Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/3865 E. 2023/5336 K. 06.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3865
KARAR NO : 2023/5336
KARAR TARİHİ : 06.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/2 E., 2022/368 K.

KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasında Mahkemede görülen ve temyiz incelemesinden geçen muhdesatın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Hazine adına kayıtlı 161 ada 47 parsel sayılı taşınmaz ile 131 ada 75 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 20 yıldır zilyet olup arazileri ihya ederek bakımını yaptığını, bu taşınmazlardan 161 ada 47 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bağ, fıstık, badem ve benzeri ağaçlar dikip yetiştirdiğini ve taşınmazı kapama meyve bahçesi haline getirdiğini, taşınmaz üzerinde bir ev yaptığını, 131 ada 75 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ise bağ bitkisi dikerek taşınmazı kapama meyve bahçesi haline getirdiğini, dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu bölgede DSİ tarafından Çetintepe Barajı (sulama barajı) yapılacak olmasından dolayı, dava konusu taşınmazların üzerindeki muhdesatlarla beraber sular altında kalacağını, bölgenin kamulaştırılması hususunda Bakanlar Kurulu kararı bulunduğunu açıklayarak, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan ev ile muhtelif tür ve yaştaki ağaçların davacıya aidiyetine karar verilmesini, bu hususun taşınmazların tapu kaydına şerh düşülmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazların mülkiyetinin Hâzineye ait ve orman vasfında olduklarını, Hazine tarafından yapılacak … Barajı için DSİ Genel Müdürlüğü’ne tahsis edildiğini, Yargıtay HGK’nın 17.06.2009 tarihli ve 2009/7-217 Esas, 2009/276 sayılı Kararında belirtildiği gibi muhdesatların arz maliklerinden başka kimselere aidiyetine karar verilemeyeceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.04.2016 tarihli ve 2015/298 Esas, 2016/91 sayılı Kararıyla; davanın kabulüne, 161 ada 47 parsel sayılı taşınmazda … bilirkişisinin 17.02.2016 tarihli raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen toplam 8280,97 m² üzerinde ekilen meyve ağacı, 8,00 m² büyüklüğündeki havuz, 30 m² büyüklüğündeki kargir ev ile 131 ada 75 parsel sayılı taşınmazda aynı raporda ekli krokide (C) harfi ile gösterilen toplam 1857,54 m² üzerinde ekilen meyve ağacı şeklindeki ve (D) harfi gösterilen 784,12 m² üzerinde ekilen meyve ağacı şeklindeki muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, taşınmazların tapu kaydına şerh konulması yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli ve 2016/9589 Esas, 2019/10503 sayılı Kararıyla; muhdesatların orman niteliğinde olan 161 ada 47 ve 131 ada 75 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde yer aldığından, Devletin hüküm ve tasarrufunda olan bu taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesatlara hukuken değer verilemeyeceğinin dikkate alınması, mülkiyet hakkının ihlali bakımından inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılarak mahkeme görüşünün ortaya konulması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde haksız zilyet olduğu, taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına kayıtlı olduğu ve baraj rezervuar alanı olarak kamulaştırma sahası içerisinde kaldığı, davacının bu nitelikte bir taşınmaz üzerinde haksız olarak oluşturduğu yapıların muhdesat olarak davacı adına aidiyetine karar verilemeyeceği, taşınmaza kamulaştırma yolu ile yapılan el atmanın kamu yararı niteliği olduğu ve fiili olarak taşınmazın baraj projesi su tutma sahası içerisinde kalacak olması ile el atmanın kanuni olduğu kadar, ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkelerinin tamamına uygun olduğu, tüm bu sebeplerin yanında kiralama, ecrimisil, tahsis veya benzeri bir suretle kullanım hakkı kendisine verilmemiş olan bu orman alanında davacının hukuka aykırı oluşturduğu yapılara muhdesat olarak değer atfedilerek davacıya aidiyetine karar verilemeyeceği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19 uncu maddesi ek fıkra hükmüne göre başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla tespit davası açma hakkı tanınmış ise de, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, kamuya ait mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri, orman, aktif … yatağı niteliğindeki taşınmazların … mülkiyete konu olamayacakları, bu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyecekleri, bu nedenle bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesata da hukuki değer verilemeyeceği, aksi durumun Anayasa’nın Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi başlıklı 169 uncu maddesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ormanların Muhafazası başlıklı 17 nci maddesine açıkça aykırılık oluşturacağı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizinde, mahkemece davanın reddedilmesinin doğru olmadığını, dava konusu edilen muhdesatın müvekkiline ait olduğunu, taşınmazın orman vasfında olmadığını, 2/B vasfında olup Hazineye ait olduğunu, ayrıca davada ihbar edilen konumunda olan DSİ Genel Müdürlüğü lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684 üncü, 718 …, 724 üncü, 728 …, 729 uncu ve 1012 nci maddeleri,

3. Tapu Sicili Tüzüğü’nün 60 ıncı maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.