YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4446
KARAR NO : 2023/8915
KARAR TARİHİ : 19.12.2023
İTİRAZ EDİLEN KARAR: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28/03/2023 tarihli ve 2022/89 Esas, 2023/2101 Karar sayılı kararı
İTİRAZ EDEN: …
HUKUKİ SÜREÇ : Müştekinin 04/03/2015 havale tarihli dilekçesi ile, Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2014/19574 Esas, 2014/19573 Esas, 2014/19572 Esas ve 2014/10370 Esas sayılı takip sayılı dosyaları ile borçlu hakkında icra takibi başlatıldığı, borçlunun kesinleşen takip sonucunda yapılan taşınmaz ve PTT sorgularından olumsuz yanıt alındığı, borçlu … adına herhangi bir araç bulunmadığı, borçlunun mernis sistemine kayıtlı adreslerine 19/02/2014 tarihinde hacze gidildiği, … adresine gidildiğinde borçlunun bu adreste senelerdir oturmadığının anlaşıldığı, İİK’nın 44 üncü maddesine göre mal beyaında bulunmadığından sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.
Ankara 15. İcra Ceza Mahkemesinin, 03/11/2015 tarihli kararı ile sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan, sanığın beraatine karar verilmiştir.
Ankara 15. İcra Ceza Mahkemesinin, 03/11/2015 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 09/09/2019 tarihli ve 2019/3546 Esas, 2019/12245 Karar sayılı kararı ile “…Ankara Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/05/2015 tarihli ve 7079 sayılı cevabi yazısında vergi mükellefi sanık …’nun 24/07/2013 tarihinde … adresinde kombi petek ticaretinden dolayı mükellefiyetinin tescil edildiği, sanığın adresinde bulunamaması nedeniyle 09/05/2014 tarihinde resen terk ettirildiği açıklığı karşısında sanığın sübut bulan atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine dair karar verilmesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Ankara 15. İcra Ceza Mahkemesinin, 10/03/2021 tarihli kararı ile sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan neticeten 1.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
O Yer Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairenin 28/03/2023 tarih ve 2022/89 Esas, 2023/2101 Karar sayılı ilamı ile hükmün ONANMASINA karar verilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28/03/2023 tarihli ilamın Başsavcılığımıza gelmesi üzzerine dosyanın yapılan incelemesinde, aşağıda yer verilen nedenlerle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca sanık … lehine itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulması gerekmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ : İtiraza konu uyuşmazlık; Ticareti terk eden tacirin, ticareti usulüne aykırı terk etmek suçu yönünden ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı olması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23/12/2021 tarihli ve 2021/12.HD-200 Esas, 2021/669 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere;
“İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesinde ticareti terk eden tacir açısından muhataplarının haklarını korumaya yönelik olarak birtakım yükümlülükler öngörülmüş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı da 337/a maddesinde gösterilmiştir.
İİK’nın “Ticareti Terk Edenler” başlıklı 44. maddesi;
“Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mütat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemiyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.
Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.
Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.
Üçüncü şahısların zilyedlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar saklıdır. Ancak karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiasında bulunulamaz.
Mal beyanını alan icra mahkemesi, keyfiyeti tapu veya gemi sicil daireleri ile Türk Patent Enstitüsüne bildirir. Bu bildiri üzerine sicile, temlik hakkının iki ay süre ile tahdit edilmiş bulunduğu şerhi verilir. Keyfiyet ayrıca Türkiye Bankalar Birliğine de bildirilir.
Bozulmaya maruz veya muhafazası külfetli olan veya tayin edilen kanuni müddet içinde değerinin düşmesi kuvvetle muhtemel bulunan mallar hakkında, tacirin talebi üzerine, mahkemece icra memuru marifetiyle ve bu kanun hükümleri dairesinde bu malların satılmasına ve bedelinin 9 uncu maddede yazılı bir bankaya depo edilmesine karar verilebilir.” şeklinde olup maddedeki yükümlülüklere aykırı davranmak, aynı Kanun’un 337/a maddesinde “Ticareti terk edenlerin cezası” başlığı altında;
“44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.
Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.” biçiminde yaptırıma bağlanmıştır.
06.06.1965 tarihinde yürürlüğe giren 538 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen 2004 sayılı İİK’nın 44. maddesinin gerekçesinde; “Ticareti terk etmek suretiyle alacaklıların takibinden kurtulmak isteyen kimselerle mücadele etmek kaçınılması imkânsız bir zaruret halini almıştır. Bilhassa son senelerde ticareti terk eden kötü niyetli borçluların iş yerlerini terk ettikleri ve ellerinde malları başkalarına devrederek alacaklılarını zarara uğrattıkları sık sık görülen hakikatlerdendir. Ticareti terk ederek alacaklıların takibinden kurtulmak isteyen kimselerle tesirli bir şekilde mücadeleyi temin için İcra İflas Kanunu sistemi içinde madde tadil edilmiş ayrıca bu maddeye muhalefet 337/a maddesiyle cezalandırılmıştır.” denilmektedir.
Takibi şikâyete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun oluşabilmesi için;
1- İİK’nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi,
Gereklidir.
Kanun maddesinde gösterilen bu seçimlik hareketlerin herhangi birisinin işlenmesiyle diğer şartların da gerçekleşmesi hâlinde suç oluşacaktır.
İİK’nın 44. maddesine uygun olarak mal beyanında bulunulduğundan söz edebilmek için; borçlunun ticareti bıraktıktan sonra onbeş gün içinde durumu ticaret siciline bildirmesi ve bütün aktif ve pasifleri ile alacaklıların isim ve adreslerini içerecek şekilde mal bildiriminde bulunması zorunludur.
Bunun yanında, suçun oluşması için, borçlunun yukarıda gösterilen hareketlerinden dolayı alacaklının zarar görmesi gerekir. Ancak İİK’nın 337/a maddesinin ikinci fıkrasındaki; “Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.” hükmü uyarınca, alacaklının zarar görmediğini ispat etme zorunluluğu borçluya aittir.
Yine ticareti terk eden borçlunun, Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir olması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde; “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi” olarak gerçek kişi tacirin tanımı yapıldıktan sonra, 16. maddesinde; “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” denilmiş, 124. maddesinde de ticaret şirketleri; “Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.” olarak sayılmıştır.
Bu aşamada “ticareti terk etme” kavramı üzerinde de durulmalıdır. Öğretide; “ticari işletmeyi kendi adına işletmekten vazgeçmek veya ticari işletmeyi kapatmak veya dağıtmak” olarak tanımlanan ticareti terk eyleminin, mevzuatta belirlenen hukuki yönteme uygun olarak ticari faaliyetin sonlandırılması şeklinde ortaya çıkması mümkün olduğu gibi, ticari işletmenin hukuki olarak varlığını sürdürmekle birlikte fiili olarak varlığının sonlandırılması şeklinde de gerçekleşmesi mümkündür.”
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Tüm dosya kapsamı ve Ankara Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/05/2015 tarihli ve 7079 sayılı cevabi yazısından, vergi mükellefi sanık …’nun 24/07/2013 tarihinde … adresinde kombi petek ticaretinden dolayı mükellefiyetinin tescil edildiğinin anlaşılması karşısında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde; “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi” olarak gerçek kişi tacir olduğunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak İİK’nın “Ticareti Terk Edenler” başlıklı 44. maddesi uyarınca, ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Ticareti terk suçunun oluşumuna ait önemli unsurlardan biri de, bu madde kapasamında açıkça belirtildiği üzere, borçlunun ticaret sicil memurluğunda kayıtlı olması gerekli olup, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 05/05/2015 tarih ve 025283 sayılı yazısı ile
sanığın kaydına rastlanılmadığının bildirilmesi karşısında, sanığın ticareti terk keyfiyetini ticaret sicil müdürlüğüne bildirmesinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla atılı suçun yasal unsurları oluşmayacağından sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilemeyecektir.
Açıklanan nedenlerden ötürü sanık … lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulmuştur.
SONUÇ VE İSTEM :
Açıklanan Nedenlerle; itirazın KABULÜ ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 28/03/2023 tarih ve 2022/89 Esas, 2023/2101 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASI, Ankara 15. İcra Ceza Mahkemesinin 10/03/2021 tarihli 2020/178 Esas, 2021/291 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün BOZULMASI, itiraz yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
Sanık …’nun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. Maddesinde tanımı yapılan gerçek kişi tacir olduğunda tereddüt bulunmadığı, her ne kadar Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 05/05/2015 tarih ve 025283 sayılı yazısı ile sanığın kaydına rastlanılmadığı bildirilmiş ise de, sanığın gerçek kişi tacir olması nedeniyle ticaret sicil kaydına itibar edilemeyeceği ve Ankara Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 07.05.2015 tarihli ve 7079 sayılı cevabi yazısında vergi mükellefi sanık …’nun 24.07.2013 tarihinde … adresinde kombi petek ticaretinden dolayı mükellefiyetinin tescil edildiği, sanığın adresinde bulunamaması nedeniyle 09.05.2014 tarihinde ise resen terk işlemi yapıldığı açıklığı karşısında sanığın sübut bulan atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinin isabetli olduğunun anlaşılması karşısında,
Dairemizin 28/03/2023 tarih ve 2022/89 Esas, 2023/2101 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,
6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…