Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/16711 E. 2023/8510 K. 17.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16711
KARAR NO : 2023/8510
KARAR TARİHİ : 17.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/273 E., 2019/216 K.
SUÇLAR : 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 13.09.2011 tarihli ve 2011/400 Esas, 2011/262 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üste hakaret suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 … 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 13.09.2011 tarihli ve 2011/400 Esas, 2011/262 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 17.10.2012 tarihli ve 2012/1243 Esas, 2012/1165 Karar sayılı ilamıyla; sanık, mağdur ve bazı tanıkların ifadelerinin tespitine ilişkin istinabe duruşma tutanağının, hakim tarafından imzalanmamış olmasının 5271 sayılı Kanun’un 219 uncu maddesine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle mahkûmiyet hükmünün, usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.09.2013 tarihli ve 2013/329 Esas, 2013/667 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında üste hakaret suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 … 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş; söz konusu karar, yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 01.10.2013 tarihinde kesinleşmiştir.

4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 01.10.2013 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 11.05.2017 tarihinde basit yaralama suçunu işlediğinin Bitlis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2018 tarihli ve 2017/237 Esas, 2018/203 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Bingöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2018/273 Esas, 2019/216 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.09.2013 tarihli ve 2013/329 Esas, 2013/667 Karar sayılı, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına, sanığın üste hakaret suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 … 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükmün açıklanmasına sebep olan suçtan verilen mahkumiyet kararının 5 yıllık denetim süresi bittikten sonra kesinleştiğine, verilen mahkumiyet kararıyla masumiyet karinesinin zedelendiğine ve hukuka aykırı hüküm tesis edildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yapılan incelemede; olay günü koğuş koridorunda toplanıldığı sırada koğuş sorumlusu Fatih Muştu’nun batarya personeline, batarya yoklama için koridora çık diye bağırmasından sanık …’ın rahatsız olması üzerine neden bağırıyorsun dediği, mağdur … Çavuş İhsan Eyüpoğlu’nun kendisine Feyyaz, arkadaşımız Fatih kötü bir şey yapmıyor, neden böyle yapıyorsun dediği, bunun üzerine sanığın mağdur İhsan’a sen kimsin lan şeklinde bağırdığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık savunmalarında atılı suçu ikrar ederek öncelikle beraatini istediğini, hakkında ceza verilecek olması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul ettiğini beyan etmiştir.

3.Mağdur İhsan Eyüpoğlu ve yeminli ifadelerine başvurulan tanıklar Recep Kaplan, Hayati Başkan, Fatih Muştu, Fatih Can Tatlı, Abdullah Demir, Ümit …’in beyanları da maddi vakıayı destekler mahiyettedir.

4.Olay tespit tutanağı, mağdura ait çavuş diplaması, sevk belgesi, vaka kanaat raporu ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.

5.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Bitlis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2018 tarihli ve 2017/237 Esas, 2018/203 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.

6. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Sanığa yüklenen üste hakaret suçu, 1632 sayılı Kanun’un “Askeri İtaat ve İnkiyadı Bozan Suçlar” başlıklı 5. faslında yer alan 85 inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, suçun basit hâlini düzenleyip yaptırım altına alırken; ikinci cümlesi, hakaretin hizmet esnasında veya hizmete müteallik bir muameleden dolayı işlenmesi, yani nitelikli hâlini düzenlemektedir.

Amire veya üste hakaret suçu, iki değeri (hukuki menfaati) koruyan suçlar grubuna dahildir. Bu değerlerden birincisi, amir veya üst konumundaki kişinin bireysel onurudur. Diğeri ise, amir veya üst konumundaki kişide bulunan ve ondan ayrılması mümkün olmayan askerlik mesleğinin itibarı, vakar ve haysiyetidir.

2.Sanığın, temyize konu olay sırasında, üstü konumundaki mağdurun bireysel onurunu ihlal edebilecek ve onun kanalı ile askerlik mesleğinin itibarı, vakar ve haysiyetini zedeleyebilecek nitelikte olan sen kimsin lan şeklinde sarfettiği sözlerin üste hakaret suçuna konu eylemi olarak sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında,
bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Her ne kadar temyiz incelemesine konu hükmün kısa kararında, açıklanan hükmün esas numarası yanlış yazılmış ise de; gerekçeli karar içeriğinde sehven esas numarasının farklı yazıldığı belirtilerek düzeltildiği anlaşıldığından bu husus bozma sebebi yapılmamış ve yerinde düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası olarak görülmüştür.

4.Mahkemece üste hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

5.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu

olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımın … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bingöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2018/273 Esas, 2019/216 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.10.2023 tarihinde karar verildi.