YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/11430
KARAR NO : 2023/10331
KARAR TARİHİ : 26.10.2023
MAHKEMESİ : Tokat 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/10 E., 2023/99 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki Mahkemece görülen hizmet tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Serdar Erdoğan tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 60 1200 101 209 sigorta sicil numarası ile 01.11.1993-18.06.2011 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde garson ve satıcı olarak çalıştığını, davacının bu çalışma süresince primlerinni yatırıldığını zannettiğini ancak iş yerinden ayrıldıktan sonra yeni iş arama aşamasında sigortasının yatırılmadığını öğrendiğini, davacının 1998-1999 yılları arasında askerlik yaptığını, askerlik sonrası aynı işyerinde tekrar işe başlayıp davalı şirketin merkez ve ilçelerdeki şubelerinde çalışmasını sürdürdüğünü, şubelerin merkeze bağlı olmasına rağmen hileli olarak girdi – çıktı yapıldığını, davacının 18.06.2011 tarihinde ücret artışı yapılmasını istediğini fakat işveren tarafından “beğenmiyorsan çık git” şeklinde bir cevapla karşılaşması üzerine davacının işyerinden ayrıldığını, ileri sürerek ve sonuç olarak davacının davalı işverene ait işyerinde 01.11.1993- 18.06.2011 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıcının 01.11.1993 olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili özetle; işyerinin 10.01.1996 yılında Kanun kapsamına alındığını, su sebeple kapsamda olmayan bir işyerinde çalışmanın mümkün olmadığını, davacının 01.06.2000 tarihinde … yanında işe girdiğini ve çıkışlarının bulunduğunu, ayrıca davacının tespitini istediği dönemde 21.10.2005- 01.07.2000 tarihleri arasında 252 gün, diğer taraftan Doğa İnş. yerinden 18.07.2007- 01.09.2006 tarihinde hata olduğunu tarihleri arasında da 45 gün hizmetin bildirildiğini, ihtilafın niteliği gereği mahkemece resen araştırma yapılmaksızın ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
2.Davalı şirket vekili, davacının davalı işyerinde 01.11.1993- 18.06.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, iddiasının doğru olmayıp, çalışmanın dönem dönem devam etmenin yanında davalı işyerinin 15.03.2006 tarihinde tescil edildiği için bu tarihten önce çalışmanın fiilen imkansız olduğunu, davacının çalıştığı dönemlere ait SSK primlerinin yatırıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Özetle; davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece; “… inceleme konusu davada; istemin reddine karar verilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. Mahkemece öncelikle davacının işe giriş bildirgelerinin verildiği işverenler belirlenerek bu işverenler yanındaki çalışma süreleri tespit edilmelidir. Ayrıca davalılara ait işyerlerinin 506 ve 5510 sayılı Kanun hükümleri kapsamında bulunduğu süreler (tescil dönemi) Kurumdan sorulmalı, hizmet döküm cetvelinde talebe konu dönemde bildirim yapılan işverenler belirlenmeli, bu işverenler nezdinde herhangi bir çalışmanın bulunup bulunmadığı ile bu işverenlerin davalılarla arasında bir organik bağ olup olmadığı irdelenmeli, davalı işverenlerin vergi kayıt ve faaliyetleriyle tescil durumu ilgili vergi dairesinden ve ticaret sicili memurluğundan araştırılmalı, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar davalı işverenlerden ve kurumdan istenilmeli, işyerlerine ait tüm bordro ve belgeler getirtilerek, bildirimleri yapılan sigortalıların ve aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ile çalışanların bilgi ve görgüsüne başvurulmalı ve tanık ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilerek toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” gerekçesi ile Mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun’un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Tüm bu bilgiler ışığında davacının talebi, davanın açılış tarihi ve davalı işverenler nezdinde ki Kurum kayıtlarına yansıyan bildirimleri gözetildiğinde bilhassa 01.11.1993 – 20.10.2005 tarihleri arasındaki çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığının kabulü isabetsizdir. Bunun yanında yukarıda belirtilen tarihler dışındaki talepler bakımından ise kurulan hüküm de eksik araştırmaya dayanmaktadır. Bu sebeple davalı işverenlere ait tüm işveren bordroları getirtilerek talebe konu dönemler irdelendikten, mahkemece dava sırasında dinlenen tanıkların ve yeni tespit edilecek bordro ve komşu iş yeri tanıklarının anılan dönemle ilgili ayrıntılı ifadeleri alınarak aradaki çelişkiler giderildikten, dava sırasında komşu iş yerlerinde çalıştıklarını belirlenen tanıkların bilhassa hizmet döküm cetvelleri de getirilerek ifadelerine başvurulduktan, davalı iş yerlerinin talebe konu dönemdeki faaliyet durumu etraflıca araştırılarak, sigortalının iddiasına konu kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince tespit edilerek, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerlerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve iş yerinin niteliği nazara alındıktan, böylece talebe konu hususlarla ilgili ayrıntılı araştırma yapılarak çalışma olgusu ve süresi belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.