YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7571
KARAR NO : 2023/5067
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/42 E., 2015/146 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2015/42 Esas, 2015/146 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.12.2018 tarihli ve 14-2015/261688 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanık hakkında alt sınırdan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin aşamalarda çelişkili ve soyut beyanlarda bulunduğuna, mağdure ve annesinin şikayetçi olmadıklarına, tanık anlatımları ile dosyadaki raporlar gözetilerek sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair maddi bir delilin mevcut olmadığına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yapılan yargılama sonucunda dava konusu olayın ilk derece mahkemesince; “Suç tarihi olan 27.06.2014 günü enişte olan sanığın 2001 doğumlu mağdurenin evde tek başına olduğu bir vakitte motorsikleti ile mağdurenin evinin önüne geldiği, bu sırada balkona çıkan mağdureyi evine çağırarak ”ben evde duş yaparken sen kızım … …’a bakarsın, size klimayı açarım, serin serin oturursunuz” diyerek çağırdığı, mağdurenin bunu kabul etmesi üzerine aşağıya inerek sanığın kullandığı motorun arkasına bindiği, daha sonra sanık ile mağdurenin birlikte sanığın evine gittikleri, eve girdiklerinde evde kimsenin olmadığı, sanığın eve girince evin perdelerini çekerek klimayı açtığı, mağdurenin de bu sırada mutfakta bulunan sandalyeye oturduğu, bu sırada sanığın gelerek mağdurenin omuzlarına masaj yapmaya başladığı, mağdurenin korktuğu için sesini çıkartamadığı, daha sonra sanığın mağdurenin yanında iç çamaşırlarına kadar soyunduğu, ardından da mağdureye ”hadi duşa girelim, sen de bana kese yaparsın” diyerek kendisi duşa gittiği, sanığın atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu bu suretle işlediği değerlendirilmiştir.
Her ne kadar sanık savunmasında suçlamaları reddetmiş ise de sanığın bu savunmalarını destekler somut bir delilin dosyada mevcut olmadığı anlaşılmış, sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamına göre de; mağdurenin hiçbir beklentisi olmadığı sanığa atfı cürümde bulunması da hayatın olağan akışına aykırıdır. Mağdurenin anlatımları dosya kapsamı ile örtüşmekte, tanık anlatımları ile de desteklenmekte olup mağdurenin anlatımlarına üstünlük tanınmıştır.” şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesinin yapılıp buna göre sanık hakkında “HUKUKİ SÜREÇ” başlığı altındaki (1) numaralı bölümde yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
IV.GEREKÇE
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazları reddedilmiştir.
2. Ancak; sanığın atılı suçu 27.06.2014 tarıhınde işlediği gözetildiğinde; bu tarihten sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61 inci maddeleri ile 5237 sayılı Kanun’un 102, 103, 104 ve 105 inci maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunla 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin yeniden düzenlendiğinin ve mevcut haliyle sanığın, olay günü masaj yapma bahanesiyle mağdurenin omuzlarına dokunması şeklinde gerçekleşen eyleminin ani ve kesintili şekilde gerçekleşip, süreklilik arz etmemesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerekirken, bu konuda herhangi bir kanun değerlendirmesi yapılmayıp sanığın anılan eyleminin de sarkıntılık düzeyini aştığı kabulüyle yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi hususu hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2015/42 Esas, 2015/146 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.09.2023 tarihinde karar verildi.