YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4800
KARAR NO : 2023/5854
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/357 E., 2015/67 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2015 tarihli ve 2014/357 Esas, 2015/67 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdure …’ye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mağdure …’a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan da 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.02.2018 tarihli, 14-2015/129330 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II.TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
15 yaşını doldurmuş çocuk olan mağdure …’a karşı sanıkça cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın gerçekleştirilen cinsel davranışların 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve bu suçtan dolayı cezalandırılması gerektiği halde, suç vasfında hataya düşülerek çocuğun basit cinsel istismarı sucundan mahkumiyetine karar verılmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın mağdurelere karşı atılı suçu işlediğine dair dosya kapsamında mağdurelerin soyut beyanları haricinde somut ve yeterli herhangi bir delil bulunmmadığına, bu nedenle sanığın delil yetersizliğinden beraatine karar vermek gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince dava konusu olayın;
“Sanık …’nün Elektrik Üretim A.Ş İstanbul Yakuplu Beldesi Ambarlı Doğalgaz Lojmanları Sitesi içerisinde bakkal dükkanı işlettiği, mağdurelerin de aileleriye birlikte bu lojmanlarda oturdukları ve site içinde bulunan bu bakkaldan günlük olmak üzere ve sık sık alışveriş yaptıkları, 2012-2013 yıllarında devam eden zaman diliminde sanığın işlettiği bakkala alışveriş için giden ve ekmek almaya gelen mağdureler … ve …’a kimsenin olmadığı, özellikle mağdurelerle yalnız kaldığı anlarda sanığın farklı zamanlarda birden çok kez olmak üzere arkalarından rızaları olmaksızın cinsel amaçlı olarak sarıldığı, öptüğü, vücutlarının değişik yerlerine dokunduğu, sanığın eylemlerinin bu şekilde aralıklarla bir süre devam ettiği,
Sanık her ne kadar suçlamaları kabul etmeyerek inkara yönelik suçtan ve cezadan kurtulma amaçlı savunmada bulunarak suçlamaları kabul etmemiş ise de, sanığın savunmasında belirttiği “mağdurların dükkanında yere ayran döktükleri için kendisine iftira attıkları” şeklindeki savunmasının mağdurlar tarafından doğrulanmaması ve bu olayı gören kimsenin bulunmaması, olağan koşullarda yere ayran döktüğü için kendisine kızılan bir kişinin bu şekilde gayet basit bir olay için herhangi bir kimseye son derece ağır olan, mağdurların … kız olması da dikkate alındığında yüzkızartıcı ve toplum tarafından benimsenmeyen ve kınanan cinsel istismar suçunu sanığın işlediği yönünde yalan beyanlarda bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olması karşısında sanığın bu soyut savunmasına itibar edilmediği,
Mağdurların sanık hakkında bu şekilde isnatta bulunarak iftira atmalarını gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı, mağdurların tüm aşamalarda tutarlı olarak samimi beyanlarında anlattığı şekilde, sanığın işlettiği dükkana mağdurelerin gelişlerinde her iki mağdura karşı sanığın cinsel amaçlı olarak mağdurların vücutlarının değişik yerlerine çeşitli bahanelerle dokunması, yanaklarından öpmesi, vücutlarını ellemesi şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemleri her iki mağdura karşı basit cinsel istismar olarak değerlendirilmiştir. Sanığın mağdure …’ye yönelik eylemlerınden dolayı hapis cezası tespit edilirken, suçun mağdurunun 15 yaşından küçük olması, suçun küçük mağdurda yarattığı olumsuz etkileri, suçun işlenme yeri ve zamanı dikkate alınarak asgari hadden bir miktar ayrılmak sureti temel ceza belirlenmiştir.” şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesinin yapılıp buna göre sanığın her iki mağdureye karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan yukarıdaki “HUKUKİ SÜREÇ” başlığı altındaki (1) numaralı bölümde yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV.GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Mağdure …’a Karşı Eylemlerinden Dolayı Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Bakımından
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan mahkeme hükmünde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanık Hakkında Mağdure …’ye Karşı Eylemlerinden Dolayı Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Bakımından ise
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz istemleri reddedilmiştir,
Ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilen 3 yıl 6 ay hapis cezasında aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince arttırım ve 62 nci maddesi gereğince indirim yapıldıktan sonra sonuç cezanın 2 yıl 19 ay 22 gün yerine 3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında mağdure …’a Karşı Eyleminden Dolayı Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2015 tarihli ve 2014/357 Esas, 2015/67 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz istemlerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Mağdure …’ye Karşı Eyleminden Dolayı Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2015 tarihli ve 2014/357 Esas, 2015/67 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (2) numaralı bölümünün ikinci paragrafında yer alan “4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,” şeklindeki kısmın hükümden çıkarılarak yerine “3 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına” ve üçüncü paragrafında yer alan “3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,” şeklindeki kısmın hükümden çıkarılarak yerine “2 yıl 19 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.10.2023 tarihinde karar verildi.