YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/13505
KARAR NO : 2023/13511
KARAR TARİHİ : 26.12.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/693 E., 2023/637 K.
DAVA TARİHİ : 12.03.2012
KARAR : Asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine
Taraflar arasında Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının kesildiği tarihten yeniden bağlanması ve alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabullüne, birleşen karşı davanın ise reddine dair, karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı … Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 01.05.1983 tarihinden itibaren bağ-kur sigortalısı olduğunu ve 2008 yılında 5510 sayılı Kanun’un geçici 24 üncü maddesi uyarınca davalı Kuruma olan borçlarını yapılandırma kapsamında ödeyerek 01.09.2008 tarihinde yaşlılık aylığı tahsisi yapıldığını, bu aylığın ödenmesi sırasında müvekkilinin 01.05.1983-30.08.2008 tarihleri arasındaki bağ kur hizmetinin kabul edilerek bu hizmetleri üzerinde aylık bağlandığını, bu tarihten itibaren yaşlılık aylığı alan müvekkilinin 12.01.2012 tarihli borç bildirim belgesi ile müvekkilinin aylığının kesildiği ve yersiz ödeme yapıldığı bu yersiz ödemenin geri ödenmesinin talep edildiğini, davalı Kurumca müvekkilinin 01.09.2004-05.10.2004 tarihleri arasında geçen 35 günlük SGK hizmeti gerekçe gösterilerek, 05.10/2004 tarihinden sonraki tüm bağ kur hizmetlerinin iptal edildiğini, halbuki müvekkilinin 2004-2008 dönemleri arasındaki tüm primlerini eksiksiz bir şekilde davalı kuruma yatırdığını, davalı kurumca uzun bir süreden sonra müvekkilinin aylığının kesilerek 12.01.2012 tarihli borç bildirim belgesi ile yersiz ödendiği iddia edilen ödemelerin talebinin hukuka ve kanuna açıkça aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin bağ kur hizmetlerinin iptali ile yersiz ödendiği iddia edilen 34,014,46 TL borcun talebi yönündeki davalı kurumun 12.01.2012 tarihli işleminin iptaline ve müvekkilinin yaşlılık aylığının devamına karar verilmesine, mahkeme masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan kurum işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkeme, ilk bozma öncesi ilk kararında; “…Birleşen dava davacısı SGK nın alacak davasının reddine, asıl dava davacısı …’in davasının kabulü ile SGK il müdürlüğünün 12.01.2012 tarih ve 777714 sayılı borç bildirim belgesinin ile davacının iptal edilen Bağ – Kur hizmetleri ile emekliliğinin ve davacıya çıkarılan 34,014,46 TL’lik borcun iptali ile davacının yaşlılık aylığının devamının tespitine, …” dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma öncesi ilk kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, ilk bozma ilamında özetle: “…Hâl böyle olunca, mahkemece, davaya konu edilen ve uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılan 05.10.2004–22.08.2008 tarihleri arasındaki dönem bakımından bağımsız çalışmanın varlığına yönelik araştırma yetersizdir. Her ne kadar anılan dönemde devam eden oda kaydı mevcut ise de; 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık için aslen bağımsız çalışmanın varlığı usulünce araştırılmalı, bu kapsamd, işyer kayıtları celpedilmeli, sigortalının odaya aidat ödeyip ödemediği, genel kurul toplantılarına katılıp katılmadığı vs. hususularında araştırılmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir…” denilerek karar bozulmuştur.
B.Mahkemece 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilk bozma sonrası verdiği ikinci kararı ile; “… yapılan yargılama ve toplanan deliller ile birlikte davacının iddiasını ispatladığı kanaati ile “Birleşen dava davacısı SGK nın alacak davasının reddine, asıl dava davacısı …’in davasının kabulü ile SGK il müdürlüğünün 12.01.2012 tarih ve 777714 sayılı borç bildirim belgesinin ile davacının iptal edilen Bağ-Kur hizmetleri ile emekliliğinin ve davacıya çıkarılan 34,014,46 TL’lik borcun iptali ile davacının yaşlılık aylığının devamının tespitine, …” dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma sonrası verdiği ikinci kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği ikinci bozma ilamı ile “…Davaya konu olayda da, mahkemece bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsetmek olanaksız olup, davacı hakkında anılan dönemde, davacı adına veya ehliyetine veya kullandığını iddia ettiği araç plakasına kesilen trafik cezalarının olup olmadığı, kendi adına herhangi bir araç kaydı olup olmadığı, bulunamaz ise davacının kiralama suretiyle taksicilik faaliyetinin varlığı ve bu hususta yazılı delillerin bulunup bulunmadığı, 1479 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılmaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak kendi nam ve hesabına ya da hizmet akdine dayalı olarak gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın oluşumu yönünden “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun varlığının zorunlu ve asli unsur olduğu gözetilerek, yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine işaret edilerek karar 2. kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ikinci bozma sonrası verdiği üçüncü kararı ile “…Davacının bağ kur sigortalılık kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ile ilgili araştırma ve takip görevi uhdesinde olan davalı kurunca bu görev zamanında ifa edilmemiş olup uzun yıllar davacıdan prim tahsilatı yapılan yaşlılık aylığı tahsisi yapıldıktan sonra yine uzunca bir süre davacıya emekli aylığı ödemesi yapılarak mevcut durumun kamu düzenine haiz bir hal almasından sonra zamanından eksik yapılan tetkik ve tespitlere dayanılarak davacının geriye dönük bağ kur sigortalılık hizmet sürelerinin ve tahsis edilen yaşlılık aylığının iptali yönündeki iş ve işlemlerin iyiniyet ve dürüstlük kuralları ile izah edilemeyeceği, hakkaniyete, menfaatler dengesine ve sosyal güvenlik sisteminin maksadına aykırı olacağı sonuç ve kanaatine varılarak asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, bu kararımızın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 31.03.2014 tarih ve 2013/10138 Ê.-2014/7336 K. sayılı kararıyla bozulması nedeniyle mahkememizce 05.10.2004-22.08.2008 tarihleri arasındaki dönem bakımından davacı-karşı davalı …’in bağımsız çalışmasının olup olmadığı hususunda araştırma yapılmış, bu doğrultuda davacı tarafça bildirilen … ve … isimli şahıslar tanık olarak dinlenmiş, … Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığından …’in 05.10.2004-22.08.2008 tarihleri arasındaki dönemde genel kurul toplantılarına katılıp katılmadığının bildirilmesi ve katılmışsa ilgili toplantı tutanağı vs. bilgi ve belgelerin gönderilmesi ve bozma sonrası dinlenen tanıklar … ve …’ın odalarına kayıtlarının olup olmadığı var ise oda kayıtlarının başlangıç ve bitiş tarihlerini gösterir bilgi ve belgelerin gönderilmesi, SGK İl Müdürlüğü’nden … adına işyeri kaydının olup olmadığı, varsa ilgili işyeri kayıtlarının gönderilmesi istenmiş ve ilgili kayıt ve belgeler celp edilmiş, yine davacı vekilince davacı adına kayıtlı olmasa da çalıştığını gösterir araç bilgileri beyan edilmiş bu minvalde … İl Emniyet ve Vergi Dairesine müzekkere yazılmış ve cevapları dosyamız arasına alınmakla ; bozma sonrası toplanan delil ve belgeler ve dinlenen tanık beyanlarından davacı karşı davalı …’in 05.10.2004-22.08.2008 tarihleri arasındaki dönemde bağımsız çalışmasının olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla Birleşen dava davacısı SGK nın alacak davasının reddine, asıl dava davacısı …’in davasının kabulü ile SGK il müdürlüğünün 12.01.2012 tarih ve 777714 sayılı borç bildirim belgesinin ile davacının iptal edilen Bağ – Kur hizmetleri ile emekliliğinin ve davacıya çıkarılan 34,014,46 TL’lik borcun iptali ile davacının yaşlılık aylığının devamının tespitine, …” dair karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ikinci bozma sonrası verdiği üçüncü kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği üçüncü bozma kararı ile: “…Eldeki davada ise, mahkemece bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsetmek olanaksız olup, davacı tarafından HGK’nun ilamında belirtildiği şekilde bir prim ödemesi olmadığı gibi, somut olayın özelliği itibariyle Medeni Kanunun 2 nci maddesinin uygulanma şartları da oluşmadığından objektif iyi niyet kuralının olayda uygulanması söz konusu değildir. Ayrıca, bozma sonrasında toplanan delillerden davacı …’in 1479 Sayılı Yasa kapsamında ticari faaliyet gösterdiği hususu tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu kapsamda, bozma sonrasında ortaya çıkan ve davacıya ait olduğu anlaşılan araçların ticari plakalarının olmadığı anlaşılmakla, hangi araç üzerinden ne suretle ticari taksicilik faaliyetini yaptığı hususunda davacının beyanı alındıktan sonra ayrıntılı bir araştırma yapılmalı ve yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi gereklerine işaret edilerek karar 3. kez bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin bozma sonrası verdiği dördüncü kararı ile; “…Davacı … Mahkememiz huzurunda alınan beyanında “Ben 1983 yılından beri taksicilik yapmaktayım ancak adıma kayıtlı olmayan ve amca oğluna kayıttlı olan … plakalı araç ile gece ticari faaliyet amaçlı taksicilik yapmaktaydım. Bu araç amcamın oğlu … adına kayıtlıdır. Bu araç ile 3 yıl boyunca ticari amaçlı geceleri taksicilik yaptım. 72 AL 451 plakalı araç benim adıma kayıtlı idi hangi tarihte alıp satıldığını hatırlamıyorum. Bu araç ile ticari faliyette bulunmadım. Benim ticari faliyette bulunduğum araç … plakalı araçtır. Bu araçla 2004 yılından emekli olduğum tarihe kadar ticari faliyette bulundum.” demiştir. Mahkememizce dinlenen tanık … beyanında “…… plaka sayılı araç benim adıma kayıtlıdır. Bu araç üzerinde ticari faaliyette bulunuyordum. Bu araç ile 2010-2015 tarihleri arasında ticari faaliyette bulundum. Davacı ise 2004-2008 yılları arasında aracım ile ticari faaliyette kendi nam ve hesabına çalışmıştır..” demiştir.
Tüm dosya kapsamı, Yargıtay ilamları, bozma sonrası toplanan delil ve belgeler ve dinlenen davacı asil ve tanık beyanlarından davacı karşı davalı …’in 05/10/2004-22/08/2008 tarihleri arasındaki dönemde bağımsız çalışmasının olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; Birleşen dava davacısı SGK nın alacak davasının reddine, asıl dava davacısı …’in davasının kabulü ile SGK il müdürlüğünün 12.01.2012 tarih ve 777714 sayılı borç bildirim belgesinin ile davacının iptal edilen Bağ-Kur hizmetleri ile emekliliğinin ve davacıya çıkarılan 34,014,46 TL’lik borcun iptali ile davacının yaşlılık aylığının devamının tespitine, …” dair karar verilmiştir.
G. 4 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin üçüncü bozma sonrası verdiği dördüncü kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile: “…Eldeki davada ise, Mahkemece bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsetmek olanaksız olup, son bozma ilamımızdan sonra yapılan yargılama çerçevesinde davacının çalışma biçimine ve ilişkisine dair ifade ve beyanlar irdelenip değerlendirilerek, gerekiyor ise bu yönde mahkemece yapılacak resen araştırma ile çalışma ilişkisinin kendi nam ve hesabına bir çalışma mı yoksa hizmet akdine veyahut da hâsılat kirasına dayalı olarak geçen bir hizmet ilişkisi mi olduğu hususları üzerinde durularak, ispat hükümleri çerçevesinde kendi nam ve hesabına ilişkin çalışmanın varlığına ilişkin kanaat getirildiğinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine dair karar verilmesi…” gereklerine işaret edilerek karar 4. kez bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince 4 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Yüksek Mahkeme kararında da belirtildiği gibi taksi sahibi arabasını ya da taksi plaka sahibi plakasını şoföre belli bir dönem için tahsis ediyorsa bu tahsis dönemi içinde işçinin işgörme edimini ne şekilde ifa ettiğine, hatta taksiyi kullanıp kullanmadığına dahi karışmıyorsa, taksi şoförü ya da plaka sahibi taksi sahibinden işin yürütümüne ilişkin hiçbir emir ve talimat almıyorsa, çalışma zamanını serbestçe organize edebiliyorsa iş sözleşmesinin esaslı unsurlarından olan kişisel bağımlılığın bulunmadığı kabul edilmelidir. Somut olayda davacı adına… plakalı aracın 2004 yılından bu yana kayıtlı olduğu, 2010 yılında devir edildiği, … plakalı aracın ise adı geçen şahsın amcasının oğlu olan ve … dışında yaşayan …’ ait olduğu, bu aracı davacının ticari amaçlı ve kendi adına kimseden talimat almadan kullandığı, dosya kapsamından sahibi olan …’in davacının iş görme edimini ne şekilde ifa ettiğine, hatta taksiyi kullanıp kullanmadığına dahi karışmadığı, davacının taksi sahibinden hiç bir emir ve talimat almadığı, çalışma zamanını kendisinin organize ettiği, davacının davalıya kişisel bağımlılığının bulunmadığı, ekonomik riskin davalıda değil davacıda olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olmadığı, hasılat kira sözleşmesi dosyadaki tanık beyanları ve belgelerden anlaşılmakta olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Diğer yandan her yıla ait kira sözleşmelerinin dosyaya sunulmamasının taraflar arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olduğunu göstermez. Zira hukukumuzda iş sözleşmeleri gibi kira sözleşmelerinin de yazılı yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Kira sözleşmeleri sözlü de yapılabileceğinden her yıl için yazılı bir kira sözleşmesi yapılmaması ve dosyaya sunulmaması ilişkinin kira sözleşmesi olmadığının kanıtı olamaz.
Tüm dosya kapsamı, Yargıtay ilamları, HGK kararı, bozma sonrası ve öncesi toplanan delil ve belgeler ve dinlenen davacı asil ve tanık beyanlarından davacı karşı davalı …’in 05.10.2004-22.08.2008 tarihleri arasındaki dönemde bağımsız çalışmasının olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla ve usulü kazanılmış haklar dikkate alınarak birleşen dava davacısı SGK’nın alacak davasının reddine, asıl dava davacısı …’in davasının kabulüne, SGK İl Müdürlüğü’nün 12.01.2012 tarih ve 777714 borç bildirim belgesinin ile davacının iptal edilen Bağ-Kur hizmetleri ile emekliliğinin ve davacıya çıkarılan 34.014,46 TL borcun iptali ile davacının yaşlılık aylığının devamının tespitine…”, dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … Başkanlığı ise verilen kararın hatalı olduğunu, esasen davalı Kurumca davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve hukuki mevzuata da uygun olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurumca yapılan işlemin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı SGK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.