Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2023/3357 E. 2023/5717 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3357
KARAR NO : 2023/5717
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/42 E., 2016/180 K.
SUÇLAR : 237 sayılı Taşıt Kanunu’ na muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Susurluk Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2015 tarihli ve 2015/394 Esas, 2015/836 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 237 sayılı Taşıt Kanunu’ na (237 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 16 ncı maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası delaleti ile aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hapis cezasından çevrilen 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

2. Anılan karara yönelik sanık itirazı, merci Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.01.2016 tarihli ve 2016/178 Değişik iş sayılı kararı ile kabul edilmiş ve sanık hakkındaki kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

3. Merci kararı sonrasında Susurluk Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2016/42 Esas, 2016/180 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 237 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan aynı Kanun’un 16 ncı maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun’ un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası delaleti ile aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hapis cezasından çevrilen 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılmaksızın, takdiri indirim nedenleri uygulanarak hükmolunan adlî para cezasının kanuna aykırı olduğuna, belirtilen ve re’sen tespit edilecek nedenler ile kararın bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanığın temyiz sebepleri; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, suç kastının bulunmadığına, grup amirinin bilgisi ve izni dahilinde aracın kullanıldığına, aracın başkaları tarafından da kullanıldığına, tanık beyanlarının savunmasını doğruladığına, belirtilen ve tespit edilecek nedenler ile kararın bozulması ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Polis memuru olan sanık hakkında, ekip otomobilini şahsi işlerinde kullandığı gerekçesi ile soruşturma başlanıldığı anlaşılmıştır.

2. Susurluk Kaymakamlığının 20.05.2015 tarihli ve 8 sayılı kararı ile 4483 sayılı Kanun uyarınca sanık hakkında soruşturma izni verilmesine karar verilmiş, anılan karara yönelik itirazın ise Bursa Bölge İdare Mahkemesi Birinci Kurulunun 30.06.2015 tarihli ve 2015/289 Esas, 2015/292 Karar sayılı kararı ile kesin olarak reddine karar verildiği görülmüştür.

3. Dosya içerisinde yer alan görüntü inceleme tutanağı uyarınca, sanığın ekip otomobili ile Polis merkezi amirliğinden saat 21.35 sıralarında çıkış yaptığı, dönüş saatinin ise 22.32 olduğunun belirtildiği görülmüştür.

4.Sanık aşamalarda alınan savunmalarında, suçlamaları kabul etmediğini, tanıklık etmiş olduğu bir olay nedeni ile kendisinin açığının aranmaya başlandığını, peşine polis memurlarının takıldığını, grup amirinden izin alarak aracı kullandığını, yanında o an görev istirahatli olan polis memuru İ.’nin bulunduğunu, aracı devriye görevinde kullandığını, bu bölgeye yeni atandığı için avukatının evini bilmediğini, devriye esnasında avukatının evinin önünden geçtiklerini, avukatının evde olduğunu gördüğünü, aracı durdurup halini hatırını sorduğunu, araçtan inip evin bahçesine gittiğini, eşinin çay ikram etmesi üzerine çay içtiğini, avukata olan borcunu ödediğini, yaklaşık 10 dakika kadar oturduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, o akşam aynı otomobili başka polis memurlarının yemek yemek ve oğlunu hastaneye götürmek için de kullandıklarını ancak sadece kendisi hakkında tanıklık yapmış olduğu için soruşturma yürütüldüğünü, olay tarihinde kullandığı aracın herkes tarafından, idari işler ve devriyede kullanıldığını, araç defterinin aracı kullanan şoför tarafından doldurulduğunu, herkes tarafından kullanılmasına karşın tek bir kişi kullanıyormuş gibi defterin doldurularak usulsüzlük yapıldığını, ekip otomobilini hayatın olağan akışına uygun olarak kullandığını, görev listelerinin incelenmesi durumunda aracın görevinin bulunmadığının görüleceğini beyan ettiği anlaşılmıştır.

5.Tanık H. E. beyanında, suç tarihinde normal nöbet listesinde kendisi nöbetçi olmasına rağmen sanığın kendisinin yanına gelerek; benim işlerim var, ben avukata para yatıracağım, devriyeye senin yerine ben çıkayım, nöbet saatlerimizi değiştirelim dediğini, grup amiri Hasan’dan izin aldığını söylediğini, sanığın devriyeye araçla yanında bir kişi ile çıktığını ancak yanındaki kişiyi tanımadığını ifade ettiği görülmüştür.

6.Tanık H. B. S. beyanında, olay tarihinde karakolda grup amiri olduğunu, sanık ile tanık H.E. nin kapıdaki nöbeti de o gün değişmiş olduklarını, bundan bilgisi olduğunu, sanık dışında o akşam aynı aracı bir kaç polis memurunun daha kullandığını, aracın olaylara gitmek ya da karakolun ihtiyaçları için o akşam kullanıldığını, sanığa, karakol grup amiri olduğu için araç ile ve yanında bir polis memuru daha bulunduğu halde devriye görevi yapması için izin verdiğini, olaydan 10 gün sonra kendisini yanına
çağıran ve rapor tutmasını isteyen M. M. ile sanık arasında önceye dayalı husumet olduğunu öğrendiğini, M. M. ve başka bir komiser yardımcısının birlikte, başka bir polis memuruna küfür ettiklerine ilişkin bir dava ve idari soruşturmada sanığın, M. M. ile ismini bilmediği komiser yardımcısı aleyhine tanıklık yapmış olduğunu, bu nedenle aralarında husumet olduğunu sonradan öğrendiğini ifade ettiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A.Tebliğnamede Yer Alan Görüş Yönünden;
Kararın, suçtan zarar gören Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından değil, İçişleri Bakanlığı tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması ve 5271 sayılı Kanunun 251 inci maddesinin yedinci fıkrasında; soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında basit yargılama usulünün uygulanamayacağına dair düzenlemenin bulunması nedenleri ile Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

B.İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden;
Suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C.Mahkumiyet Kararına Yönelik Sanığın Temyiz Talebi Yönünden;
1.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanık savunmaları ve tanık beyanları ile kamera kayıtlarının incelenmesi sonucunda hazırlanan rapor uyarınca, sanığın, polis ekip otomobilini şahsi işleri için kullanmış olduğunun anlaşıldığı, aracın şahsi işlerinde kullanılması için amiri tarafından izin verilmesinin ya da suça konu otomobilin başkaları tarafından da şahsi işler nedeni ile kullanılıyor olduğuna dair savunmanın sanığın suç işlem kastını ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
A.İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Mahkumiyet Kararına Yönelik Sanığın Temyiz Talebi Yönünden;
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle Susurluk Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2016/42 Esas, 2016/180 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.06.2023 tarihinde karar verildi.