Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/7037 E. 2023/9755 K. 10.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7037
KARAR NO : 2023/9755
KARAR TARİHİ : 10.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/75 Esas, 2016/107 Karar
SUÇ : Rüşvet alma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.02.2015 tarihli ve 2015/6633 Esas, 2014/41564 Soruşturma, 2015/549 numaralı İddianamesiyle; sanık hakkında rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/75 Esas, 2016/107 sayılı Kararı ile; sanık hakkında rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci
maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; rutin trafik kontrolü için … plaka sayılı aracı durdurduğu esnada şoför koltuğunda mahkemenin kabulünün aksine … isimli kişinin olduğuna, bu kişiden belgelerini istediğinde arkadaşının rahatsızlığı nedeniyle onu hastaneye götürdüğünü belirtmesi üzerine, bu sefer ehliyetini istediğine, şahsın ehliyetinin yerini bilmediğini ancak arabada ya da evde olabileceğini söyleyerek sadece ruhsatı verdiğine, bu arada şahsın arkadaşı olan …’ın, aracı kendisinin kullanabileceğini söylemesini müteakiben ondan ehliyetini sorduğuna, …’un, alkol nedeniyle ehliyetine el konulduğunu ancak geri alma süresi dolduğu için ehliyetiyle ilgili sorun yaşanmayacağını bildirmesinin ardından, kendisinin araç sürücüsü olmadığı için bu yönde bir sorgulama yapamayacağını, eğer sorgulama yapar ve ehliyetine dair geri alma süresi dolmamış ise hem araç sürücüsüne hem de ehliyeti sorgulanan kişiye yaklaşık 3.000 TL para cezası düzenlemek zorunda olduğunu söylediğine fakat … ve … isimli kişilerin bu diyaloğu farklı anladıklarına, kendisinin hiçbir surette şikayetçi veya arkadaşından para talep etmediğine, mahkemenin de olayı sadece ismi anılan kişilerin beyanına üstünlük tanıyarak kabul etmesinin hatalı olduğuna,
İhbar üzerine trafik kontrol noktasına gelen asayiş ekiplerinin, kendisinin ve ekip arkadaşlarının üzerleri ile araçlarını aradığına ancak rüşvet olarak verildiği iddia edilen paranın ele geçirilemediğine, yine gizli çekim şeklinde yapılan görüntü kaydının da hukuka uygun bir delil olmadığına, keza bu kayıtta da kendisine rüşvet verildiğine dair bir görüntünün bulunmadığına, dolayısıyla dosyada … ve … isimli şahısların beyanı dışında delil bulunmadığı halde hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Tüm dosya kapsamından, suç tarihinde trafik polisi olarak görev yapan sanığın, 04.03.2014 tarihinde saat 21:30 sıralarında Galata Köprüsü girişinde denetim yaptığı, şikayetçi …’un yanında arkadaşı … ile birlikte seyir halinde iken denetim noktasında durdurulduğu, …’un daha önce alkollü araç kullanmaktan dolayı ehliyetine el konulduğunu öğrenmesi üzerine sanığın, şikayetçinin gerçekleştirmiş olduğu ihlalin cezasının büyük olduğunu belirttiği ve bu konuyla ilgili işlem yapmamak için para istediği, şikayetçinin ise üzerinde para bulunmadığını söylemesinin ardından sanığın …’un nüfus cüzdanını alıkoyarak bankamatikten para çekip getirebileceğini söylediği, bunun üzerine şikayetçinin arkadaşıyla birlikte bankamatiğe giderek 200 TL çekip getirerek bu parayı sanığa verdiği ve nüfus cüzdanını geri aldığı, bu haliyle gerçekleşen eylemde sanığın rüşvet alma suçunu işlediği kabul edilerek atılı suçtan cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın rüşvet alma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında üzerine atılı suçu kabul etmediği, rüşvet isnadına ilişkin savunmanın aksine delil olmadığı, rüşvet alma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı ancak sanığın ehliyeti bulunmadığı halde araç kullandığı belirtilen araç sürücüsü ile ilgili herhangi bir idari veya cezai işlem uygulamayarak görevinin gereklerine aykırı davrandığı anlaşıldığından üzerine atılı eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek rüşvet alma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Somut olayda taraflar arasında özgür iradeleri ile yapılmış bir rüşvet anlaşmasının gerçekleşmediği, sürecin başından itibaren şikayetçinin amacının rüşvet vermek olmayıp olayın ortaya çıkmasını sağlamak ve sanığı yakalatmak olduğu, bu itibarla sanığın eyleminin rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, tamamlanmış suçtan hüküm kurularak fazla ceza tayin edilmesi,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) ek 11 inci maddesi gereğince, trafik polisi olup suç tutanağı düzenleme yetkisi bulunan sanığa verilen cezanın yarı oranında artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Rüşvet aldığı kabul edilen sanık hakkında hüküm fıkrasında delalet maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin ikinci fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/75 Esas, 2016/107 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, bozmada oy birliği gerekçede oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.10.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY
Olay tarihinde trafik polisi olarak görevli olan sanığın sürücüsü şikayetçi … olan aracı durdurduğu, sürücünün ehliyeti olmadan araç kullandığını tespit etmesine ve ceza tutanağı düzenlemesi gerekmesine rağmen, ceza kesmemek için 200 TL istediği, olmadığını beyan eden şikayetçinin kimliğini alıkoyarak ATM’den çek getir, bırakayım seni dediği, parayı çeken ve sanığa veren şikayetçinin bu hususu cep telefonu ile kayda aldığı ve olaydan hemen sonra şikayette bulunduğu, kaydı sunduğu, yanında tanık olarak bulunan …’in hazırlıkta şikayetçi sıfatıyla alınan beyanında olayı doğruladığı, kaydın içeriğinden ruhsatın arasına paranın konulduğu ve sanığa verildiğinin sabit olduğu, parayı alma anı net olarak tespit edilememiş ise de; aralarında geçen konuşmada şikayetçinin “ceza yiyecek miyiz” diye sorması üzerine sanığın “cezayı böyle yapalım dedik artık ne yapalım, sorguladığın zaman üç bin TL ceza geliyor zaten” şeklinde beyanda bulunmak suretiyle parayı aldığı hususunun doğrulandığı, aradan geçen zaman zarfında paranın sanığın üzerinde bulunmamasının mümkün olduğu, keza sanık ceza tutanağı düzenlememe gerekçesini açıklayamadığı gibi elektriklerin kesik olduğu bu sebeple sorgulama yapamadığı yönündeki savunmasının da yapılan tahkikat sırasında doğrulanmadığı, bu itibarla sanığın yapması gereken işi yapmamak için şikayetçilerden rüşvet istediği ancak kayıt çözümünden de anlaşılacağı üzere şikayetçilerin sanığa rüşvet verme niyetleri olmadığı halde olayı ortaya çıkarabilmek ve suçun delillerini elde edebilmek için anlaşmış gibi gözükerek parayı verdikleri bu sebeple taraflar arasında işin görülmesinden önce özgür iradeleri ile yapılmış bir rüşvet anlaşmasının bulunmadığı bu itibarla sanığın eyleminin rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturduğu ve bu gerekçeyle hükmün bozulması gerektiği kanatinde olduğumuzdan sanığın eylemini görevi kötüye kullanma olarak niteleyen sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.