Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/14624 E. 2023/26088 K. 20.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14624
KARAR NO : 2023/26088
KARAR TARİHİ : 20.12.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/176 E., 2015/665 K.
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanık hakkında;
1.Katılanlar H.Y. ile A.K.’ye yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca iki kez 3 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanığa verilen cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2.Katılanlar H.Y. ile A.K.’ye yönelik tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca iki kez 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanığa verilen cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hakkında verilen cezaların usul ve yasaya uygun olmadığına, olaya ilişkin tanık beyanı bulunmadığına, haksız yere ceza aldığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde katılanların evinin önüne giden sanığın kapılarını çaldığı halde açılmaması üzerine evde bulunan katılan A.K.’ye “o…, k…, sizi yaşatmayacağım, öldüreceğim” şeklinde tehdit ve hakarette bulunduğu, bunun üzerine katılan A.K.’nin eşi olan katılan H.Y.’yi arayarak olay yerine çağırdığı, sanığın olay yerine gelen katılan H.Y.’ye de “senin ananı avradını sinkaf edeceğim, ben zaten cezaevine gidiyorum, seni yakacağım, şerefsiz, o… çocuğu, seni öldürürüm, p…” şeklinde tehdit ve hakarette bulunduğu Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Sanık savunması, katılanlar ve tanıklar K.B., V.A.’nın beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Sanık hakkında katılanlara yönelik olarak 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hakaret ve aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında taraflara uzlaşma teklifi yapılmış ise de, bu tarihte atılı tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmadığından soruşturma aşamasında yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğunun anlaşılması, ancak 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında; sanığın üzerine atılı hakaret ve tehdit suçlarının 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, aynı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın önce olay yerinde katılan A.K.’ye hakaret ve tehdit sözleri söyledikten sonra durumu öğrenerek olay yerine gelen katılan H.Y.’ye de hakaret ve tehditte bulunması biçiminde gerçekleşen eylemleri nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümleri gereği hakaret ve tehdit suçlarından bir kez ceza verilip, bu cezaların 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arttırılması gerekirken, katılan sayısınca ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle fazla ceza tayini,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.