YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4266
KARAR NO : 2023/6210
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
ASIL KARAR TARİHİ : 12.04.2012
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
ASIL KARAR : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
EK KARAR : Temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi onama
Sanıklara 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 101 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince istemleri aranmaksızın müdafii görevlendirildiği, ancak sanıkların yargılama sırasında Avukat … ile birlikte duruşmaya girerek, kendilerini adı geçen avukatın temsil edeceğini beyan ettikleri, Avukat …’ın mahkemece talep edilmesine karşın dosyaya vekâletname sunmadığı, asıl kararın hem sanıkların zorunlu müdafiileri tarafından hem de Avukat … tarafından temyiz edildiği, mahkemece Avukat …’ın temyiz isteminin vekâletnamesi bulunmadığından ek kararla reddine karar verildiği belirlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 261 nci maddesinde avukatın yasa yollarına başvurma hakkına ilişkin olarak ”Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.04.1992 tarihli ve 1992/7-86 Esas, 1992/105 Karar sayılı kararında; vekâlet akdinin taraflar arasındaki vekâlet ilişkisini düzenleyen bir sözleşme olduğu, üçüncü şahısların kabulüne bağlı olmadığı, avukatın vekil tayin edildiğinin usulünce mahkemeye bildirilmesinin yeterli olduğu belirtilmiştir. Avukatın sanıkla birlikte duruşmaya girmesi ve sanığın avukatı kabul ettiğinin anlaşılması hâlinde vekâletnamesi olmayan avukatın kanun yollarına başvurma yetkisi kabul edilmelidir.
Yargıtay Genel Kurulunun 20.10.1975 tarihli ve 1975/7 E., 1975/9 K. sayılı içtihadı birleştirme kararında da; sanıkla birlikte duruşmaya gelen ve hakim huzurunda müdafi olarak kabul edildiği sanık tarafından bildirilen vekâletnamesiz müdafiin hükmü temyiz etmesi hâlinde, dosyada sanığın açık bir muhalefeti bulunmuyorsa 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 290 ıncı maddesine göre bu temyizin geçerli olduğuna hükmedilmiştir. Buna göre somut olayımızda Avukat …’ın sanıklar adına hükmü temyiz etme hakkı bulunmakta, 5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ”Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafii seçmesi hâlinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer” şeklindeki düzenleme uyarınca ise sanıklara tayin olunan zorunlu müdafiilerin ise görevleri sona ermiş olup hükmü temyize hakları bulunmamaktadır. Avukat …’ın temyiz isteminin reddine dair ek kararın hukuka aykırı olduğu anlaşılmış olup, ek kararın kaldırılmasına, Avukat …’ın asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine, zorunlu müdafiilerin temyiz istemlerinin ise reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre;
Sanıkların İhtiyari müdafii Av. … ve Sanıkların Kendilerinin Temyiz İstekleri Yönünden
Temyiz isteminin reddine dair ek kararın ve asıl kararın; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı,
Sanıkların Zorunlu Müdafiilerinin Asıl Karara Yönelik Temyiz İstekleri Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında ”Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi hâlinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer” şeklindeki düzenlemesi uyarınca da sanıklara tayin olunan zorunlu müdafiilerin görevi ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sona ermiş olduğundan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği, zorunlu müdafiilerin sanıklar hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Altınözü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2015 tarihli ve 2014/1563 Esas, 2015/1935 Karar sayılı kararı ile sanıkların kaçakçılık suçundan 5 yıl 7 … 15 gün hapis ve 45.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, adlî para cezasının taksitlendirilmesine, hak yoksunluklarına ve kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.
2. Anılan kararın sanıklar … ve … müdafii ile katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosya, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7242 sayılı Kanun’un 61 ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 ve 5 inci maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş sanığın lehine olabileceğinden, 7242 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme gereği mahkemesine iade edilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyanın iade edilmesi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda Altınözü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2012 tarihli, 2020/483 Esas, 2022/403 Karar sayılı kararı ile sanıkların kaçakçılık suçundan 5 yıl 7 … 15 gün hapis ve 11.240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, adlî para cezasının taksitlendirilmesine, hak yoksunluklarına ve kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıkların ihtiyari müdafii Av. …’ın temyiz isteği; sanıkların mahkûmiyetlerini gerektirir nitelikte delil bulunmadığı halde sanıkların mahkûmiyetine karar verildiğine, delillerin hukuka aykırı olduğuna, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve re’sen belirlenecek nedenlere, sanıkların temyiz istekleri ise; haklarında eksik araştırma ile ceza verildiğine, lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığına ve re’sen belirlenecek nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Altınözü Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Altınözü Sulh Ceza Mahkemesi’nin 21.07.2014 tarihli ve 2014/710 Değişik İş sayılı adlî arama kararı ile H.C, İ.A, M.A, M.S …K adlı şüphelilerin adreslerinde kaçak akaryakıt bulunduğu şüphesiyle arama yapılmasına hükmedildiği, H.C adlı şahsın evindeki aramaya başlandığı sırada, H.C’nin evinin yan tarafında bulunan …’e ait olduğu belirlenen inşaat hâlindeki evin alt kısmında ve avlusunda mavi renkli motorin bidonlarının olduğunun görülerek bu konuda ayrı bir soruşturmaya başlandığı ve …’e ait olduğu belirlenen inşaat hâlindeki ev ve içerisinde bulunduğu zeytinlik alan için Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle yazılı arama emri verildiği, inşaat hâlindeki evin depo kısmında ve avlusunda 50 adet 60 litrelik plastik bidonlarda motorin ve 120 adet boş bidon ile evin içerisinde bulunduğu zeytinlikte olay yeri krokisinde 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 sıra numaraları ile gösterilen bölgelerde çok sayıda motorin bidonu olduğu ve bu bidonların yanında Suriye sınırından yer altından çekilen el yapımı boru hatları olduğu görülerek marker seviyesi geçersiz olan toplam 78.200 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2. …’in kolluk ifadesinde; inşaat hâlindeki evi oğulları …, … ve …’ın yaptırdığını, kendisinin kaçak motorinle ilgisinin bulunmadığını belirtmesi ve adı geçenlerin kolluk ifadelerinde arazinin mülkiyetinin babalarına ait olmakla birlikte babalarının araziyi ev yaptırmaları için kendilerine verdiğini, inşaat hâlindeki evi beraber yaptırmakta olduklarını, evde ele geçen 60 litrelik 5 bidondaki akaryakıtın da kendilerine ait olduğunu belirtmeleri üzerine … hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın düzenlendiği, sanıklar hakkında ise kaçakçılık suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
3. Sanıkların aşamalarda; inşaat hâlindeki evde bulunan 5 adet bidondaki motorinin kendilerine ait olduğunu, onu da tarlalarında kullanacak olduklarını, ele geçen diğer motorinlerin kime ait olduğunu bilmediklerini beyan ederek atılı suçu inkar ettikleri belirlenmiştir.
4. Mahkemece 01.04.2015 tarihinde olay mahalinde keşif icra edildiği ve keşif sırasında bir kısım tutanak tanıkları, sanıklar … ve … ile babaları tanık …’in beyanlarına başvurulduğu anlaşılmış olup beyan içerikleri keşif zaptında mevcuttur. Yine savunma tanıkları M.İ ve M.Ü’nün beyanları dosyada bulunmaktadır.
5. Keşfe katılan bilirkişi tarafından tanzim olunan 08.04.2015 tarihli rapor dosya arasına bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıkların Zorunlu Müdafiileri Olan Av. …, Av. … ve Av. …’nun Temyiz İstekleri Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanıklara tayin olunan zorunlu müdafiilerin görevi ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sona ermiş olduğundan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği, zorunlu müdafiilerin sanıklar hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Sanıkların İhtiyari Müdafiileri Av. … ve Sanıkların Kendilerinin Temyiz İstekleri Yönünden
1. 17.12.2015 tarihli celsede sanıklar müdafiince dosyaya sanıklar … ve … hakkında aynı olaydan dolayı kovuşturmaya yer olduğuna dair karar verilmiş olduğu belirtilerek, Altınözü Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17.08.2014 tarihli ve 2014/1027 soruşturma no’lu ek kovuşturmaya yer olduğuna dair karar suretinin ibraz edildiği anlaşılmış olup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde yapılan kontrolde söz konusu soruşturma sonucunda düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasına ilişkin dosyanın daha evvel Dairemizin 2021/3994 Esas numarası üzerinden temyiz incelemesine tabi tutulduğu anlaşılarak yapılan incelemede; söz konusu soruşturma ve davaya konu olayın aynı tarihli Altınözü Sulh Ceza Mahkemesi’nin 21.07.2014 tarihli ve 2014/710 Değişik İş sayılı adlî arama kararı ile H.C, İ.A, M.A, M.S …K adlı şahıslara ait adreslerde ele geçen 138.500 litre kaçak motorine ilişkin olup, … ve …’nin olay mahalinde yakalanmaları sonrası soruşturmaya dahil edildikleri, anılan dosyada aramanın yapıldığı yer ile iş bu dosyadaki yerin yerin ve dava konusu edilen motorinin farklı olduğu, ortada mükerrer dava bulunmadığı belirlenmiştir.
2. Tutanak tanıklarının beyanlarında ” …evde 60 litrelik 50 adet … bidon, 120 adet boş olup içinde motorin kalıntıları olan bidonların olduğunu, bu bidonların bir kısmının inşaatın zemin katında diğerlerinin ise inşaatın yaklaşık 3-5 metre önündeki eklentide tespit edildiğini, mazotların inşaat hâlindeki ev ve içerisinde bulunduğu tarlada ele geçirildiğini, olay yerinde yapılan araştırmada toplanan kalabalıktaki vatandaşların da motorin ve tarlanın … ve çocuklarına ait olduğunu söylediklerini belirtmeleri, ikamette ele geçen … mazot bidonu sayısının 50 olmasına karşın sanıkların bunun da ancak 5 adet olduğunu belirtmelerinin suçtan kurtarmaya yönelik savunmada bulunduklarını ortaya koyması, sanıkların inşaat yaptıklarını kabul ettikleri babalarına ait zeytinliğe sanıkların haberleri olmadan Suriye sınırından yer altından boru hattı döşenmesinin hayatın olağan akışı ile bağdaşmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği anlaşılmış, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Mahkemece sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim uygulanarak cezalarında 1/6 oranında indirim yapıldığı, sanıklar hakkında hükmolunan
cezaların miktar ve türüne göre kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların, hapis cezasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müesseselerinin de uygulanmalarının mümkün olmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Dava konusu eşyanın fahiş değerde olması sebebiyle tatbik edilen 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının aynı Kanun’un dördüncü maddesinin ikinci fıkrasından sonra uygulanması gerekirken önce uygulanması, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar ve sanıkların ihtiyari müdafiileri Av. …’ın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanıkların Zorunlu Müdafiileri Av. …, Av. … ve Av. …’nun Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Altınözü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2020/483 Esas, 2022/403 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların zorunlu müdafiilerinin temyiz isteklerinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar ve Sanıkların İhtiyari müdafiileri Av. …’ın Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Altınözü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2020/483 Esas, 2022/403 Karar sayılı kararında sanıklar ve sanıkların ihtiyari müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar ve sanıkların ihtiyari müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.06.2023 tarihinde karar verildi.