Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/33085 E. 2024/49 K. 08.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/33085
KARAR NO : 2024/49
KARAR TARİHİ : 08.01.2024

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4121 E., 2019/2968 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜMLER : Esastan ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Tarafından Verilen Hükümler
1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 06.06.2011 ve 15.08.2011 tarihlerinde işlediği hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 31.03.2012 tarihinde işlediği hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 20.12.2013 ve 15.01.2014 tarihlerinde işlediği hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Hüküm
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Tebliğnamedeki Bozma Düşüncesine İlişkin
Tebliğname’de, sanığın, suça konu paylaşımları kendisinin yapmadığını savunması karşısında, internet adresinin tespit edilmesi ve savunmasında belirttiği şahısların açık kimlik ve adres bilgileri belirlenerek tanık sıfatıyla dinlenilmeleri yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi sebebiyle hükümlerin bozulması gerektiği düşüncesi belirtilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın birden fazla iş yeri olup bu iş yerlerinde birden fazla bilgisayar bulunduğu, ayrıca bu iş yerlerinde çok sayıda çalışanı olduğundan suça konu paylaşımların bu çalışanlar tarafından yapılmış olabileceğine, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmaksızın karar verildiğine, beyanına başvurulan tanıkların beyanlarının dikkate alınmadığına, sanığın iş yerine birkaç günde bir uğradığına, sanık adına sahte bir hesap açılmış olduğuna, sosyal paylaşım sitesinde gerçekleşen hakaret eylemlerinin failinin tespit edilmesinin güç olduğuna, bu kapsamda şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, suça konu paylaşımları sanığın yaptığı kabul edilse dahi paylaşımların düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, keyfi olarak alt sınırdan uzaklaşıldığına ve mükerrer cezalandırma yoluna gidildiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, herkese açık nitelikteki “Ülkem Doğrama (…)” isimli … profilinde suç tarihinde başbakan olan mağdur …’a yönelik olarak 15.01.2014 tarihinde ”BU VARYA BU BANA HEP ESED DİYE HİTAP EDİYORDU… GÜYA BENİ KÜÇÜMSÜYORDU. ŞİMDİ BEN BUNA HIRHIZ TAYYİP DESEM AYIP OLMAZ DEĞİL Mİ? ARKADAŞLAR…:))” şeklinde, 20.12.2013 tarihli paylaşım ve aynı paylaşımın altında bulunan 23.12.2013 tarihli yorumda ”Sayın başbakan hırsızın hasiyeti ve şerefi olmaz. Sen kimin şerefini hasiyetini koruyorsun. Konuştukça batıyorsun.” şeklinde, 31.03.2012 tarihinde ”Senin beşar esattan ne farkın var allah aşkına bak ve düşün meşruluğun kalmışmı…” şeklinde, 15.08.2011 tarihinde ”Olmadı sayın başbakan yakışmadı kan damlıyor ağzında intikam kokuyorsun yakışmaz bir ülke başbakanına.bu ne sürecin ne barışın dilidir.bu kana susamışlığın dilidir.bu yolun sonunda kan var körpecik bedenlerin toprağa düşmesi var kürt ve ya türk onlar insan sen farkındamısın kaç bin kürdü öldürmeti düşünüyorsun sorun çözülecekmi huzurlu olacakmısın.nemrutların dilidir firavunların dilidir bu dil ama kaybetiler kazanan mazlumlar oldu.ramazana ,insan yaşamına saygın varsa hiç olmasa şu operasyonları durdur.” şeklinde, 06.06.2011 tarihinde ”…her konuştuğunda ağzından kan damlıyor.” şeklinde paylaşımlarda bulunduğu İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname’deki Bozma Düşüncesi Yönünden
Sanığın kovuşturma aşamasında gösterdiği tanıklar E. C., C. C. ve F. N’nin dinlenildikleri, bunlara ek olarak sanık ve müdafiinin 25.06.2019 tarihli beşinci oturumda aynı konuya ilişkin olarak E. İ. ve M. G.’nin de dinlenilmelerini talep ettikleri ancak Mahkemece dosyanın gelmiş olduğu aşama ve sanık ile müdafiinin talep etmiş olduğu hususlarda daha önceden üç tanığın dinlenmiş olması gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, ayrıca sanığın suça konu paylaşımları yapmış olabileceğini söylediği üniversite öğrencisi iki çalışanın isim ve kimlik bilgilerini bildirmediği anlaşılmakla, Mahkemece eksik inceleme yapıldığına ilişkin Tebliğname’deki düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sanığın suça konu paylaşımları gerçekleştiren kişinin kendisi olmadığına dair savunmasına itibar edilmediğine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sanığın soruşturma aşamasında 15.01.2014 tarihli iddianameye konu edilmeyen bir paylaşımı suça konu … hesabından kendisinin yaptığını belirtmesi ve hiçbir aşamada adına sahte hesap açıldığına ilişkin bir beyanının bulunmaması karşısında sanık müdafiinin sanık adına sahte hesap açıldığına ilişkin temyiz sebeplerinin reddi gerekmiştir.
3. Mahkemece alt sınırdan uzaklaşılmadığı, ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükümleri çerçevesinde mükerrer cezalandırma yoluna gidilmediği anlaşılmakla sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz sebeplerinin reddi gerekmiştir.
C. 5271 Sayılı Kanun’un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri De Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Sebepler Yönünden
1. 06.06.2011 ve 15.08.2011 Tarihli Paylaşımlar Sebebiyle Hakaret Suçundan Kurulan Hükme İlişkin
i. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının öngörüldüğü anlaşılmıştır.
ii. Suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
2. 31.03.2012 Tarihli Paylaşım Sebebiyle Hakaret Suçundan Kurulan Hükme İlişkin
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda, 31.03.2012 tarihli paylaşım yoluyla sanığın yazdığı kabul edilen sözlerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,
3. 20.12.2013 ve 15.01.2014 Tarihli Paylaşımlar Sebebiyle Hakaret Suçundan Kurulan Hükme İlişkin
İncelemeye konu 20.12.2013 tarihli paylaşım ve aynı paylaşımın altında bulunan 23.12.2013 tarihli yorumda ise hakaret suçunu oluşturan sözlerin muhatabının … olduğunun dosya kapsamından anlaşılamaması nedeniyle matufiyet şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, unsurları oluşan 15.01.2014 tarihli paylaşım yönünden hakaret suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. 06.06.2011 ve 15.08.2011 Tarihli Paylaşımlar Sebebiyle Hakaret Suçundan Kurulan Hükme İlişkin
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesi uyarınca, başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. 31.03.2012 ile 20.12.2013 ve 15.01.2014 Tarihli Paylaşımlar Sebebiyle Hakaret Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Erciş 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.01.2024 tarihinde karar verildi.