YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/8201
KARAR NO : 2023/9781
KARAR TARİHİ : 16.10.2023
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3069 E., 2023/976 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/34 E., 2021/16 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıya ait … ve .. işyerinde muhasebeci olarak çalıştığını ve en son 2.500,00 TL brüt ücret aldığını beyan ederek davacının 30.06.2015-27.11.2016 tarihleri arasında çalıştığının tespiti ile bu süreler içerisinde yatırılmayan primlerinin tamamlattırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dışı …’in çalışanı olduğunu, kendisi ile arasında hizmet akdi bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen bordro tanıklarının da davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı iş yerinde çalışmadığını beyan ettiği, davacının uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığını beyan eden tanıkların beyanına , aynı işyerinde çalışan kişilerin bir yılı aşkın süre birlikte çalıştıkları kişilerin adlarını bilmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle itibar edilmediği, davacının prime esas kazancın tespiti yönünden talebi de ispata elverişli yazılı belgeler ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, çalıştığına delil olarak tanık beyanları olduğunu, ayrıca elektrik faturaları ve davalının işyeri ile ilgili olarak tüm tebligatları ve tutanakları bizzat aldığını, bilirkişinin bu durumu göz önünde bulundurmadığını, mahkemece dinlenen bordro tanıklarının davalının başka işyerinde çalışanlar olduğunu, davacıyı sürekli gören kişiler olmadıklarını, buna rağmen tanıkların, davacının çalıştığı işyerine gittiklerinde davacıyı işyerinde gördüklerini beyan ettiklerini, davacı … yerel mahkemece dinlenmeden hüküm kurulduğunu istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , davacının davalı iş yerinden herhangi bir bildiriminin olmadığı, dava konusu döneme ilişkin olarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davalı iş yeri hakkında bir kaç kez inceleme yapıldığı, SGK müfettişince düzenlenen raporlarda, davacı …’ın davalı iş yerinde çalışmasının tespit edilemediği, davacı … in duruşmada alınan beyanında babası ile davalı arasında bir dönem ortaklık ilişkisi olduğunu, bu ortaklığın resmiyette gözükmediğini, davacının daha önce babasının muhasebeciliğini yaptığını söylediği, davacı tanığının beyanının bu kısmı gözetildiğinde davacının …’in davalı ile ortak olma ilişkisi kapsamında iş yerine gelmiş ve dava dilekçesi ekindeki bu belgeleri de bu sebeple imzalamış olabileceği, davacının iş yerine bu sebeplerle gelip gitmesi nedeniyle kamera kayıtlarının celp edilmemesinin de sonuca etkili olmadığı, hizmet akdinin temel unsurlarından olan zaman ve bağımlılık koşulunun davacı ile davalı iş yeri/iş veren arasında oluşmadığı, davacı ile aynı tarihlerde aynı iş yerinde çalıştığını iddia eden davacı … …’in hizmet tespiti istemi ile Kayseri 1. İş Mahkemesi 2017/82 Esas 2019/285 Karar sayılı dava açtığı, davanın reddedildiği, bu karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun … BAM 10 HD’nin 2019/1608 esas 2020/1470 karar sayılı ilamıyla esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan davacı vekilinin temyiz itirazlarının yine Yargıtay 10 HD’nin 2022/541 esas 2022/3820 karar sayılı ilamıyla reddine karar verilerek kararın onandığı, bu tanığın beyanına bu sebeple itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davacının uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığını beyan eden davacı tanıklarının beyanlarına, aynı işyerinde, bir yılı aşkın süre birlikte çalışan kişilerin adlarını dahi bilmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle Mahkemece itibar edilmediği, bu tespitin isabetli olduğu, kaldı ki davacı … …’un Sosyal Güvenlik Kurumu’na verdiği şikayet dilekçesinde davacıyla aynı dönemde çalıştığını iddia etmesine rağmen duruşmada tanık olarak alınan beyanında davacının ne zaman işe girdiğini bilmediğini, kendisi ayrıldığında davacının çalışmaya devam ettiğini iddia ettiği, bu hususun çelişki teşkil etmesi nedeniyle davacı tanık beyanına itibar edilmemesinin yerinde olduğu, dinlenen bordro tanıklarının davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı iş yerinde çalışmadığını beyan ettikleri, davacının davalı iş yerinde muhasebeci olarak çalıştığını iddia etmesine rağmen sigortasının yatırılmamasından haberdar olmadığını iddia etmesinin de çelişkili bir iddia ve beyan olduğu, davacı vekilinin istinaf sebebinin aksine tanık…’un mahkemece dinlendiği, SGK sicil dosyası, tanık beyanları, kurum denetmen rapor ve tutanakları ile tüm dosya kapsamını birlikte değerlendirildiğinde davacının iddia ettiği çalışma olgusunu ve prime esas kazancın tespiti yönünden talebini ispat edemediği, bu sebeple Mahkemece verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının çalıştığına delil olarak tanık beyanları dışında elektrik faturaları ve davalının işyeri ile ilgili olarak tüm tebligatları ve tutanakları bizzat aldığını ,komşu işyeri tanıkları davacının iş yerinde çalıştığını beyan etmesine rağmen bu hususun da bilirkişi raporunu tazmin ederken dikkate alınmadığını, yargılama esnasında dinlenen bordro tanıklarının, davalı işverenin başka işyerinde çalışan işçileri olduğu için davacıyı sürekli gören kişiler olmadığını, bu duruma rağmen bu tanıkların beyanlarında ne zaman davacının çalıştığı yere gitseler davacıyı bu işyerinde gördüklerini de beyan ettiklerini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 30.06.2015-27.11.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen hizmetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi
3. Değerlendirme
Hizmet tespiti bakımından davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Sigorta primine esas kazanç tespiti istemi yönünden; davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 nci ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 üncü ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Eldeki dosyada ; davacı adına davalı işyerinden bildirilen hizmet bulunmadığı, dönem bordrolarının celbedildiği, bordro tanıklarının dinlendiği, davacının çalıştığını iddia ettiği adresin vergi kayıtlarına ve Kurum tescil kayıtlarına göre davalı adına kayıtlı olduğu ,mahkemece komşu işyeri araştırması yapılmadığı, davacı tarafından sunulan yazılı delillerden, …İlaçlama şirketi tarafından davalıya ait …işyerinde rutin haşere ilaçlama yapılmasına dair 29.8.2015, 26.3.2016, 2.8.2016 tarihli formlarda Gül Başkat isim ve imzası bulunduğu, Kocasinan İlçe Tarım Müdürlüğünün 13.7.2016,23.9.2016 tarihli resmi kontrol tutanağının davacı tarafından “çalışan” sıfatıyla imzalandığı ; davalı tarafından sunulan yazılı delillerden dava dışı … ile davalı … arasındaki anlaşma protokolü fotokopisinde, Kayabaşı mah.6383 sok. adresindeki işyerini …in 23.11.2016 tarihinde boşaltacağı,ortaklık görüşmesi yapıldığı, ama ortaklığın başlamadığı hususları belirtilerek imza altına alındığı, davalı …’in şüpheli sıfatıyla alınan ifadesine ilişkin okunaksız fotokopi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yapılacak İş;
1.Davacı tarafından ibraz edilen Dora İlaçlama Şirketine ait ilaçlama formları ile Kocasinan İlçe Tarım Müdürlüğü’nün işyerinde yapılan kontrollere ilişkin yukarıda belirtilen tutanakları (dosyada bulunan form ve tutanakların birer fotokopisi de eklenmek suretiyle) ilgili şirket ve idareden istenerek bu belgelerin doğruluğu teyit edilmeli, uyuşmazlık konusu dönemde davalı … (…) işyerinde yapılmış başka denetim/ilaçlama ile ilgili tutanak olup olmadığı da ilgili müzekkere ile sorulmalı, ayrıca bu tutanakları/formları düzenleyen kişilerin kimliği tespit edilerek, davacının tutanağı ne suretle, hangi sıfatla imzaladığı yönünde beyanları alınmalıdır.
2.Davalı tarafından dosyaya ibraz edilen şüpheli ifade tutanağı dikkate alınarak davalı … ile dava dışı … arasında ceza soruşturmasına ilişkin savcılık dosyası celp edilmeli, içeriği irdelenmeli ve soruşturmanın akıbeti belirlenerek değerlendirilmelidir.
3.Davacının çalıştığını iddia ettiği işyeri adresinde, davalı işyerine komşu işyerlerinin sahipleri ve çalışanları, zabıta, emniyet ve vergi dairesi vasıtasıyla tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, dinlenen tanıkların beyanının sıhhatini denetlemek üzere hizmet cetvelleri ve vergi kayıtları dosyaya celbedilmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çalışma olgusunun varlığı ya da yokluğu belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.