Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/18805 E. 2023/26073 K. 20.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18805
KARAR NO : 2023/26073
KARAR TARİHİ : 20.12.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/95 E., 2016/269 K.
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanık hakkında;
1. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrasıyla üçüncü fıkrasının (a) bendi, 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; tekerrüre esas sabıkası olan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmadığına, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin (b) bendinin uygulanamayacağının gözetilmediğine ilişkindir.
Sanığın temyiz isteği; atılı suçları işlemediğine, kendisine aşağılayıcı sorular sordukları için karşılık olarak “Anamın a…ndan geldim” dediğine, görevli memurlarının yaralanmalarının yol açan davranışının ise kendisine yönelik kullandıkları orantısız ve yaralanmasına neden olan darbelerine karşı kendisini savunmaktan ibaret olduğuna, kendisinin de müdahale sırasında yaralandığının raporundan anlaşılacağına, ama bunun gözetilmediğine, henüz hakkında yakalama kararı olduğu bilinmeden GBT araştırması yapılmadan önce olayın meydana geldiğine, resen gözetilecek nedenlerle hükümlerin bozulması gerektiğine
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde alkol ölçümü yapılması için durdurulan sanığın olay yerinden kaçmaya başladığı, kendisini kovalayan polis memurları olan katılanlara “Sizinle görüşeceğim, sizi ben vururum, neyinize güveniyorsunuz, pezevenkler” şeklinde sözler söylediği ve yakalanmaya çalışılması sırasında görevli memurlara direnmede bulunduğu, bu suretle atılı suçları işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Sanık savunması, katılanların beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiştir.
3. Olay tutanağı, katılanlarda meydana gelen yaralanmalara ilişkin olarak “basit tıbbî müdahale ile giderilebilir” görüşünü içerir raporlar, sanığa ait adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrasıyla üçüncü fıkrasının (a) bendi, 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca tayin olunan 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesi ile 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak 1 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2. Sanığın adli sicil kaydında bulunan 4733 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmü yönünden, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrasının “yirmi üçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği de gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale gelmesi karşısında; bahse konu ilamla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilamın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda uygulanması zorunluluğu,
Nedenleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.