YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13118
KARAR NO : 2023/7109
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/257 E., 2021/996 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2015 tarihli ve 2014/625 Esas, 2015/342 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 … hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ele geçen kaçak eşyanın
müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Yukarıda bahsi geçen kararın, katılan kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 02.02.2021 tarihli ve 2018/3838 Esas, 2021/1330 Karar sayılı ilâmıyla hükmün;
“…Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. madde ve fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,…” bahisle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
3.Bozma ilâmı sonrasında yapılan yargılamada; … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.10.2021 tarihli ve 2021/257 Esas, 2021/996 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca 10 … hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ve ele geçen kaçak eşyaya ait numunelerin müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği; cezanın alt sınıra yakın miktardan başlanılarak verilmesinin ve yakalanan kaçak sigaranın miktarı ile gümrüklenmiş değeri fahiş olduğu halde cezada arttırım yapılmamasının hukuka aykırı olduğuna, araç hakkında müsadere kararı verilmesi gerektiğine, re’sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Kolluk birimlerince gerçekleştirilen devriye faaliyeti sırasında kavşakta şüphe üzerine durdurulan sanığın kontrolündeki aracın içerisinde poşetlerde ve doğal boşluklarında toplam 49 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2.Sanık aşamalardaki savunmasında; suçlamayı kabul ettiğini, aracın çalıştığı şirkete ait olduğunu beyan etmiştir.
3.Dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre ele geçen eşyanın tamamının yabancı menşeili ve kaçak olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
4.Nakil aracının ruhsat bilgileri ile malen sorumlu beyanı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A.Nakil Aracı Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
Olay ve Olgular başlığı altında değinilen hususlar karşısında; yakalanan eşyanın değeri nazara alındığında, nakil vasıtasının müsadere edilebilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete aykırı olup ele geçirilen kaçak eşya miktarının ağırlık ve hacim bakımından nakil aracının taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü teşkil etmediğinin anlaşılması, malen sorumlunun … niyetli olduğunun aksine bir delil de bulunmaması karşısında, 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesindeki ve 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmediği gözetilerek katılan Gümrük İdaresi vekilinin bu hususa yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
B.Sanık Hakkında Verilen Hüküm Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, bozma ilâmı, ele geçen eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sanığın kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmesi için mahkemece kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında yer alan dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar tutarı ödemesi hususunda ihtarat yapılması ve ödeme yapması halinde, soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca daha önce sanığa bu hususta ihtar yapılmamış olduğu da gözetilerek cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerektiği cihetle; kovuşturma aşamasında yapılan ihtaratta indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması ve ödeme yapılmadığından bahisle ilgili hükmün sanık hakkında uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Ele geçen tüm kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yalnızca numune olarak alınan sigaraların müsaderesine karar verilmiş olması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Nakil Aracı Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının iadesine yönelik kararda, katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden kararın, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B.Sanık Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.10.2021 tarihli ve 2021/257 Esas, 2021/996 Karar sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.09.2023 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan İdare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 05.10.2021 tarih ve 2021/996 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (…., Temyiz Kanunyolunda …, Cumhuriyetin ….Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, … 1973, s 97; …., Ceza Muhakemesi Hukuku, …., 5. Baskı, …, Ekim 2017, s. 963; Veli …, M….r, …, …,…, Ceza Muhakemesi Hukuku, …, … 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep
edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç
ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 12.09.2023