Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/13974 E. 2023/25518 K. 12.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13974
KARAR NO : 2023/25518
KARAR TARİHİ : 12.12.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/668 E., 2016/390 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, hükmolunan ceza miktarı itibarıyla koşulları bulunmadığından sanığın duruşmalı inceleme isteminin 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilerek, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; son savunma hakkının kısıtlandığı, ek süre verilmediği, uzlaşma hükümlerinin uygulanmadığı, anayasal dilekçe hakkını kullandığı, iddia ve savunma hakkı sınırları içerisinde şikayete konu sözleri söylediği, katılanın kamu görevlisi olmadığı, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği, atılı suçun kasten işlenmediği, bu nedenlerle ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında, katılan tarafından alacaklı vekili olarak icra takibi başlatıldığı, … 10. İcra Müdürlüğündeki bir takip dosyasına itirazda bulunan sanığın, 02.02.2015 tarihli itiraz dilekçesinde katılana hitaben özetle, “sahtecilik ve sahtekarlık yapan … tarafından para sızdırmak amacıyla.. Av. …’nın hukuka karşı hile yaptıkları, kanunları hiçe saydıkları, yasaları açıkça çiğneyerek sahteciliğe ve sahtekarlığa başvurmuştur, … nitelikli dolandırıcılık yapmak amacıyla ..” şeklinde devam eden hakaret içeren beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle eylemin sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın bozma sebepleri dışındaki temyiz isteği ile başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesinde düzenlenen ve Anayasanın 36 ncı maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmeler, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret ve hatta iftira suçu oluşturur.
İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır.
Maddi uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez. Keza, somut vakıalara dayansa dahi uyuşmazlıkla alakası olmayan olumsuz değerlendirmeler açısından iddia ve savunma hakkının kullanılması söz konusu değildir.
Somut olayda; sanığın icra dosyasında verdiği, suça konu dilekçe içeriğindeki katılana yönelik sözlerinin, 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı düşünülmeden, yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi,

2. Kabule göre de;
a. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasanın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasanın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
b. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 02.02.2015 yerine 09.08.2014 olarak yazılması
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.12.2023 tarihinde karar verildi.