YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7848
KARAR NO : 2023/7894
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, borçlunun, itirazın iptali ilamında herhangi bir faiz oranına hükmedilmemesi nedeniyle faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, takip tarihinden itibaren talep edilen faiz oranının da hatalı olduğunu ileri sürerek 27.11.2014 tarihli kapak hesabının iptalini istediği, mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile kapak hesabındaki toplam faizin düzeltilmesine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyizi üzerine Dairemizin 29.06.2015 tarih ve 2015/8628 E. – 2015/18322 K. sayılı ilamı ile, borçlunun icra müdürlüğüne itirazında borca ve faize itiraz ettiğinin, takip konusu alacağın vergi ödemesine ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz işletilerek kapak hesabı yapılması gerektiğinden bahisle bozulduğu, İlk Derece Mahkemesince kararda direnildiği, direnme kararın borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine, HGK’nın 21.09.2021 tarih ve 2017/12-750 E. – 2021/1048 K. sayılı ilamı ile direnme kararın bozulduğu, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulması ile şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulu’nun 24/05/2017 tarih ve 2017/2-1607 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararı).
Somut olayda, alacaklı tarafından 02.08.2013 tarihinde başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takibe ilişkin takip talebinde 645.686,69TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %13,75 (ticari) oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi ile icra gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunduğu, borçlunun borca, faize ve diğer fer’îlerine itirazı üzerine alacaklının duran takibin devamını sağlamak üzere açtığı itirazın iptali davasında İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.06.2014 tarih ve 2013/169 E., 2014/177 K. sayılı kararı ile; “1- Davanın kabulüne, 2- Davalının İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2013/18296 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin
takip tarihi itibariyle 645.686,69 TL asıl alacak miktarı üzerinden devamına,” karar verildiği, itirazın iptali ilamının icra dairesine sunulması üzerine icra dairesince 27.11.2014 tarihinde yapılan dosya hesabında takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faizin 117.058,40TL hesaplandığı ve borçluya 10.12.2014 tarihli 842.125TL miktarlı borç muhtırasının gönderildiği, borçlu vekilinin bu muhtıraya karşı yaptığı işbu şikâyeti üzerine icra mahkemesince alınan 02.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda değişen oranlarda avans faiz oranlarının uygulanarak takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faiz miktarının 105.565,35TL hesaplandığı, icra mahkemesince bilirkişi raporu hükme esas alınarak şikâyetin kısmen kabulüne karar verildiği ve direnme kararının borçlu vekili tarafından temyiz edildiği, Hukuk Genel Kurulunun yukarıda yazılı kararı ile direnme kararında takip talebinde asıl alacağa işleyecek faizin yıllık %13,75 (ticari) oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi ile tahsilinin talep edildiği, buna göre asıl alacağa takipten sonrası için yıllık %13,75 oranından az olmamak üzere artan oranlarda 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/2. maddesine göre ticari temerrüt faizi olan avans faiz oranlarının uygulanmasının gerekeceği, bu durumda T.C. Merkez Bankasının resmî internet sitesinde ilan edilen oranlara göre 02.08.2013 takip tarihi ile dosya hesabının yapıldığı 27.11.2014 tarihleri arasında avans faiz oranları %13,75’in altına düştüğünden ve takip talebinde artan oranların uygulanması talep edilip, azalan oranların uygulanması talep edilmediğinden dosya hesabında asıl alacağa işleyecek faizin %13,75 oranı üzerinden hesaplanmasının gerekeceği, ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda değişen oranlarda avans faizi oranlarına göre 02.08.2013 ile 01.01.2014 tarihi arasında %13,75 oranı, 01.01.2014 ile 27.11.2014 tarihi arasında %11,75 oranının uygulandığı ancak direnme kararının borçlu vekili tarafından temyiz edildiğinin gözden kaçırılmaması gerektiği, mahkemece ek rapor alınarak asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek faizin yıllık %13,75 oranı üzerinden şikâyet konusu olan 27.11.2014 tarihli dosya hesabı tarihine göre hesaplattırılarak, direnme kararının borçlu tarafından temyiz edildiği de gözetilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile direnme kararının bozulduğu, mahkemece bozmaya uyulmasına karşın hükme esas alınan bilirkişi raporunda %13.75 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama kapsamında şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği şekilde asıl alacağa takip tarihinden itibaren şikayet konusu dosya hesabı tarihi olan 27.11.2014 tarihine kadar işleyecek faizin yıllık %13,75 oranı üzerinden hesaplama yaptırılarak, şayet ilk karardan aleyhe bir durum çıkması halinde borçlunun usuli kazanılmış hakkı da nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, şikayetin borçlunun kazanılmış hakkını ihlal edecek şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç :
Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.11.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
…