Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/8215 E. 2023/6386 K. 16.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8215
KARAR NO : 2023/6386
KARAR TARİHİ : 16.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1067 E., 2022/1164 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma

Katılan mağdur vekilinin temyiz istemi yönünden; usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.
Sanık ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemleri yönünden: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.04.2021 tarihli ve 2019/422 Esas, 2021/130 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrası uyarınca 24 yıl hapis cezası cezalandırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bendleri ile beşinci fıkrası uyarınca 12 yıl hapis cezası cezalandırılmasına,
b) Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ve 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası cezalandırılmasına,
c) Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ve 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.

2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2021/1067 Esas, 2022/1164 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarına ilişkin İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile;
a) Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası uyarınca 30 yıl hapis cezası cezalandırılmasına,
b) Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası ve 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası cezalandırılmasına,
c) Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası ve 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstemi
Arada husumet bulunduğuna, sanığın suçu işlediğine yönelik her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, takdiri indirim uygulanması gerektiğine, suça sürüklenen çocuk …’ın beyanlarına itibar edilmeyeceğine, teşdit uygulanmasının kabulünün mümkün olmadığına, olay yerinin cinsel suçu işlemeye elverişli bulunmadığına, eylemde cebir ve iştirak olmadığından 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrasının uygulanmasının hatalı olduğuna, ilişkindir.

B. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun ilk beyanı yönlendirme sonucunda verdiğine, iştirak iradesinin bulunmadığına, soyut beyanlar dışında delil bulunmadığına, şuçu kabul etmemekle birlikte eylemin yardım eden olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir.

C. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun fikir ve eylem birliği içinde olmadığına, suça sürüklenen çocuğun yaşı mağdurdan küçük olduğu için üzerinde bir hakimiyeti bulunmadığına, suçun işlendiği zaman suça sürüklenen çocuğun olay yerinde bulunmadığına, iştirak iradesinin olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Sanık ve ssçler üzerine atılı eylem mağdur …’yı zor kullanarak mağaraya götürüp burada sanığın organ sokmak suretiyle mağduru istismar etmesidir.
İddiaya dayanak olarak mağdurun anlatımı, mağdurun adli raporları, suça sürüklenen çocuklar Şeref ve …’un sıcağı sıcağına alınan ilk ifadeleri gösterilmiştir.
Mağdurun boxer cinsi çamaşır ve tek ayakkabı ile olay yerinen kaçtığı sabit olduğundan, ayrıca adli rapor anal ilişki olduğunu ispatladığından sanık …’in -mağdur ve ssçlerin anlattığı şekilde- mağdura organ sokmak suretiyle istismarda bulunduğu da sabit görülmüştür.
Suçu sürüklenen çocuklar ilk beyanlarında sanıktan korktukları için onun talimatlarına uyarak mağduru yanlarına alıp yağ deliği isimli mağaraya götürdüklerini beyan etmişlerdir. Mağdurun suça konu mağaraya zorla götürüldüğü sabittir, zorla götürme eylemi yönünden sanık ve ssçler arasında iştirak iradesi vardır, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunu beraber işlemişlerdir. Sanık ssçler ve mağdur mağaraya girmiştir, buraya top oynanması için gidilmesi mümkün değildir, mağdurda darp ve fiili livata izleri vardır, ssçler en başından beri sanık ile birlikte hareket ederek mağduru zorla mağaraya götürmüşlerdir. Sanık ve ssçler toplam üç kişi olmakla mağdurun bu aşamada direnmesi de fayda etmemiştir.
Sanık esrar içiterek mağdurun direncini iyice kırmıştır. Mağdurun kıyafetlerini çıkarma aşamasında ssçler devreye girmiş ve mağduru soymuşlardır, ayrıca mağaranın önünde bekleyerek hem birinin gelmesi ihtimaline karşı tedbir almış hemde mağdurun kaçma ihtimalini ortadan kaldırmışlardır. Sanık mağdura organ sokarak istismarda bulunduktan sonra mağdurlarda mağaraya girmiş, bu aşamada mağdur çıplak vaziyette olay yerinden kaçmıştır. SSÇlerin cinsel istismar suçuna katılımlarının yardım etme düzeyinde olduğu kanaatine varılmıştır. SSÇlerin istismar olarak değerlendirilebilir temasları yoktur, eylemleri mağduru tutmak, soymak, kaçmasını engellemek, dışarıda bekleyip emniyet almak şeklindedir. Bu eylemler TCK 39/2-c kapsamında suçun icrasını kolaylaştıran eylemlerdir.

Savunmanın Değerlendirilmesi
Sanık ve ssçler mahkememiz duruşmalarında eylemlerini inkar etmişlerdir. Sanık ve ssç savunmaları kendi içinde ve yine birbiriyle çelişmektedir. Mağdur anlatımları ise hem tutarlıdır hem de somut delil olan adli rapor ile desteklenmektedir.

Cezanın belirlenmesi
Sanık … yönünden cinsel istismar suçu için TCK 103/2 ve cebir kullanılması sebebiyle TCK 103/4 uyarınca ceza 24 yıl hapis olarak belirlenmiştir. Yardım eden ssçler için TCK 39/1 uyarınca yarı oranında indirim yapılınca ceza 8 yıldan ağır olamayacağından 8 yıl hapis olarak belirlenmiştir. SSÇ’lerin yaş indirimi ve ayrıca yaşları itibariyle cezanın geleceği üzerindeki etkisi nazara alınarak TCK 62/1 maddesi de tatbik edilince nihayetinde ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmışlardır.
Kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden TCK 109/2, 109/3-b ve 1, 109/5 maddeleri uyarınca Abdil 12 yıl hapis ile cezalandırılmıştır. SSÇler yaş indirimi ve ayrıca yaşları itibariyle cezanın geleceği üzerindeki etkisi nazara alınarak TCK 62/1 maddesi de tatbik edilince nihayetinde ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmışlardır. ” şeklindeki gerekçeyle kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından suç vasfına ve sübuta yönelik kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediği, fakat çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu açısından suça sürüklenen çocukların asli fail oldukları sanık hakkında ise 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendine göre birden fazla kişi tarafından birlikte işleme koşulunun somut olayda gerçekleştiği kabulü ile hükümler kaldırılarak yeniden hükümler kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan mağdur vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

C. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, on iki – on beş yaş grubunda bulunan çocuk sanığın cezai sorumluluğunun olabilmesi için işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama

ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunması gerektiği, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35 inci maddesine göre algılama ve yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu,bu kapsamda aynı Kanun’un Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre olay tarihinde on iki – on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında söz konusu Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı görülmüştür.

D. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Suça sürüklenen çocuk … hakkında, sanık … tarafından gerçekleştirilen eyleme karşı koyacak güçte olmadığı, bu sebeple fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, suça sürüklenen çocuk … hakkında atılı suçtan beraati yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan mağdur vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2021/1067 Esas, 2022/1164 Karar sayılı kararında sanık ve suça sürüklenen çocuk … müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

C. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (C) ve (D) bölümlerinde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2021/1067 Esas, 2022/1164 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.10.2023 tarihinde karar verildi.