davacı 30.03.2015 tarihinde kesinleşen Düziçi Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.12.2014 tarih, 2014/151 Esas 2014/360 Karar … ilamı ile muris …’nın terekesine temsilci olarak atanmış ve davacı vekili 22.03.2016 tarihli celsede müvekkilinin taksimden haberdar olmadığını belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davacı tarafın uzun yıllardır yurt dışında çalışması sebebiyle zilyetliğini terk ettiği, mirasçıların kendi aralarında taşınmazı taksim ettikleri ve mirasçılardan sadece …’nın kendine düşen kısmı kullandığı, ayrıca aldırılan bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın neden tespit harici bırakıldığı belirlenmemiş, dosya içerisinde dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman çalışmalarına ilişkin belgeler eksiksiz şekilde getirtilmemiştir. Yine mahallinde yapılan keşif sonrası orman bilirkişisi D.K. tarafından hazırlanan 03.02.2016 tarihli orman raporunda, dava konusu taşınmazın 06.03.1981 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı ancak 1956 tarihli memleket haritasında bir kısmının açık alan büyük bir kısmının ormanlık alanda kaldığı ve taşınmazın dört tarafının ormanlık alanla çevrili olması sebebiyle orman içi açıklık niteliği taşıdığı, 3116 … Orman Kanunu’na (3116 … Kanun) göre orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli geri çevirme kararı üzerine harita bilirkişisi A.K.E tarafından hazırlanan raporda ise dava konusu taşınmazın a (71.59 m2) ve b (253.84 m2) ile gösterilen yerlerin 102 ada 100 nolu orman parseli içinde kaldığı ve c (6994.42 m2) ile gösterilen yerin 102 ada 124 no.lu 2/b blok parseli içinde kaldığı ve 1992, 1999 ve 2011 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın sınırlarının tamamında bir kullanım olduğu ifade edilmiştir.
Bu çerçevede her ne kadar dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman çalışmalarına ilişkin belgeler dosya içerisinde bulunmasa da dava konusu taşınmazın kesinleşen tahditteki durumuna ilişkin mahallinde yapılan keşif sonrası alınan rapor ile iade kararı üzerine alınan raporun birbiri ile çeliştiği ve dava konusu taşınmazın yapılan orman kadastro çalışmalarındaki durumunun net olarak ortaya konulmadığı açıktır.
O halde Mahkemece; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, yöreye ait eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır.
Yapılan inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde olduğu veya 2/b ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu anlaşılır ise şimdiki gibi davanın reddi gerektiği, ancak dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında olduğu belirlenir ise, bu defa davacı taraf lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiği açıktır. Bu cümleden olarak; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 … Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 … Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.