YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6902
KARAR NO : 2023/6817
KARAR TARİHİ : 11.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/1537 E., 2022/1175 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Her ne kadar Tebliğnamede katılan vekilinin temyiz isteminin yalnızca suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracına yönelik olduğu belirtilmiş ise de katılan … İdaresi vekilinin, 11.11.2022 tarihli tarihli dilekçesi ile hükmün “nakil aracının müsaderesine karar verilmesi gerektiği ve re’sen göz önüne alınacak diğer nedenlerle” bozulmasını talep ettiği anlaşılmakla hükmün tamamına yönelik inceleme yapılmıştır.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/950 Esas, 2015/540 Karar sayılı
kararı ile sanık hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci ve yirmiikinci fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 51 inci ve 52 nci maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 3 … hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ele geçen kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Yukarıda bahsi geçen kararın katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.11.2021 tarihli ve 2019/4968 Esas, 2021/14348 Karar sayılı ilâmıyla kararın, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasında ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişikliklerin somut olaya uygulanarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden ve sanık hakkında teşdiden hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
3.Bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada; … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2022 tarihli ve 2021/1537 Esas, 2022/1175 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci ve yirmiikinci fıkraları ile 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 … hapis ve 12.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ele geçen kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.03.2023 tarihli ve 7-2023/3688 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının müsadere edilmesi gerektiğine ve re’sen gözetilecek diğer sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Kolluk birimlerince gerçekleştirilen yol kontrol faaliyeti sırasında, sanığın sevk ve idaresindeki araçta, … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/1418 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, tampon kısmının içine gizlenmiş vaziyette 558 adet kaçak cep telefonu ve 510 adet batarya ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın aşamalardaki savunmasında; aracı malen sorumludan emanet olarak aldığını, Midyat’… aldığı kaçak eşyaları araca kendisinin gizleyerek yerleştirdiğini, …’da satacağını beyan ettiği görülmüştür.
3.Suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının kayden malikinin dosyaya ibraz ettiği dilekçesindeki beyanında; köylüsü olan ve …’da yaşayan sanığın ihtiyacı olduğunu belirterek aracını emanet olarak istediğini, aracın kaçakçılık suçunda kullanılacağını bilmediğini, mağdur olduğunu belirttiği görülmüştür.
4.Dosyada mevcut 14.11.2014 tarihli Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı’na ait raporda ve 24.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda ele geçen eşyanın tamamının kaçak olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
5.Dosyada mevcut kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında eşyanın gümrüklenmiş değerinin 201.083,00 TL olarak belirlendiği görülmüş olup, bu değerin suç tarihi itibariyle Dairemiz kabulüne göre fahiş olduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Nakil Aracı Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
Olay ve Olgular başlığı altında değinilen hususlar karşısında; yakalanan eşyanın değeri nazara alındığında, nakil vasıtasının müsadere edilebilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete aykırı değilse de malen sorumlunun … niyetli olduğunun aksine bir delil bulunmaması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla katılan … İdaresi vekilinin bu hususa yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
B.Sanık Hakkında Verilen Hüküm Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, bozma ilamı, ele geçen eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sanığın kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmesi için mahkemece kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında yer alan dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar tutarı ödemesi hususunda ihtarat yapılması ve ödeme yapması halinde, soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca daha önce sanığa bu hususta ihtar yapılmamış olduğu da gözetilerek cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerektiği cihetle; kovuşturma aşamasında yapılan ihtaratta indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması ve ödeme yapılmadığından bahisle ilgili hükümlerin sanık hakkında uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Nakil Aracı Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının iadesine yönelik kararda, katılan … İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden kararın, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B.Sanık Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2022 tarihli ve 2021/1537 Esas, 2022/1175 Karar sayılı kararına yönelik katılan … İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.07.2023 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan İdare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 24.10.2022 tarih ve 2022/1175 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, … 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, …, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, … 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının
bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 11.07.2023