YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14610
KARAR NO : 2023/5880
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/3324 -2020/1929
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ İstinaf Başvurusunun Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/839 Esas 2018/58 Karar
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 20.03.2016 tarihinde, …’nın sevk ve idaresinde bulunan araçla yaptığı tek taraflı kazada vefat ettiğini, davalının müteveffa idaresinde bulunan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları uyarınca sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilerek trafik sigortacısından tazminat talep edebileceklerinin kabul edildiğini, davacıların müteveffanın anne ve babası olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere anne … için 1.100,00 TL, baba … için 1.100,00 TL olmak üzere şimdilik 2.200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 20.03.2016 tarihli kazada, … plakalı aracın davalı şirkete 27.11.2015-2016 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının kişi başı azami 310.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.6.maddesi ve 6704 sayılı Kanun uyarınca Karayolları Trafik Kanunu’na göre kendi kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücünün yakınlarının talebinin teminat kapsamında bulunmadığını, dava tarihi olan 02.11.2016 tarihinin kanunun yürürlük tarihinden sonra olduğunu ve dava konusu talebin teminat dışında olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiş ise de, 6704 sayılı Kanun uyarınca Karayolları Trafik Kanunu’na ve 01.06.2015 tarihli genel şartlara göre sigortalının kendi kusuru ile ölümüne neden olan sürücünün yakınlarının talebinin teminat kapsamında bulunmadığını, dava tarihi olan 02.11.2016 tarihinin ve kaza tarihi olan 20.03.2016 tarihinin kanunun yürürlük tarihinden ve genel şartlardan sonra olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; gerekçeli kararda her ne kadar kazanın kanunun yürürlük tarihinden sonra olduğu belirtilmiş ise de kaza tarihi 20.03.2016 olmakla; 26.04.2016 tarihinde kanunda yapılan değişiklikten önce olduğunu, araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup, desteklerinin kusurunun olmasının davacıların hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğini, destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın, sigortacıdan talep edilmesinin mümkün olduğunu, davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere, destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkı olduğunu, müteveffanın, sürücüsü olduğu araç ile 20.03.2016 tarihinde, tam kusurlu olduğu kaza neticesinde vefat ettiğini, davacıların mirasçı olarak değil, zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduklarından, müteveffanın kusurunun, davacılara yansıtılmaması ve destekten yoksunluk zararının, davalı tarafça tazmin edilmesi gerektiğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlara göre, destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin, trafik sigortası teminatı dışında bırakıldığı yönünde karar verilmiş ise de; KTK.nın 90 ve 95. maddelerine göre genel şartlar hükümlerinin, kanunlara ve yerleşik yargı kararlarına aykırı olamayacağını, 6704 sayılı Yasa ile değişiklikten önce, Karayolları Trafik Kanunu’nda teminat dışı bırakılmayan bir hususun, genel şartlar ile teminat kapsamı dışına çıkartılmasının mümkün olmadığını, yasanın emredici hükümlerine aykırılık olması halinde, genel şartlara göre değil, yasanın emredici hükümlerine göre karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Genel Şartların “Teminat Dışında Kalan Haller” başlıklı A.6. maddesi (d) bendinde; “destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” teminat kapsamı dışında bırakıldığını, bu nedenle kendi ölümüne neden olan sürücünün (desteğin) tam kusuruna isabet eden destek tazminatı talebinin … poliçe teminatı kapsamında olmadığını, açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre, davacının davalı zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı bulunmadığının, belirtildiğini, bu nedenlerle, dosya kapsamı ve Yargıtay uygulamasına göre davacıların destek tazminatı isteminin teminat kapsamında olmadığı belirtilerek, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun, salt ölmüş olmasının destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup, desteklerinin kusurunun olmasının davacıların hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğini ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın, sigortacıdan talep edilmesinin mümkün olduğunu, davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere, destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkı olduğunu, müvekkillerinin desteği müteveffanın sürücüsü olduğu araç ile 20.03.2016 tarihinde, tam kusurlu olduğu kaza neticesinde vefat ettiğini, müvekkillerinin mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduklarından, müteveffanın kusurunun, davacılara yansıtılmaması gerektiğini, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda her ne kadar kazanın kanunun yürürlük tarihinden sonra olduğu belirtilmiş ise de kaza tarihinin 20.03.2016 olmakla; 26.04.2016 tarihinde kanunda yapılan değişiklikten önce olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı 20.03.2016 tarihli trafik kazası sonucu, davacıların desteğinin ölümü nedeniyle hak sahiplerinin aracın trafik sigortacısından maddi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.1 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85,86,91 ve 98 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.